Sevgi her zaman iyileştirici midir? Bazen sevgi, karşınızdaki kişinin sizi kontrol etmek için kullandığı en tatlı görünen silah olabilmektedir. İlişkilerdeki en büyük tehlike, bağırışların veya hakaretlerin değil, “Ben senin iyiliğin için söylüyorum, ben seni sevdiğimden bunu yaptım” gibi cümlelerin arkasında gizlenmektedir.
Kelime anlamı olarak “yönlendirmek, ustalıkla idare etmek” anlamlarına gelen manipülasyon, bazen partnere hissettirmeden gizlice yapılırken bazen ise çok net ve şiddetli bir şekilde karşımıza çıkabilmektedir. Manipülasyonu kendi amacına fayda sağlamak için kullanan manipülatörlerin uyguladıkları birden fazla yöntem vardır ve manipüleye maruz kalan kişiler üzerinde ciddi etkiler yaratmaktadır. Davranış, fikir, duygu veya kişilik yönünden sürekli olarak küçümsenme, yanlış olarak nitelendirilme, baskılanma, tehdit edilme gibi durumlar, bireyin değersizlik hissi, gerçeklik algısında bozulma veya düşük benlik saygısı gibi olumsuzlukların yaşanmasına sebep olabilmektedir (Şen, 2023, s. 6).
Peki, bu denli yıkıcı bir güç, bize en yakın olan insandan geldiğinde neden hemen fark edemeyiz? İçten içe belki de kötü hissetmemize, bir şeylerin yanlış olduğunu bilmemize rağmen neden ilişkimizi sürdürmeye devam ederiz? Manipülatif bir partner sürekli kötü davranmaz; bazen gerçekten dünyanın en iyi, en anlayışlı insanı gibi davranırken bazen de süslü cümlelerle kendini çok iyi gizleyebilmektedir. Bu tutarsızlık içinde iyi günlerin umuduyla ilişkiye tutunuruz. Manipülasyon ilk günden kendini göstermeyebilir. İlişkinin başlarındaki ilgi ve iltifatlar zamanla yerini ufak eleştirilere ve tatlı dille yapılan kısıtlamalara bırakmaktadır. Karşılaştığımız şeyin sevgi değil, ustaca örülmüş bir ağ olduğunu anladığımızda ise çoktan o ağın içine dolanmış oluruz.
Manipülasyonun kolayca fark edilememesinin nedenlerinden biri de toplumdan kaynaklanıyor olabilir. Bize çocukluğumuzdan beri sevginin büyük fedakârlık gerektirdiği öğretilmektedir. Eğer birini seviyorsan onun için her şeyi yapman gerektiği söylenmektedir. Kendi sınırlarını çizmek ise bencillik olarak etiketlenmektedir. Çocukluktan beri bize kodlanan bu normları romantik ilişkilerimizde de farkında olmadan devam ettirmekteyiz. Oysa fedakârlık, kişinin kendi isteğiyle, içinden geldiği için yaptığı bir eylemdir. Karşı tarafın üstü kapalı baskıları veya sevilmek için yapılan eylem, fedakârlık değil, duygusal esarettir.
İlişkilerde manipülasyon, karanlıktaki gölgelere benzer; ancak siz ışığı açtığınızda o korkutucu gölgeler kaybolur. Farkındalık da aslında o ışıktır. Partnerinizin tatlı görünen süslü cümlelerinin arkasındaki gerçeği fark ettiğinizde, manipülasyon gücünü yitirmeye başlayacaktır. Çünkü artık siz “Sorun bende mi?” diye sormak yerine “Bunu gerçekten kendim için mi yapmak istiyorum, yoksa kendimi suçlu hissettiğim için mi?” diye sormaya başlayabilirsiniz. Tartışmadan kaçınmak için verdiğiniz her küçük tavizin, tadınız kaçmasın diye yuttuğunuz her cümlenin aslında sizi ne kadar yaraladığını görebilecek, hayır demenin karşınızdaki kişiyi sevmediğiniz anlamına gelmediğini fark ettiğinizde ise kendi sınırlarınızı çizebileceksiniz. Unutmayın ki sevgi fedakârlık gerektirebilir; ancak sağlıklı hiçbir sevgi, sizin kendi benliğinizden ve doğrularınızdan vazgeçmenizi talep etmez.


