Cumartesi, Temmuz 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Türk Dünyasında Ruh Hastalıklarına Bakış Açısı ve Müziğin İyileştirici Gücü

Psikoloji öğrencileri olarak, bizler ve psikoloji tarihine ilgi duyanlar, Batı Dünyası’nda ruh sağlığı hastalarına yönelik olumsuz bakış açılarını, stigma eğilimlerini ve tedavideki olumsuz yaklaşımları hatırlayabiliriz. Ancak benim asıl bahsetmek istediğim konu, kısa bir tarihe sahip olan psikoloji biliminin Türklerde İslamiyet öncesi ve sonrasındaki, Batı’nın tam aksine, cezalandırıcı ve dışlayıcı olmayan tedavi yaklaşımlarıdır.

M.Ö. 3000’li yıllara dayanan Altay-Türk Kültürü’nde hastalıklar, kötü ruhların bir nişanesi olarak kabul edilirdi. Kam ve Baksı olarak bilinen, hem ozan hem de hekim olan şamanlar, kötü ruhlarla irtibata geçip hastalıkları çeşitli enstrümanlar kullanarak, müzik ve dans ile tedavi ediyorlardı. Özellikle kopuz, kötü ruhları kovan ve iyi ruhları çağıran kutsal bir çalgı aleti olarak görülüyordu. Aynı zamanda davula da kutsallık atfedilmişti (Güner, 2007). Doğu Türkistanlı yazar Abdulhekim Baki’nin aktardığına göre, “Yazılı kaynaklara göre Uygur Türklerinin bilinen en eski müzik örnekleri, günümüzden 6000–8000 yıl öncesine kadar dayanmaktadır. Doğu Türkistan Medeniyet Numuneleri adlı araştırma dergisinin 1985 yılında yayınlanan birinci sayısındaki bir incelemede, Hoten vilayetine bağlı Çerçen kazasındaki Mülçe Irmağı çevresinde bulunan Mingyarkaya resminde dans eden figürlere rastlanmıştır. Arkeologların bilimsel araştırmalarına göre bu kaya resimleri, zamanımızdan 6000–8000 yıl öncesine aittir. Uygur Türkleri, 3000 yıl önce Şaman dinine mensup oldukları çağlarda, Şaman, Pirhon ve Bahşılar şarkılar söyleyerek ve dans ederek hasta tedavi seansları ve törenleri icra ederlerdi. Uygur Türkleri, eski zamanlarda ölülerini şarkı söyleyerek ve dans ederek uğurlarlardı.” (Gençel, 2006).

Türk-İslam alimlerinden Farabi, İbn-i Sina ve Ebubekir Razi, müzikle tedavinin hastalıklardaki etkisini araştırmış ve incelemelerini aktardıkları kitaplar yazmışlardır. İbn-i Sina, bahsettiğim o cezalandırıcı ve dışlayıcı olmayan tedavi yaklaşımını kanıtlayacak şekilde, müzikle tedavinin etkililiği adına şunları söylemiştir: “Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini artırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu en sevdiği insanlarla bir araya getirmektir.” Farabi, müziğin hastalıklara deva olması fikrini ilerleterek, hangi makamların hangi derde deva olduğunu sınıflandırmıştır. İfade ettiğine göre, Irak makamı har mizaçlılara ve sersemliğe faydalı, İsfahan makamı zekayı artırıcı ve anıları tazeliyici, Uşşak makamı insana gülme hissi veren, Zengule makamı ise kalp hastalıklarına deva olarak sınıflandırılmıştır (Güner, 2007). Abbas Vesim, ilaçla tedavi edilemeyen hastalıklar için müzikle tedavinin tercih edilmesi gerektiğini, soğuk zamanlarda sıcak namelerin, sıcak zamanlarda ise soğuk namelerin faydalı olacağını ifade etmektedir. Gevrekzade Hasan Bin Ahmet ise bir eserinde Türklerde ruh hastalıklarının tedavisinde müziğin iyileştirici gücüne değinmiş ve özellikle durgun, çevreye ilgisiz ve hayata küsmüş hastalara daha da etki ettiğinin altını çizmiştir (Erer ve Atıcı, 2010).

Orta Asya Türklerinin Darülmerza, Selçukluların Darülafiye, Osmanlıların Darülsıhha, Bimarhane ve Tımarhane olarak adlandırdıkları Darüşşifa, hastaların tedavi edildikleri yer anlamına gelir. Hem akıl hem de beden hastalıklarının tedavi edildiği Darüşşifalara örnek vermek gerekirse, günümüze ulaşanlardan Gevher Nesibe Hatun (bugünlerde Tıp Tarihi Müzesi olarak hizmet vermekte), Gökmedrese Pervane Bey, Çankırı Atabey Ferruh Darüşşifaları Selçuklu eserleri; Haseki Hastanesi, Süleymaniye Külliyesine bağlı Şifahane, 2. Beyazıd Darüşşifası ve Hafsa Sultan Darüşşifası ise Osmanlı eserleridir. 30 yataklı olduğu ifade edilen 2. Beyazıd Darüşşifası’nda, Evliya Çelebi’nin de aktardığına göre, ruh hastalıklarının tedavisi su ve müzik sesi ile yapılmaktaydı. Yine Evliya Çelebi’nin aktardığına göre, on adet şarkı söyleyen ve saz çalan neyzen, kemancı ve udcu, haftada 3 kez hastalara müzik dinletisi yaptırılmaktaydı (Güner, 2007). Edirne Darüşşifası olarak da anılan Beyazıd Darüşşifası, bilinen ilk hastane olmasının yanında, hekimbaşının da insan ruhu üzerine olumlu etki bırakan müzik hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu aktarmaktadır. Hastalıklara göre tedavi planlandığını da ifade etmiştir. Kuruluş yıllarında her tür hastaya tedavi veren Darüşşifa, sonraki yıllarda akıl ve ruh hastalıklarına yönelen bir merkez haline gelmiştir (Gençel, 2006). Osmanlı Dönemi’nde Saray Hekimi olan Musa Bin Hamun’un çocuk psikolojisi hastalıklarında müziğin iyileştirici gücünü kullandığı görülmektedir. Bir diğer hekimbaşı olan Gevrek Zade Hasan Efendi, bir eserinde hangi makamın hangi çocuk hastalığına iyi geldiğine yönelik açıklamalara yer vermiştir (Tanrıöver, 2010).

Kaynakça

Erer, S., & Atıcı, E. (2010). Hospitals Using Music Therapy in Seljuks and Ottomans. Journal of Uludağ University Medical Faculty, 36(1), 29-32.

Gençel, Ö. (2006). MÜZİKLE TEDAVİ. Kastamonu Education Journal, 14(2), 697-706.

Güner, S. S. (2007). Müziğin Tedavideki Yeri ve Şekli. Karadeniz Araştırmaları, 12(12), 99-112.

Tanrıöver, G. (2010). Müzikle Tedavi Yöntemleri. Fine Arts, 5(3), 150-157.

Hatice AYDIN
Hatice AYDIN
Hatice AYDIN, Akdeniz Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olarak bölümünün psikoloji topluluğuna ait Persona dergisinde editörlük ve yazarlık yapmış olup derginin 2025 yılındaki sayısında iki şiiri ve bir makalesiyle yer almıştır. Lisans döneminde Rehber Klinik şirketi üzerinden Temel Psikoloji Eğitimi ve Stajını tamamlamıştır. Alanında ilgi duyduğu ve uzmanlık yapmak istediği alanlar Adli Psikoloji ve Klinik Psikolojidir. Yazmak istediği alanlar ise klinik çerçevede ve akademik çerçevede psikopatolojilerin risk faktörleri, bilimsel literatürde yer alan çalışmalardaki örneklemin içinde yer almayan ve veri toplanamayan kesimlerdeki durumun edebiyat yazarları perspektifinden ele alınması, insanın hayatını anlamlı kılan noktalar ve işlevselliğin bu anlamdaki rolleri gibi konulardır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar