Çarşamba, Ekim 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Akran Zorbalığı Karşısında Aileler Ne Yapabilir? Çocuğunuzun Anlatamadıklarını Fark Etmek

Akran Zorbalığı Karşısında Aileler Ne Yapabilir? Çocuğunuzun Anlatamadıklarını Fark Etmek

Çocukluğunda kim her gün şevkle sevgiyle okula koştu ki? Yorulduğumuz, sıkıldığımız, bunaldığımız, ödevi yapmadığımız için öğretmenden korktuğumuz anlarda mutlaka aklımızdan geçip, şansımızı denediğimiz olmuştur. Ancak bazen çocuğumuzda aniden ortaya çıkan, sebebini paylaşmak istemediği durumlar ya da duygu patlaması yaşadığı anlar da biraz durmak gerekebilir. Belki bir arkadaşıyla sorun yaşamıştır, belki sınıf içinde kendisini yalnız hissediyordur. Bazen de günlerdir içinde tuttuğu, kimseye anlatmaya cesaret edemediği bir durumla baş etmeye çalışıyordur. Çocuklar her zaman yaşadıklarını anlatmazlar.

Peki, biz ebeveynler onların söyleyemediklerini ne kadar fark edebiliriz? Ebeveynler çoğu zaman iyi niyetle yaklaşır olaylara: “Arkadaşlarınla aranda olur böyle şeyler.” “Bunda üzülecek bir şey yok.” diyerek konuyu kapatıp destek olduğunu düşünür ya da hemen ne yapması gerektiğini anlatmaya başlar. Oysa çocuk, çözüm aramadan önce anlaşılmak ister. Kendisini yargılanmadan dinleyecek, duygularını küçümsemeyecek ve yaşadıklarını ciddiye alacak bir yetişkine ihtiyaç duyar.

Aile olarak yapabileceğimiz en önemli şey, bir sorun ortaya çıktığında müdahale etmekten önce, çocuğumuzun zorlandığı durumları bizimle paylaşabileceği bir ilişki kurmaktır. Çünkü çocuk, yaşadıklarını anlatabileceğinden emin olduğunda yardım istemek konusunda da kendisini daha güvende hisseder.

Her anlaşmazlık zorbalık değildir

Çocuklar arkadaşlık ilişkileri içinde zaman zaman tartışabilir, birbirlerine kızabilir, küsebilir, birbirini üzecek sözler söyleyebilir ya da anlaşmazlık yaşayabilir. Bu durumlar, tek başına akran zorbalığı olarak değerlendirilmez. Akran zorbalığında genellikle üç temel özellik öne çıkar: zarar verme amacı taşıyan davranışlar, davranışın tekrarlanması ve taraflar arasında güç dengesizliğinin bulunması. Çocuğun kendisini savunmakta zorlanması, karşısındaki kişi ya da gruba göre daha güçsüz hissetmesi bu süreci daha da ağırlaştırabilir. Zorbalık her zaman itmek, vurmak veya tehdit etmek şeklinde görülmez. Sürekli lakap takmak, görünüşüyle alay etmek, arkadaş grubundan dışlamak, hakkında söylenti yaymak ya da sosyal medya üzerinden küçük düşürücü içerikler paylaşmak da zorbalığın farklı biçimleri olabilir.

Burada önemli bir ayrım var: Tek seferlik bir davranış, zorbalığın bütün ölçütlerini karşılamasa bile önemsiz değildir. Özellikle fiziksel şiddet, tehdit ve ciddi aşağılamalar söz konusu olduğunda müdahale etmek için davranışın tekrarlanmasını beklememek gerekir.

Çocuğumuz bize neden anlatmayabilir?

Bir çocuk zorbalığa maruz kaldığında bunu ailesiyle hemen paylaşmayabilir. Bunun nedeni her zaman ailesine güvenmemesi değildir. Bazen arkadaşlarının kendisini daha fazla dışlamasından korkar. Bazen ailesinin aşırı tepki vereceğini düşünür. Bazen de yaşadığı olayın ne olduğunu anlamlandıramadığı için anlatmakta zorlanır.

Özellikle ergenlik döneminde akran grubuna ait olmak, çocukların sosyal yaşamında önemli bir yer tutar. Bu nedenle dışlanmak veya arkadaşları tarafından küçük düşürülmek, yetişkinlerin düşündüğünden çok daha ağır hissedilebilir.

Çocuğun davranışlarında bazı değişiklikler de dikkatimizi çekebilir. Okula gitmek istememesi, arkadaşlarından uzaklaşması, uyku düzeninin değişmesi, sık sık karın veya baş ağrısından yakınması, derslere ilgisinin azalması ya da okuldan geldiğinde belirgin bir huzursuzluk yaşaması bunlardan bazılarıdır.

Elbette bu belirtiler tek başına zorbalık yaşandığını göstermez. Ancak birden fazla değişiklik bir arada görülüyorsa çocuğun yaşamında neler olduğunu anlamaya çalışmak gerekir.

Aileler ne yapabilir?

1. Önce dinleyin, hemen çözüm üretmeyin. Çocuğunuz yaşadığı bir olayı anlattığında ilk tepkiniz çok önemlidir. “Sen de kendini savunsaydın.”, “Neden daha önce söylemedin?” veya “Sen de ona aynısını yap.” gibi cümleler çocuğun kendisini suçlu hissetmesine neden olabilir.

Bunun yerine, “Bunu yaşamanın senin için zor olduğunu tahmin edebiliyorum.”, “Bana anlatman önemli.” veya “Birlikte ne yapabileceğimize bakalım.” diyerek konuşmayı başlatabilirsiniz. Buradaki amaç, çocuğun her anlattığını sorgulamadan kabul etmek değil; onu suçlamadan dinlemek, yaşananları anlamak ve gerekli adımları birlikte belirlemektir.

2. Çocuğun yaşadıklarını küçümsemeyin. Bir yetişkin için önemsiz görünen bir lakap, çocuk için her gün karşılaştığı bir aşağılanmaya dönüşebilir. “Takma kafana.” demek, çoğu zaman çocuğun yaşadığı sorunu ortadan kaldırmaz. Çocuğunuza üzülmesinin anlaşılır olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak onu yalnızca teselli etmekle kalmayın. Ne yaşadığını, bunun ne zamandır devam ettiğini, kimlerin bulunduğunu ve kendisini güvende hissedip hissetmediğini anlamaya çalışın. Çocukların duygularını ifade edebilmeleri kadar, yaşadıkları sorunların yetişkinler tarafından ciddiye alınması da önemlidir.

3. Okulla iş birliği yapın. Zorbalık yalnızca çocuğa güçlü olmayı öğreterek çözülebilecek bir sorun değildir. Okulun da sorumluluk alması gerekir. Çocuğunuzun anlattıklarını somut örneklerle not edin ve öğretmenle, okulun rehberlik servisiyle veya okul yönetimiyle görüşün. Hangi davranışların yaşandığını, ne zamandır sürdüğünü ve çocuğun okulda hangi ortamlarda zorlandığını paylaşın. Müdahalenin ardından süreci takip edin. Yalnızca bir görüşme yapılması, sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. Çocuğun güvenliğinin sağlanıp sağlanmadığı ve davranışların tekrarlanıp tekrarlanmadığı düzenli olarak değerlendirilmelidir. Fiziksel saldırı, ciddi tehdit veya güvenliğe yönelik acil bir risk varsa gecikmeden gerekli koruyucu adımlar atılmalıdır.

4. Çocuğunuza sınır koymayı öğretin ama sorumluluğu ona yüklemeyin. Çocukların kendilerini ifade edebilmesi, yardım isteyebilmesi ve sınırlarını koruyabilmesi önemlidir. Örneğin, “Benimle böyle konuşmanı istemiyorum.” diyebilmek veya güvenilir bir yetişkinden yardım istemek desteklenebilir. Ancak her çocuk zorbalık karşısında aynı şekilde tepki veremez. Kimi çocuk hemen karşılık verir, kendini savunur, kimi hiç tepki veremez, olduğu yerde kalır, donar, kimi ortamdan uzaklaşır. Bu tepkiler üzerinden çocuğu yargılamak doğru değildir. Amacımız çocuğumuza her koşulda kendisini tek başına savunması gerektiğini öğretmek değil, gerektiğinde yardım alabileceğini ve yaşananlardan sorumlu olmadığını hissettirmektir.

5. Dijital dünyayı da göz ardı etmeyin. Zorbalık okul çıkışında sona ermeyebilir. Günümüz hayatında büyük bir yer kaplayan sosyal medya ya da dijital iletişim araçlarında, mesaj gruplarında dışlama, küçük düşürücü fotoğraflar paylaşma, hakaret içeren mesajlar gönderme veya çevrim içi söylentiler yayma, çocuğun kendisini sürekli baskı altında hissetmesine neden olabilir.

Böyle bir durumda ilgili mesajları, tarihleri ve ekran görüntülerini güvenli biçimde saklayın. İçerikleri başkalarına yayarak çocuğun daha fazla zarar görmesine neden olmayın. Gerekli durumlarda okul yönetiminden ve ilgili kurumlardan destek alın. Dijital güvenlik konusunda çocuğunuzla konuşurken yalnızca yasaklar koymak yerine, karşılaştığı bir sorunu size anlatabileceği bir ilişki kurmaya da özen gösterin.

Peki, zorbalık yapan çocuğun ailesi ne yapmalı?

Akran zorbalığı söz konusu olduğunda yalnızca zorbalığa maruz kalan çocuğun değil, zorbalık davranışı gösteren çocuğun da desteğe ihtiyacı olabilir. Ancak bu destek, davranışı mazur görmek anlamına gelmez. “Benim çocuğum yapmaz.” diyerek savunmaya geçmek yerine, yaşanan davranışı anlamaya çalışmak gerekir. Çocuğunuzun davranışını açıklamak ile onu haklı çıkarmak aynı şey değildir. “Arkadaşının nasıl hissettiğini düşündün mü?”, “Bir sorun yaşadığında bunu başka nasıl çözebilirdin?” gibi sorularla empati ve sorumluluk geliştirmesi desteklenebilir. Bunun yanında açık sınırlar konulmalı, zarar verici davranışların kabul edilemeyeceği tutarlı biçimde gösterilmelidir. Çocuğu aşağılamak, etiketlemek veya fiziksel cezayla karşılık vermek yerine, davranışın sonuçlarını anlamasına ve farklı çözüm yolları geliştirmesine yardımcı olmak daha yapıcıdır. Davranış devam ediyorsa okul ve uzman desteğiyle sürecin değerlendirilmesi önemlidir.

Çocuğumuzun yanında olmak ne demektir?

Akran zorbalığı, çocuğun psikolojik iyi oluşunu ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilecek bir durumdur. Bazı çocuklarda kaygı, yalnızlaşma, özgüven kaybı ve okula karşı isteksizlik görülebilir. Bu etkiler her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmaz; ancak yaşananların uzun süre görmezden gelinmesi, sorunun ağırlaşmasına neden olabilir. Çocuğunuzda belirgin ve devam eden bir ruhsal sıkıntı varsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak yararlı olabilir. Kendine zarar verme düşüncesi, ciddi tehdit veya güvenliğe ilişkin bir risk söz konusuysa profesyonel yardım geciktirilmemelidir. Unutmamak gerekir ki çocukların her sorunu aileleri tarafından çözülemez. Fakat ailelerin yaklaşımı, çocuğun bu sorunla ne kadar yalnız hissettiğini etkileyebilir. Bazen bir çocuğun ihtiyacı, ona hemen ne yapacağını söyleyen bir yetişkin değil; yaşadıklarını anlamaya çalışan, onu suçlamadan dinleyen ve gerektiğinde sorumluluk alan bir yetişkindir.

Belki de kendimize sormamız gereken soru şu: Çocuğumuz bir sorun yaşadığında, onu anlatmaya teşvik eden bir ilişki mi kuruyoruz, yoksa anlatmadan önce bile nasıl tepki vereceğimizi düşünmek zorunda mı kalıyor?

Çünkü zorbalıkla mücadele, yalnızca zorbalık yaşandıktan sonra başlatılan bir müdahale değildir. Çocuğun kendisini değerli, güvende ve anlaşılmış hissettiği ilişkiler kurmakla başlar.

Özden Güneş
Aile Danışmanı
Sosyolog & Yazar

Kaynakça

  • Akyol, N. A., Yıldız, C., & Akman, B. (2018). Öğretmenlerin akran zorbalığına ilişkin görüşleri ve zorbalıkla baş etme stratejileri. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 33(2), 439–459. https://doi.org/10.16986/HUJE.2017032926
  • Aslan, M., & Polat, M. O. (2023). Tüm boyutlarıyla akran zorbalığı. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 5(1), 43–82.
  • Aydoğan, İ., Mukba, G., & Aydoğan, R. (2025). Akran zorbalığı sıklığının okul özellikleri yönüyle incelenmesi. Cumhuriyet International Journal of Education, 14(3), 608–617. https://doi.org/10.30703/cije.1499390
  • Maden, H., Çınar, H., & Maden, Ö. (2025). Okullarda akran zorbalığı: Literatür taraması. UPUES Journal, 2(1), 69–95. https://doi.org/10.64087/Upues.2025.9
ÖZDEN GÜNEŞ
ÖZDEN GÜNEŞ
ÖZDEN GÜNEŞ, aile danışmanı ve sosyolog olarak danışmanlık alanında görev yapmaktadır. Lisans eğitimini sosyoloji alanında tamamlamış, aile danışmanlığı eğitimi almış, şu anda da psikoloji yüksek lisans yapmaktadır. Yazılarında gündelik hayatta karşılaşılan sorunları sade bir dille kaleme almaktadır. İletişim, ilişkiler ve aile hayatındaki sorun ve atılabilecek adımları, özellikle bilişsel davranış terapisi, şema terapi ve duygu odaklı terapi odaklı çalışmalarla anlaşılır hale getirmeyi misyon edinerek içerik üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar