Pazar, Haziran 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

YARALI ŞİFACI OLMA(MA)K

“Yaralı Şifacı” (The Wounded Healer) kavramı, Carl Gustav Jung tarafından hem psikolojik hem de mitolojik bağlamda tanımlanan güçlü bir arketiptir (Jung, 1961). Yaralı şifacı arketipinin temel varsayımı, depresyon hastası bir danışanı, aynı süreçlerden geçmiş bir terapistin merhem olabileceği anlayışıdır. Terapistin kendi içsel süreçlerini fark etmesi ve bunu profesyonel gelişimine entegre etmesi, terapistlerin başkalarına rehberlik etme kapasitelerini artırırken, empati, anlayış ve derin bağlantılar kurma yetilerini de güçlendirir (Bond, 2020). Ayrıca, araştırmacılar ruh sağlığı uzmanlarının etkili bir “şifacı” olabilmesi için bilinçli bir bireysel terapi sürecinden geçmiş olmaları gerektiğini ileri sürmüşlerdir (Barnet, 2007; Herman, 2001). Buna karşın, bazı akademisyenler, terapistlerin etkili bir mesleki gelişim süreci ile de aynı kazanımları elde edebileceğini, kişisel terapiye katılımın mesleki yeterliliğin ön koşulu olmadığını savunmaktadır (Wigg vd., 2011). Bu tartışmalar, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında “Ruh sağlığı uzmanları terapi almalı mı?” sorusu etrafında yoğunlaşmıştır (Fromm-Reichmann, 1950; Strupp, 1955; Malikiosi-Loizos, 2013). Freud, terapistlerin çekinmeden periyodik olarak terapiye dönmeleri gerektiğini belirtmiştir (Malikiosi-Loizos, 2013, s. 33). Jung ise psikoz geçirmiş olabileceğini ifade etmiş ve ruhsal krizlerinin onu dönüştürdüğünü vurgulamıştır (Jackson, 2001). Ayrıca, Collart (1996) gerçek şifacılığın yalnızca sezgi ve empati ile değil, travmanın da yaşanmış olması gerektiğini belirtmiş, Herman (2001) ise “Sadece bireysel terapiden yardım alabilen kişiler, etkili bir şifacı olma yeteneğine sahiptir.” demiştir (akt., Barnett, 2007). Ek olarak, Jung Psikoterapi Pratiği kitabında “psikoterapinin temel meseleleri” başlığı altında, “her tedavi, nerdeyse yarı yarıya, hekimin kendini denetlemesinden ibarettir; zira hekim ancak kendi içinde doğrulttuğu şeyi hastada da düzene sokabilir. Hekimin kendini hastadan etkilenmiş hissetmesi yanılgı değildir: hekim ancak kendi yaralandığı nispette iyileştirebilir. Yaralanmış hekimle (yaralı şifacı) ilgili mitoloji unsuru da bundan başka bir şey ifade etmez zaten.” demiştir (ss. 130).

Bana soracak olursanız, yaralı bir şifacı iyi bir terapist midir, bilmiyorum; ancak gerçekten iyi bir terapist, ‘yara’ almadan empati yetenekleri gelişmiş biridir. Batson’un (2009) empati teorisine göre, başkalarının duygularını anlamak için mutlaka aynı yaşam deneyimlerinden geçmek şart değildir; asıl önemli olan, kişinin perspektif alma kapasitesidir. Perspektif alma, bir bireyin başkasının durumuna zihinsel ve duygusal olarak uyumlanmasını sağlar ve terapötik süreçte empatiyi destekleyen en önemli faktörlerden biridir (Batson, 2011). Ayrıca, Barnett (2007) yaralı şifacı arketipinin, terapistlerin kendi geçmiş deneyimlerine aşırı vurgu yaparak danışanlarla duygusal özdeşleşme riski taşıyabileceğini belirtmektedir. Bu özdeşleşme, terapistin objektifliğini kaybetmesine, danışanın sürecini kişisel deneyimlerle yönlendirmeye çalışmasına ve etik ilkelere zarar veren bir noktaya dönüşebilir (Kayasandık, Akyol, 2025).

Aynı dili konuşmanın, yani benzer deneyimlerden geçmiş olmanın danışanlarla kurulan iletişimi güçlendirdiği, ancak empatinin sadece benzerliklerle sınırlı kalmaması gerektiği görüşü, terapinin etkinliği açısından kritik bir bulgu olarak değerlendirilebilir. Empati, terapide danışanın ihtiyaçlarını anlamayı ve karşılamayı sağlayan temel bir araç olduğundan, yaralı şifacı arketipinin bu rolü destekleyici bir unsur olabileceği, ancak dikkatli ve profesyonel bir yaklaşımla ele alınması gerektiği anlaşılmaktadır (Kayasandık, Akyol, 2025).

İrem Baki
İrem Baki
İrem Baki, Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Yaklaşık 1,5 yıl GIPDER İzmir’in online seminer ekibinde görev almış, TEGV’de eğitim gönüllüsü olarak çocukların gelişimini destekleyen çalışmalar yürütmüştür. Yaz aylarında gönüllü klinik staj deneyimi edinmiş; çeşitli psikoloji topluluklarının etkinlikleri, konferanslar ve webinarlara aktif olarak katılmıştır. Sürekli okumayı, araştırmayı ve keşfetmeyi seven Baki, yazılarında psikolojik bilgileri bilimsel temellere dayalı ve anlaşılır bir dille aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar