İlk defa aşık oluşunuzu hatırlıyor musunuz? Belki küçüklüğünüzde gördüğünüz bir dizi ya da film oyuncusuna veya gençliğinizde tanıştığınız, konuştuğunuz bir insana, hatta belki aşkı yaşlılığınızda bulan insanlardan birisinizdir. Aşk kimi insan için dünyanın en değerli ve güzel duygusu; onu havalarda uçuran, ona mutluluk veren, kimisi için de; hüzün ve acıyla biten, içindeki inanç duygusunu bitiren en berbat histir.
Bir insana aşık olabilmek için öncelikle ona bağlanmak gerekir. Onu tanımak, iç dünyasına girmek başlıca gereksinimlerdendir. Bu bağlılık zamanla tutkuya dönüşür.
Kişiyi tanıdıkça ona bağlanır ve bir daha bırakmak istemezsiniz. Çünkü o kişi size iyi gelmeye başlar ve sizlerde sizi mutlu eden, ruhunuza dokunan bu özel kişiden ayrı kalmak istemezsiniz. İlerleyen zamanlarda da bu özel kişiyle yakınlık kurmak onu hissetmek, ona dokunmak istersiniz.
Aşk bu şekilde kendini geliştirmeye her zaman devam eder. Aşk asla belli bir olgu değildir. Herkes için tanımı farklıdır.
Bu yüzden genel bir tabiri bulunmaz. Aşk insanı mutlu da eder yeri gelir en karamsar insanına da dönüştürür. Hayatta her şey her zaman yolunda gitmez.
O masalsı duygular yerini zamanla tartışmalara ve karamsarlığa bırakabilir. Bu yüzden aşk her zaman olumlu bir şekilde gelişecek diye bir durum söz konusu değildir. Davranışsal Yansımalar Aşkta her iki tarafta kendinden bir şeyler ortaya koymalıdır.
Önemli olan zıtlıklara göğüs gerip her iki taraftan da ortak bir payda çıkarabilmektedir. Bunu yapabilen çiftler gerçek aşkı keşfetmeye başlamışlardır. Bu durumu en başında yapamayan kişiler arasında ise ne yazıkki sadece kendini kandırma durumu vardır.
Aşk insanların bağlamını ortaya koyan bir ritüeldir. Ona inançla sarılan çiftler her daim bir orta yol bularak zorlukların üstesinden gelir ve mutlu olmaya devam ederler. Huzur kendiliğinden oluşan bir şey değildir, bireyler bunu elde etmek için çabalamaları gerekir.
Örneğin haklı olan birey hakkını karşısında bir düşman varmışcasına değil sevdiğiyle aşk yoluyla savunması gerekir. Toplumsal Bağlam Toplumda aşka çok sıcak bakmayan insanların olduğu söylenebilir. Bu kesim ikiye ayrılır; ilki eski nesildir.
Birçok büyüklerimiz aşkın ulu orta yerlerde, sosyal medyalarda yaşanmasını doğru bulmazlar. Kendi zamanlarında bu bir “ayıp” olarak karşılandığı için genellikle gizli tutulması gerektiği görüşünü benimsemişlerdir. Bir diğer kesim ise aşka inanmayan kesimdir.
Birini kendinize aşık olması için zorlayamazsınız. Aşk ile ilgili birtakım duvarları ya da önyargıları olabilir. Buna saygı göstermeli ve eğer sizin için benzer görüşte değilse iletişimi sağlıklı bir şekilde kesmelisiniz.
Aksi takdirde bu sizi istediğiniz kişiyi elde etmekten ziyade daha hastalıklı bir zihniyete ve mutsuzluğa yol açacaktır. Duygusal Etkiler Aşk dediğimizde aklımıza gelen duygulardan bir tanesi de kıskançlıktır. Şaşırtıcıdır ki çoğu insan bunu olması gereken bir şeymiş gibi veya sevimli bulur.
Eğer aşkı olumlu duygularla beslemek istiyorsanız kıskançlık gibi olumsuz duyguları bir kenara bırakmalısınız. Güven, sevdiğinize verebileceğiniz en güzel sevgi biçimidir. Onu kısıtlamak, onu baskılamak onun size karşı bağlanmasını değil zamanla aşk kavramını başkalarında aramasına neden olur.
İki insan birbirine aşıkken arada aldatma neden olur düşündünüz mü? Öncelikle aldatma kesinlikle savunulacak bir şey değildir ve bir ilişkiyi derinden sarsan etkenlerden biridir. Karşı taraftan ilk baştaki değeri, sevgiyi bulamıyorsanız bunun sonucu sizi buna itmemeli, bu geçerli bir bahane değildir.
Bunun yerine partnerinizle konuşmalı ve ilişkinizi sağlıklı bir şekilde bitirmelisiniz. Arada aşkın olmadığı bir ilişki bireyler için işkenceden başka bir şey değildir. Olumsuz Etkiler Ayrılık sonrası yaşanılan depresyon özellikle genç yaşlarda oldukça ağır etkiler bırabiliyor.
Kişi kendini suçladığında benliğinden sıyrılmayı bile düşünebiliyor. Bu da aşkta bıçağın diğer yüzü diyebiliriz. Her ne kadar güzel gibi görünen bir duygu olsa da çok acı sonuçlar bırakabilecek bir deneyim de olabilir insan için.
Birey tüm umutlarını, sevgisini, hayallerini bağladığı bir insandan kolaylıkla vazgeçemez. Bu da zamanla kendine zarar vermeye kadar bile uzanabilir. Kişiliğinin bu yönde zayıf olduğunu düşünen insanlar yaşadıkları bu olumsuz olaylardan sonra kalbini taşlaştırır ve bir daha aşık olmamayı seçebilirler.
Tüm bunlar aşkın olumsuz yönlerine örnektir. Bilinçli Aşkın Gücü Aşk hem iyileştirici hem de yıpratıcı durumları içinde barındıran bir şeydir. Çoğu zaman tarif edilemez bir duygudur.
İnsanı kendinden uzaklaştırır da kendini tanımasını sağlar da. Sağlıklı bir aşk kişinin kimliğini güçlendirir ve doğasında dayanıklılığı artırır. Aşkı sadece romantik yönünden görmemek gerekir.
Aşk kimi zaman güzel kimi zaman da kötü ve travmatik sonuçlar doğurabilir. Unutmayın ki aşkı şekillendiren de yine biz insanlardır.


