Pazartesi, Eylül 7, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Psikolojik Mitler – Hayata Yön Veren Yanlış İnançlar

İnandığımız her şey gerçekten doğru mudur, yoksa bazı doğrularımız yalnızca uzun zamandır inandığımız için mi doğru gelir? En eski inanç sistemlerinden ve antik felsefeden bu yana hayatına anlam yükleme çabası devam eden insan, ruh ve madde arasındaki ilişkiyi kavramaya çalışmış; kendisini, çevresini ve aşkın olarak kabul ettiği güçleri anlamlandırmaya yönelmiştir. Tarihin akışı içerisinde bu arayışın biçimi değişmiş, ancak insanın inanma ve anlamlandırma ihtiyacı varlığını korumuştur. Ne var ki anlam arayışı her zaman doğru bilgiye ulaşmakla sonuçlanmamıştır.

İnsan, bilmediğini açıklamak, korkularını anlamlandırmak ve belirsizlik karşısında kendisini güvende hissetmek için zaman zaman kanıtlanmamış düşüncelere de sarılmıştır. Böylece bazı inançlar, sorgulanmadan kuşaktan kuşağa aktarılmış; zamanla gerçek ile inanç, bilgi ile kanaat birbirine karışmıştır. Bireyler tarafından merak edilen ve yaşamı anlamlandırmaya çalışan pek çok mitin, insanın ve toplumun yaşamlarında her zaman önemli yer tuttuğu aşikardır.

İşte “yanlış inançlar” dediğimiz mesele tam da burada ortaya çıkar. Çünkü yanlış inanç yalnızca gerçeğe aykırı bir düşünce değildir; aynı zamanda insanın dünyayı, kendisini ve yaşadığı olayları yorumlama biçimini de etkileyen güçlü bir kabuldür. Bazen bir toplumun ortak hafızasında, bazen aileden öğrendiğimiz bir cümlede, bazen de kendi zihnimizde farkına bile varmadan taşıdığımız bir düşüncede karşımıza çıkar.

İnsan hayatı boyunca pek çok şeye inanır. Kimi inançlarını ailesinden öğrenir, kimilerini toplumdan, kimilerini yaşadıklarından… Bazıları ise hiç sorgulanmadan, herkes böyle düşündüğü için doğru kabul edilir. Belki de en tehlikeli yanlışlar, yanlış olduğunu bilmediğimiz doğrulardır.

‘’İnsan değişmez!’’

Biz çocukken bize söylenen bazı cümleler vardır. “İnsan değişmez.” “Hayatta ne ekersen onu biçersin.” “Çok çalışırsan mutlaka başarılı olursun.” “Artık bu yaştan sonra olmaz.” Yıllar geçer, biz büyürüz; bu cümlelerin bazıları da bizimle birlikte büyümeye devam eder. Farkında olmadan kararlarımızı bu inançların belirlemesine izin veririz. Oysa insan değişir. Bugün korktuğumuz bir şeyin karşısında yıllar sonra cesurca durabiliriz. Dün yanlış yaptığımız bir konuda bugün daha bilinçli olabiliriz. Bir zamanlar imkânsız gördüğümüz bir başlangıcı, hayatımızın en güzel dönüm noktası hâline getirebiliriz. “İnsan değişmez” inancı, belki de değişmek isteyen insanların önündeki en büyük engellerden biridir.

‘’Videoda geriye doğru giden at görüyorsanız beyninizin sağ tarafı baskın demektir!’’

Bunun gibi içerikler sosyal medyada hepimizin karşısına çıkmıştır. Ancak bu tür paylaşımların aslında bilimsel bir dayanağı yok. Sinir bilimi alanında yapılan araştırmalar, beynimizin “yarı küre” olarak adlandırılan iki tarafının farklı işlevleri olduğunu gösteriyor. Örneğin bazı bilişsel beceriler, beynin bir tarafında meydana gelen yaralanmalardan diğer tarafında meydana gelene oranla daha fazla etkilenebiliyor. Ancak kişisel özelliklerin beyin yarı küreleriyle ilişkili olduğunu gösteren bir bilimsel kanıt bulunmuyor.

‘’En büyük çocuklar doğuştan liderdir.’’

En büyük çocukların çoğunlukla kardeşlerini yönetmesi, onlara liderlik etmesi bu teoriyi her ne kadar destekliyor gibi düşünülse de aslında bu durumun bilimsel bir temeli bulunmuyor. 2015 yılında yapılan bir araştırmada psikologlar, yüzlerce katılımcının doğum sıralarıyla kişilik özellikleri arasında bir ilişki olup olmadığını inceledi. Ancak bu iki özellik arasında herhangi bir bağlantı bulunamadı. Daha sonra İsveç’te yapılan bir başka çalışmada ise doğum sırası ve liderlik özelliği arasında zayıf bir ilişki bulundu. Ancak en büyük çocukların liderlik özelliğine sahip olmaları, eğilimleri ve yeteneklerinden ziyade kardeşlerine bakmakla sorumlu tutulmaktan kaynaklanıyor olabilir.

Sonuç olarak, psikolojide yaygın olarak kabul edilen mitler bireylerin psikolojik süreçleri ve insan davranışlarını yanlış değerlendirmelerine neden olabilmektedir. Bilimsel araştırmalara dayanmayan bu inanışların sorgulanması, psikolojiye ilişkin doğru ve güvenilir bilgilerin toplumda yaygınlaştırılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle psikolojik mitlerin farkına varılması, eleştirel düşünme becerisinin geliştirilmesi ve bilimsel kanıtların temel alınması gerekmektedir. Böylece bireylerin daha bilinçli ve sağlıklı kararlar almaları desteklenebilir.

Kaynakça

  • KAYNAKÇA
  • Gümüş, İ. (2019). Mitoloji Araştırmaları
  • Aytüre, S. (2023). En Popüler Psikoloji Mitleri
  • Düzgüner, S. (2013). Ruh-beden ve insan-aşkın varlık ilişkisine yönelik psikolojik yaklaşımın tarihi serüveni. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi
Kader AYDOĞDU
Kader AYDOĞDU
Kader Aydoğdu, çocuk ve ergen psikolojisi alanında çalışmalar yürüten bir psikolojik danışmandır. Özel eğitim bağlamındaki deneyimlerinden beslenen çalışmalarında gelişimsel farklılıklar, duygusal düzenleme ve erken yaşam deneyimlerinin ruhsal etkileri üzerine odaklanmaktadır. Çocuk testleri ve resim analizi uygulamalarıyla değerlendirme süreçlerine ilgi duymakta; yazılarında çocukluk ve ergenlik dönemini yalnızca bireysel değil, çevresel ve toplumsal boyutlarıyla ele almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar