Pazar, Ağustos 2, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sesi Kesilen Baba: Perinatal Kayıpta Erkeğin Yas Tutma Hakkı

Giriş

Perinatal kayıp, düşük, ölü doğum ya da yenidoğan ölümü alanyazında bir çiftin yaşayabileceği en karmaşık ve yıkıcı yas biçimlerinden biri olarak tanımlanır (Mota vd., 2023). Ne var ki bu tanımın kendisi bile örtük bir varsayım taşır: “çift” ifadesinin arkasında, klinik dikkatin neredeyse tamamen anneye yöneldiği, babanın ise “eşlik eden taraf” konumuna indirgendiği bir araştırma geleneği yatar. Mota ve arkadaşlarının (2023) yürüttüğü kapsamlı bir derleme, son yıllara kadar erkeklerin perinatal yas deneyimine dair sistematik bilginin son derece sınırlı kaldığını göstermektedir.
Bu boşluk, Doka’nın (1989) disenfranchised grief (meşruiyeti tanınmayan yas) kavramıyla kavramsallaştırılabilir: toplumun zımnen “yas tutmaya hakkı yok” diye kodladığı kayıp deneyimleri. Perinatal kayıpta baba, tam olarak bu konumdadır; kaybın öznesi olarak görülmediği için yası da görülmez. Bu makale, söz konusu görünmezliği üç düzlemde ele almayı amaçlamaktadır: güncel ampirik bulgular, psikodinamik kuramsal çerçeve ve klinik-toplumsal çıkarımlar.
1. Ampirik Görünüm
Nitel bir çalışma, toplumun anne kaybını “meşru” bir yas biçimi olarak kodlarken babanın fetüs kaybına dair yasını sıklıkla marjinalleştirdiğini, bunun da babanın duygusal yatırımının değersizleştirilmesine yol açtığını göstermektedir; toplumsal erkeklik normlarının dayattığı “güçlü kalma” beklentisi ise yasın açığa çıkmasını engelleyerek kaçınma temelli baş etme biçimlerine zemin hazırlamaktadır (Gao vd., 2025). Fransız bağlamında yürütülen bir edebiyat-psikoloji incelemesi ise, tıbbi tahliye sonrası baba yasını “çifte yetkisizleştirilmiş” (doubly disenfranchised) olarak tanımlar: hem kaybın kendisi toplumsal tanınırlıktan yoksundur, hem de erkeğin bu kayba dair sesi neredeyse hiç duyulmaz (McCullough, 2025).
Bu tablonun güncelliği, perinatal bakım standartlarının son on yılda “aile merkezli bakım” (family-centered care) ilkesine doğru belirgin biçimde evrilmesiyle de ilişkilidir; anı kutuları, bebekle temas imkânı ve yapılandırılmış yas protokolleri gibi uygulamalar artık pek çok yurt dışındaki klinikte standart hâline gelmiştir (Caro-Costa vd., 2025). Ne var ki güncel bir kapsam taraması, bu ilerlemeye rağmen babaların bakım kılavuzlarında hâlâ sistematik biçimde ikincilleştirildiğini, araştırma ilgisinin anne ve baba arasında belirgin bir asimetri taşıdığını göstermektedir (Robert vd., 2024). Başka bir deyişle, alan kurumsal düzeyde “daha şefkatli” hâle gelirken, bu şefkatin öznesi büyük ölçüde anne olarak tanımlanmaya devam etmektedir; bu da babanın yasını ele almanın, mevcut iyileşmenin bir devamı değil, ondan bağımsız, hâlâ açılması gereken ayrı bir alan olduğunu ortaya koymaktadır.
2. Psikodinamik Çerçeve
2.1 Freud: Yas, Melankoli ve Dışsallaşamayan Acı
Freud’un (1917) Yas ve Melankoli metni, yası kayıp nesnenin bilinçli biçimde işlenip bırakıldığı dışsal bir süreç, melankoliyi ise bu kaybın bilinçdışına itilerek benlik saygısında kalıcı bir çöküşe yol açtığı içsel bir süreç olarak tanımlar. Perinatal kayıpta babaya biçilen toplumsal senaryo, duygularını göstermeme, eşine destek olma, yası dışsallaştıracak ilişkisel alanı büyük ölçüde ortadan kaldırır. Söze dökülemeyen bu kayıp, Freud’un tarif ettiği işleme sürecine giremez ve içe kapanma riski taşır.
2.2 Volkan: Karmaşık Yas ve Sonraki Gebelikte Beliren Kaygı
Psikanalist Vamık Volkan’ın karmaşık yas (complicated mourning) kavramı, kaybedilen nesnenin içsel temsilinin (introjekt) kişinin benlik temsiliyle bütünleşmediği, normal yasta görülen özdeşleşmenin aksine bağımsız bir varlık gibi askıda kaldığı durumları tarif eder (Knutsen, 2020; Volkan, 1984). Bu çerçeve, “sesi kesilen baba”nın klinik seyrini açıklamak için özellikle işlevseldir.
Ampirik literatür, bu askıda kalışın somut bir görünümünü sunar. Theut ve arkadaşlarının (1989) klasik çalışması, önceki bir kaybı olan ebeveynlerin sonraki gebelikte genel değil spesifik bir kaygı yaşadığını, geç dönem kaybı olan ebeveynlerin işlenmemiş yas riski taşıyacak şekilde daha yoğun yas tuttuğunu göstermiştir. Franche (1999) ise dikkat çekici bir bulguya işaret eder: annelerde sonraki gebelik sırasında yas yoğunluğu ve çaresizlik belirgin biçimde değişirken, babalarda gruplar arası anlamlı bir fark bulunmamıştır; yani babanın duygusal tepkisi dışarıdan ölçülebilir biçimde “sabit” görünür. Campbell-Jackson ve arkadaşları (2014) da benzer şekilde, babaların sonraki gebelikte annelerle aynı düzeyde yıpratıcı kaygı bildirmediğini saptamıştır.
Volkan’ın çerçevesinden okunduğunda bu “duygusal sabitlik”, yasın çözülmüş olduğu anlamına gelmeyebilir; tam tersine, içselleştirilmiş kaybın dışsal ölçüm araçlarına yansımadan, örtük biçimde varlığını sürdürdüğüne işaret edebilir. Nitekim daha yakın tarihli araştırmalar, sonraki gebelikte anksiyetenin çoğu zaman önceki kaybın gestasyon haftasına veya tarihine denk gelen dönemlerde yıl dönümü tepkileri (anniversary reactions) biçiminde yeniden etkinleştiğini, bedensel belirtilere aşırı tetikte olma, sürekli güvence arayışı ve tekrarlayan kontrol muayenesi talebi şeklinde dışavurulduğunu göstermektedir (Lei vd., 2026). Baba için bu dinamik genellikle annenin kaygısını “yönetme” rolü ardına gizlenir; babanın kendi askıda kalmış yası, eşinin kaygısına eşlik eden bir “sakinleştirici” pozisyonun arkasında fark edilmeden ilerler. Bu da Volkan’ın tarif ettiği introjektin bağımsız varlığını sürdürmesinin klinik görünümüdür: kayıp, doğrudan yas olarak değil, aşırı tetikte olma, kontrol ihtiyacı ya da yeni bebeğe karşı temkinli/mesafeli bağlanma (vulnerable child syndrome; Green ve Solnıt, 1964) olarak yeniden ortaya çıkar.
2.3 Boss: Müphem Kayıp
Perinatal kayıp, özellikle erken haftalarda, Boss’un (1999) tarif ettiği müphem kayıp (ambiguous loss) kategorisine de girer. Baba için bu müphemlik ikilidir: kayıp toplumsal olarak “tam” sayılmayabilir; üstelik babanın bu çocukla kurduğu bağın niteliği de sıklıkla sorgulanır. Bu çifte müphemlik, yas sürecinin başlamasını daha da zorlaştırır.
3. Klinik ve Toplumsal Çıkarımlar
Yukarıda özetlenen çerçeve, tek bir düzeyde değil, birbirini tamamlayan dört farklı düzeyde somut müdahale imkânı sunmaktadır.
(1) Terapötik düzeyde — bireysel yas alanının açılması. Çift terapisinde baba çoğunlukla “annenin destekleyicisi” konumuna yerleştirilir; bu konumlandırma, iyi niyetli olsa da, babanın kendi kaybını ayrı bir öznellik olarak deneyimlemesini engelleyebilir. Nitel çalışmalar, babaların yasını genellikle sözel ifadeden çok “eyleme dönük bağlanma davranışları” (action-oriented bonding behaviors) üzerinden yaşadığını göstermektedir; örneğin; sorumluluk üstlenme, pratik düzenlemelerle ilgilenme, ailenin işleyişini “toparlama” gibi (Gao vd., 2025). Terapötik müdahalenin bu eyleme dönük ifade biçimini patolojikleştirmeden, ona sözel bir karşılık bulmasına alan açması önerilir; bilişsel-davranışçı yaklaşımların bu bağlamda uyarlanması literatürde destek bulmaktadır. Volkan çerçevesinden bakıldığında, terapötik hedef yalnızca “duygunun ifadesi” değil, askıda kalmış içsel temsilin sembolize edilerek benlik temsiliyle bütünleştirilmesidir.
(2) Kurumsal/hastane düzeyinde — dil ve protokol reformu. Aile merkezli bakım protokolleri (anı kutuları, bebekle vedalaşma imkânı, yapılandırılmış yas danışmanlığı) giderek yaygınlaşsa da, bu uygulamaların dili ve akışı çoğu zaman örtük olarak anneye göre kurgulanmıştır. Somut öneriler arasında şunlar sayılabilir: sağlık personelinin babayı da birincil yas öznesi olarak hitap etmesi; taburculuk sonrası takip aramalarının yalnızca anneye değil çifte (ya da ayrı ayrı her iki tarafa) yapılması; hastane içi bilgilendirme materyallerinde “anne ve yakınları” yerine “ebeveynler” ifadesinin kullanılması.
(3) Tarama ve izlem düzeyinde — sonraki gebelik protokolleri. Theut ve Franche’nin bulguları, babanın dışarıdan ölçülebilir kaygı düzeyinin “sabit” görünmesinin, yasın çözüldüğü anlamına gelmediğini düşündürmektedir. Bu nedenle, sonraki gebelik takiplerine yalnızca anneye yönelik değil, babanın da yıldönümü tepkilerini, aşırı tetikte olma hâlini ve yeni bebeğe karşı temkinli bağlanma örüntülerini (vulnerable child syndrome) tarayan kısa bir değerlendirme bileşeninin eklenmesi önerilebilir.
(4) Toplumsal/kültürel düzeyde — anlatının değişimi. Babanın yasının “sessiz güç” ya da “sağlam durma” olarak romantize edilmesi, kısa vadede işlevsel görünse de, uzun vadede yasın patolojikleşmesine zemin hazırlayabilir. İnternet tabanlı yas destek programları (örneğin, “Living with Loss” modeli; Loughnan vd., 2022), babaların da erişebileceği, damgalanma riski daha düşük, esnek zamanlı destek biçimleri sunması bakımından umut verici bir yöndür. Yayın, medya ve popüler psikoloji içeriklerinin de babanın yasını “ikincil” değil “eşdeğer ama farklı biçimde ifade edilen” bir deneyim olarak sunması, toplumsal kodun değişimine katkı sunabileceğini düşündürmektedir.

Sonuç

Sesi kesilen baba, sesi olmayan değil, sesine klinik ve toplumsal alan açılmamış bir babadır. Bu görünmezlik, tek bir eksiklikten değil, birbirini besleyen üç düzeydeki boşluktan doğar: araştırma literatüründeki asimetriden, klinik protokollerin örtük anne merkezliliğinden ve babalığa dair kültürel “dayanıklılık” beklentisinden. Bu üç düzey birbirinden bağımsız değildir; alanyazındaki boşluk, protokollerin gelişmemesine; protokollerin eksikliği de kültürel beklentinin sorgulanmadan kalmasına katkı sağlar.
Bu yazının amacı, babanın yasını annenin yasına ek bir olgu olarak değil, kendi başına bütünlüklü, meşru ve işlenmeyi hak eden bir psişik süreç olarak görünür kılmaktır. Volkan’ın çerçevesinden ödünç alacak olursak: askıda kalan, yalnızca kayıp değil, çoğu zaman o kaybı taşıyan babanın kendisidir. Klinik pratiğin ve toplumsal anlatının önündeki görev, bu askıda kalışa bir iniş noktası, sözcüğe, ilişkiye, ritüele dönüşebileceği bir alan açmaktır.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Boss, P. (1999). Ambiguous Loss: Learning to Live with Unresolved Grief. Harvard University Press.
  • Campbell-Jackson, L., Bezance, J., & Horsch, A. (2014). "A renewed sense of purpose": mothers' and fathers' experience of having a child following a recent stillbirth. BMC pregnancy and childbirth, 14, 423. https://doi.org/10.1186/s12884-014-0423-x.
  • Caro-Costa, R., Alcaide-Leyva, J. M., García-Luque, L., Alcaraz-Clariana, S., Guzmán-García, J. M., & Jiménez-Mérida, M. D. R. (2025). Healing Through Humanized Care: Lessons from a Patient-Centered Perinatal Loss Protocol. Healthcare (Basel, Switzerland), 13(3), 242. https://doi.org/10.3390/healthcare13030242.
  • Doka, K. J. (1989). Disenfranchised Grief: Recognizing Hidden Sorrow. Lexington Books.
  • Franche, R. L., & Mikail, S. F. (1999). The impact of perinatal loss on adjustment to subsequent pregnancy. Social science & medicine (1982), 48(11), 1613–1623. https://doi.org/10.1016/s0277-9536(98)00438-9.
  • Freud, S. (1917). Mourning and Melancholia. Standard Edition, Vol. 14.
  • Gao, Q., Zhu, L., Guo, H., Zhu, Z., Zhang, F., Wang, Y., & Hou, B. (2025). Perinatal fetal loss grief counselling experience for expectant fathers: a qualitative study. Frontiers in psychiatry, 16, 1685109. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2025.1685109.
  • Green, M., & Solnıt, A., J. (1964). Reactions to the threated loss of a child: a vulnerable child syndrome. Pediatric management of the dying child, part III. Pediatrics, 34, 58-66.
  • Lei, H., Zhang, Y., Xiao, J,, Li, Z., Yang, Y., Liang, W. (2026). Anxiety Experiences and Support Needs of Women in Early Pregnancy Following Perinatal Loss: A Qualitative Phenomenological Study. Int J Womens Health. 18:619123: https://doi.org/10.2147/IJWH.S619123.
  • Loughnan, S. A., Boyle, F. M., Ellwood, D., Crocker, S., Lancaster, A., Astell, C., Dean, J., Horey, D., Callander, E., Jackson, C., Shand, A., & Flenady, V. (2022). Living with Loss: study protocol for a randomized controlled trial evaluating an internet-based perinatal bereavement program for parents following stillbirth and neonatal death. Trials, 23(1), 464. https://doi.org/10.1186/s13063-022-06363-0.
  • Knutsen T. (2020). The dynamics of grief and melancholia. Sorgens og melankoliens dynamikk. Tidsskrift for den Norske laegeforening : tidsskrift for praktisk medicin, ny raekke, 140(5), 10.4045/tidsskr.19.0504. https://doi.org/10.4045/tidsskr.19.0504.
  • McCullough, J., O. (2025) Doubly disenfranchised: the experience of paternal grief following medical termination in Jérémie Szpirglas’ Pater dolorosa. Modern & Contemporary France, 33:1, 91-110, DOI: 10.1080/09639489.2024.2367478.
  • Mota, C., Sánchez, C., Carreño, J., & Gómez, M. E. (2023). Paternal Experiences of Perinatal Loss-A Scoping Review. International journal of environmental research and public health, 20(6), 4886. https://doi.org/10.3390/ijerph20064886.
  • Roberts, L. R., Nick, J. M., Sarpy, N. L., Peters, J., & Tamares, S. (2024). Bereavement care guidelines used in health care facilities immediately following perinatal loss: a scoping review. JBI evidence synthesis, 22(10), 2003–2089. https://doi.org/10.11124/JBIES-23-00149.
  • Theut, S. K., Pedersen, F. A., Zaslow, M. J., & Rabinovich, B. A. (1988). Pregnancy subsequent to perinatal loss: parental anxiety and depression. Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry, 27(3), 289–292. https://doi.org/10.1097/00004583-198805000-00004.
  • Volkan, VD. (1984). Complicated Mourning. Annu Psychoanal; 12: 323–48.
Gulchin Asgarova
Gulchin Asgarova
Gulchin Asgarova, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde Psikoloji alanında yüksek lisans eğitimine Türkiye Bursları desteğiyle devam eden bir psikologdur. Araştırma ilgileri davranışsal bağımlılıklar, özellikle e-sigara kullanımı ve kumar bağımlılığı üzerine yoğunlaşmaktadır. Bilişsel duygu düzenleme stratejileri, kişilik özellikleri ve psikolojik belirtilerin bağımlılık davranışlarıyla ilişkisini karma yöntemlerle incelemektedir. Klinik staj ve saha deneyimlerinin yanı sıra, ruh sağlığında kanıta dayalı yaklaşımların yaygınlaştırılmasına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar