Günümüzde artan bireyselleşmeyle birlikte insanların gruplarına duyduğu hassasiyet de bir o kadar etkilenmiştir. Nitekim gruba ait hissetmedikleri gibi gruptan bağımsız ve daha marjinal tutumların popülerliği de her geçen gün artmaktadır. Fakat psikoloji perspektifinden baktığımızda insanların sosyal dışlanma ve ait hissetmeme gibi problemlerin en az fiziksel rahatsızlıklar kadar etkili olduğu saptanmıştır. Hal böyleyken özellikle birbirine bağımlı kültürlerde grubun önemi ve ruh sağlığına etkisi azımsanmayacak seviyelere ulaşırken bağımsız kültürlerde de etkisini göstermiştir. Özellikle iş hayatının getirdiği grup olarak çalışma bilinci de şirketlerin kar amacını etkilemekte ve karar aşamalarında önemli rol oynamaktadır. Bununla birlikte, sosyal değişimlerin tamamı çoğunluk tarafından başlatılmaz. Tarihteki pek çok önemli dönüşüm, başlangıçta küçük ve etkisiz görünen azınlık gruplarının çabalarıyla ortaya çıkmıştır. Azınlık etkisi olarak bilinen bu süreçte, tutarlı ve kararlı bir grup zamanla çoğunluğun fikirlerini değiştirebilir.
Grup Etkisi ve Önemli Kavramlar
Grup düşünmesi (groupthink), bir grubun uyumu ve birlikteliği koruma isteğinin eleştirel düşünmenin önüne geçmesi durumunda ortaya çıkar. Grubun içinde bulunup farklı fikirlere sahip olan kişiler hem grubun kendileri için olumsuz düşüneceğini varsayarak hem de grubun selametini ve birliğine engel teşkil etmemek için sessiz kalmasına sebebiyet verir. Bu sessiz kalma eylemi grubun gelişimini engellediği gibi özgür fikirlerin çıkmasına ket vurmaktadır. O yüzden grup düşünmesi faktörünü azaltmak için yeni görüşleri destekleyen ve kendi dediğini dikte etmeyen liderlere ihtiyaç vardır.
Grup etkisi kavramı için bir başka önemli kavram kutuplaşma (polarization) olarak adlandırılır. Grup kutuplaşması, benzer görüşlere sahip bireylerin bir araya geldiklerinde başlangıçtaki görüşlerinden daha uç noktalara yönelmelerini ifade eder. Belirli konularda yoğun fikirler besleyen kişiler bunu tartıştıklarında baştaki konuşmalarından daha radikal bir tutum benimserler.
Grupların birey özelindeki etkisi en iyi şekilde açıklayan kavramlardan biri bireysizleşme (deindividuation). Gündelik hayatımızda çoğu kez rastladığımız ya da haberleri takip ederken gördüğümüz kişinin bir grubun parçası hâline geldiğinde kendi kimliğini ve kişisel sorumluluk duygusunu geçici olarak geri plana atması durumudur. Özellikle spor müsabakalarında ve maskeli kitlesel eylemlerde karşımıza çıkan bu olguda kişiler grubun sorumluluğu ve kimliğiyle hareket eder. Günümüzde artan sosyal medya furyasıyla anonim hesapların yaptığı çeşitli saldırılar da buna örnek olarak verilebilir.
Bir diğer önemli kavram ise sosyal kaytarmadır (social loafing). Belli görevlerde yapılan grup çalışmalarında karşımıza çıkan bu olgu, kişilerin tek başına vereceği özveriyi grupla birlikte düşürmesi hatta bazı durumlarda hiç vermemesidir. Sorumluluğun yayılma içgüdüsüyle birlikte kişilerin verilen görevde etkisini azaltması ve bu durumun birden çok kişide oluşması durumunda görevin yerine getirilmesinin güç olduğu açıktır.
Sonuç olarak, insanlar grupları şekillendirirken gruplar da insanları şekillendirir. Çoğunluk etkisi, azınlık etkisi ve bireysizleşme gibi süreçler, bireyin düşündüğünden çok daha fazla ölçüde sosyal çevresi tarafından yönlendirildiğini göstermektedir. Bu etki azımsanmamalı, özellikle grup etkisi vereceğimiz kararlarda ve edineceğimiz tutumlarda varlığı kabul edilerek ele alınmalıdır.
