Cuma, Temmuz 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Her Seçim Bir Vazgeçiştir: İlişkilerde Bitmeyen “Ya Diğeri” Düşüncesi

Her seçim içerisinde biraz pişmanlık barındırır. Biraz yanlış, biraz zamansız…

Hayat boyu büyük ya da küçük birçok seçim yaparız. Hangi mesleği seçeceğimizden, hayatı kiminle paylaşacağımıza kadar, hangi şehirde yaşayacağımızdan günlük tercihlerimize kadar her karar aslında vazgeçtiğimiz başka olasılıkların sessiz vedasını içerir. Bu nedenle psikoloji literatürü pişmanlığı kötü bir duygu olarak değil; karar verme süreçlerinin doğal ve kaçınılmaz bir parçası olarak değerlendirir. Bazen aldığın karar yüzünden değil, diğer seçenekteki yaşayamadığın durumdan ötürü üzülürsün. Ama neyi seçersen seç, aklındaki diğer seçeneğin duygusunu ruhen yaşarsın.

İnsan zihni seçim yaptıktan sonra yalnızca seçtiği yolu değerlendirmez; seçmediği alternatifleri de zihinsel olarak yaşamaya devam eder. Bu süreç psikolojide karşı olgusal düşünme (counterfactual thinking) olarak adlandırılır. “Ya diğer seçeneği seçseydim, acaba daha mutlu olur muydum?” gibi sorularla gerçekleşmemiş senaryolar üretir. Bu zihinsel karşılaştırmalar bu pişmanlık duygusunu besler. Fakat pişmanlık duygusu seçimin yanlış olduğunu kanıtlamaz. Çoğu zaman sizin beyninizin alternatifleri değerlendirme biçiminin bir sonucudur. Zihin ne kadar çok seçenek üretirse, karar vermeniz o kadar zor olur.

Ayrıca karar verme üzerine yapılan çalışmalar, özellikle “beklenen fayda kuramı, sınırlı rasyonellik ve karar sonrası bilişsel değerlendirme” süreçlerinin insanların seçimlerinde neden tam olarak emin olamadıklarını açıklar. Çünkü insan zihni geleceği göremez; en iyi sandığın karar bile ileride beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Üstelik günümüzde seçeneklerin artması bu durumu iyice karmaşık hale getirmiştir. Psikolog Barry Schwartz’ın ortaya koyduğu seçim paradoksu (Paradox of Choice), seçenek sayısı arttıkça özgürlük artsa bile memnuniyetin azalabileceğini öne sürer. Çünkü çok fazla alternatif, “Daha iyisi var mıydı?” sorusunu sürekli canlı tutar. Psikolojide bu eğilim, maksimizasyon olarak adlandırılan kişinin karar verme tarzıyla ilişkilendirilmektedir. Barry Schwartz’ın çalışmalarında da vurguladığı gibi bazı bireyler iyi olanı seçmek yerine her zaman daha iyiyi ararlar. Bu kişiler doğru kararı vermiş olsalar bile diğer ihtimalleri düşünmeye devam ederler. Sonuç olarak seçimlerinin memnuniyetini yaşamak yerine, seçmediklerinin yasını tutarlar.

İlişkilerde de benzer bir süreç yaşanır. Kişi doğru partneri seçmiş olsa bile zaman zaman “Acaba farklı biriyle daha mutlu olur muydum?” düşüncesine kapılabilir. Bu düşünce ilişkinin kötü olduğu anlamına gelmez. İnsan zihni seçilmemiş ihtimalleri romantize etme eğilimindedir. Oysa gerçek hayatta kusursuz ilişki yoktur. Her ilişki inişli çıkışlıdır; çatışmaların, tartışmaların yaşanması çok olağandır. Yaşamın içinde iyi ve kötü birçok an; ilişkinizi olgunlaştırır. Yaptığınız seçimlerin ödülünü yine ilişki içindeki tutumlarınızla alırsınız. Bazen kavga eder, bazen çok çatışırsınız. Ama önemli olan çatışmalardan nasıl çıktığınızdır. Bir haklı mı bulmaya çalıştınız? Yoksa ilişkiyi yönetebilme becerisi mi aradınız?

Mutlu bir ilişki için bir haklı yaratmak, bir suçlu bulmak yerine; bu ilişki için ne yapabiliriz, nasıl daha iyi bir iletişime sahip olabiliriz gibi sorulara cevap aramalısınız. Tercih ettiğin hayatın tadını çıkarmaya bakmalısın.

Kaynakça

  • Schwartz,B.(2004).The Paradox of Choice:Why More Is Less.New York:Ecco
Fatma Halhallı
Fatma Halhallı
Fatma Halhallı, 2023 yılında Anadolu Üniversitesi Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik bölümünden mezun olmuştur. İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünde eğitimine devam etmektedir. Aile danışmanlığı eğitimini Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde tamamlamış; Mudanya Üniversitesi’nden Aile ve Çift Terapisi Uygulayıcı Eğitimi ile Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) EMDR ve Oyun Terapisi eğitimleri almıştır. Cinsel terapi, Şema Terapi ve Kabul ve Kararlılık Terapisi alanlarındaki eğitimlerini uluslararası onaylı Ada Kent Üniversitesi bünyesinde tamamlamıştır. Yazılarında aile ve çift ilişkileri, çocukların duygusal gelişimi, bireysel yaşantıların ilişki dinamikleri üzerindeki etkisi ve psikolojik farkındalık konularını ele almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar