Cuma, Temmuz 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

​Tükenenlerden Misiniz? Tükenmişlik Sendromunun Sesi

Giriş
Stres gibi, tükenmişlik sendromu da günümüzde sıkça karşılaşılan rahatsızlıklardan biri olarak kabul edilse de, aslında yeni bir olgu değildir. Öğrenci, çalışan, emekli, çocuk, genç, yaşlı… Fark etmeksizin herkesin hayatında var olabilecek psikolojik bir süreçtir. Bireyler, yeni bir iş yapmaya karşı isteksiz hissedebilir veya mevcut işlerinden eskisi gibi haz alamayabilirler. Bu durum, tükenmişliğin sesinin gizlice geldiğini göstermektedir.

Tükenmişliğin Adımları
İlk olarak, Herbert J. Freudenberger tarafından 1974 yılında literatüre kazandırılan tükenmişlik sendromu, “başarısızlık, yıpranma, enerji ve güç kaybı veya insanın iç kaynakları üzerinde, karşılanamayan istekler sonucunda ortaya çıkan bir tükenme durumu” şeklinde tanımlanmıştır (Izgar, 2003:162). Geniş anlamda, gündelik yaşama ve çevreye yönelik duygusal çöküntülerin neden olduğu fiziksel ve zihinsel bir sendrom olarak ele alınabilir. Tükenmişlik sendromu, stres kaynaklı hastalıklar ve ölümler yanında, zihinsel etkinliklerin yavaşlaması, psikolojik sorunların artışı ve cinsel enerjinin tükenmesiyle de yakından ilişkilidir (Silah, 2005: 82-83). Tükenmişlik, yaptığımız işlerin zevk vermemesinin yanı sıra içimizde kalan uktelerin de sessiz çığlığıdır.

Kişi, tükenmişlik durumunun boyutlarıyla yaşamaktadır. Bu boyutlara da değinmemiz gerekir.

1. Duygusal Tükenme: Bireyin iş veya özel hayatında yoğun ve uzun süreli strese karşı enerjisinin tamamen sıfırlandığı, herhangi bir iş yapmaya karşı kendisinde yeterli gücü bulamamasıdır. Psikolojik bir durumdur ve tükenmişlik sendromunun ilk ve en belirgin aşamasıdır. Birey, kendini pili bitmiş bir oyuncak gibi hisseder. Görünüşü ilgi çekici olsa da içindeki enerji bitmiştir. Yeni bir pile ihtiyaç duyar; bu pil ise gözünde çölde su bulma zorluğu gibidir. Psikolojik belirtileri arasında, kişinin kendini boşlukta hissetmesi, çaresizlik duyması, motivasyon kaybı, aşırı alınganlık veya hiçbir şeye tepki verememe gibi durumlar yer alır. Örneğin, bir arkadaşınız yıllardır gitmek istediğiniz bir konsere bilet aldığında nasıl hissedersiniz? Hepimiz sevinir ve mutlu oluruz. Ancak tükenmiş bir birey bu konsere sevinemez ve gidecek gücü bulamaz. Fiziksel belirtilerin en önemli sinyallerinden biri de kronik yorgunluktur. İnsan, ne kadar iyi uyumuş olursa olsun kendini yorgun ve uykusuz hisseder. Uyku sorunları da belirtilerden biridir; hiç uyuyamama veya aşırı uyuma gibi durumlar gösterebilir. Davranışsal belirtiler ise sosyal ortamlardan uzaklaşma, insanlarla iletişim kurma isteğinin kaybolması ve sorumluluklardan kaçma isteği gibi aşamalarla kendini gösterir. Kişi, maddi gücü yerinde olsa bile bir şey almak ya da yemek istemez. Bu durum, ilerleyen zamanlarda beslenme bozukluklarına yol açabilir. Birey, aksi yönde hareket edip sürekli yemek de yiyebilir; bu da ilerleyen zamanlarda ciddi hastalıklara yol açabilir.

Duyarsızlaşma: Bu aşamada bireyler, çalıştıkları kuruma veya hizmet verdikleri insanlara karşı soğuk, ilgisiz ve katı bir davranış sergilerler. Karşılarındaki kişilerin istek ve taleplerini görmezden gelirken, aynı zamanda kaba ve aşağılayıcı tutumlar içine girebilirler. Bu durum, bireylerin içindeki kötülük duygusunun ağır basmasına ve pasif agresif bir gerginlikle hareket etmelerine neden olabilir.

Düşük Kişisel Başarı: Bu aşama, bireylerin geçmişteki başarı odaklı deneyimleriyle de ilişkilidir. Küçükken başarı odaklı bir ailede büyüyen çocuklar, ileride okulda istedikleri başarıyı gösterememekle tükenmişlik duvarına çarpabilirler. Hep başarılı olan bir birey, iş yerinde bir sunumda veya projede başarılı olamadığında da bu aşama kendini gösterir. Bu durum, kişinin kendisindeki suçluluk duygusunun izlerini regüle edemeyip karşısındaki kişiye suçlayıcı bir şekilde yansıtmasıdır.

Tükenmişlik Sendromunun Sebepleri
Bireysel ve çevresel nedenler olarak iki ana grupta incelenebilir. Bireysel nedenler, bilim adamları tarafından yapılan çeşitli çalışmalar sonucunda kişilik özellikleri ile ilgili olduğu bulunmuştur. Yapılan araştırmalar, en önemli bireysel stres kaynağının kişilik özelliği olduğunu ortaya koymuştur. A Tipi Kişilik Yapısı’na sahip olan bireylerin, stres kaynaklı rahatsızlıklar ve kalp krizleri yanında tükenmişlik olgusuna da çok açık oldukları görülmektedir. Bu kişilik yapısı; mükemmeliyetçilik, ben-merkezlilik, saldırganlık, eleştirellik, tatminsizlik, başarı odaklılık, dinamizm ve yüksek sorumluluk duygusu gibi davranış kalıplarıyla karakterize olmaktadır.

Çevresel nedenler ise, bireysel etkenlerin belli bir oranda belirleyici olmasına rağmen, tükenmişliğin çalışma yaşamı içinde ortaya çıktığı ve geliştiği genel kabul gören bir gerçektir. Shirom’a göre, tükenmişlik sendromunun yoğun olarak görüldüğü, özellikle sağlık, eğitim ve güvenlik gibi alanlarda çalışan hemşire, doktor, sosyal hizmet uzmanı, öğretmen, öğretim üyesi, subay, polis, gardiyan ve kütüphane görevlisi gibi meslek gruplarında iş stresinin yoğunluğu, aşırı iş yükü, mesleki sorumluluk duygusu, zaman baskısı, mekansal kapatılma duygusu ve statüsel konum gibi etkenler öne çıkmaktadır.

Sonuç
Tükenmişlik, bireysel olabileceği gibi çevresel olarak da gerçekleşebilen psikolojik bir durumdur. Bu durum, bireyin bir olaya karşı uyaran alsa bile haz duymaması veya kendini iyi hissetmemesi şeklinde kendini gösterir. Gündelik hayatımızda, iş yerinde aldığımız yoğun baskıyla gerçekleşebileceği gibi kişilik yapısına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bireyler, sorumluluklarını yerine getirme isteği duymayabilirler. Kendilerini, çorak topraklarda açmaya çalışan bir lotus çiçeği gibi hissedebilirler. Lotus çiçeği, zorlukların ardından açma eylemini başarıyla gerçekleştirebildiği gibi birey de karşılaştığı zorluklara rağmen iyi ve düzenli bir destekle çorak toprakların ardından ışıldayarak yükselebilir. Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğabilirler. Hayata yeniden tutunabilirler. Dönüşüm için zamanı beklememeli ve adım atmaları gerekmektedir. Her adım, gelecekteki benliğimiz için yeni bir dönüşümdür. Bu dönüşüm, bizleri daha iyi bir hayata hazırlamaktadır. Hazırlık, başarmanın kendisidir. Başarı da benlik imajımızı sağlıklı etkileyen yegâne bir oluşumdur.

Kaynakça

  • ​KAYNAKÇA
  • COFFEY, Robert E. – COOK, Curtis W. & HUNSAKER, Phillip L. (1994). Management and Organizational Behavior, USA: Austen Press.
  • ​EREN, Erol (2008). Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi, 11. Bsk., İstanbul: Beta Yayınları.
  • ​EROĞLU, Feyzullah (2006). Davranış Bilimleri, 7. Bsk., İstanbul: Beta Yayınları.
  • FORSYTH, Patrick (2006). Yaratıcı Motivasyon Teknikleri, (Çev.: Derya Demiray), Mess Yayınları
  • ​HOGG, Michael A. & VAUGHAN, Graham M. (2007). Sosyal Psikoloji, Ankara: Ütopya Yayınevi
  • ​IŞIĞIÇOK, Özlem (2005). XXI. Yüzyılda İstihdam ve İnsana Yakışır İş, Bursa: Ezgi Kitabevi
  • ​IZGAR, Hüseyin (2003). “Çalışanlarda Stres ve Tükenmişlik”, Endüstri ve Örgüt Psikolojisi
  • ​KAĞITÇIBAŞI, Çiğdem (1988). İnsan ve İnsanlar, İstanbul: Evrim Basım Yayım
  • ​LEVINSON, Harry (1996). “Burnout”, Harvard Business Review, (82), ss. 153-163)
  • ​MORGAN, Clifford T. (1993). Psikolojiye Giriş, (Çev.: Sirel Karakaş ve arkd.), 10. Bsk., Ankara: Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Yayınları
  • ​SİLAH, Mehmet (2005-b). Sosyal Psikoloji, 2. Bsk, Ankara: Seçkin Yayınları.
  • ​SPECTOR, Paul E. (2008). Industrial and Organizational Psychology, 5th ed., John Wiley & Sons.
  • ​SÜRGEVİL, Olca (2006). Çalışma Hayatında Tükenmişlik Sendromu, Ankara: Nobel Yayınları.
  • ​ŞİMŞEK, M. Şerif – AKGEMCİ, Tahir ve ÇELİK, Adnan (2003). Davranış Bilimlerine Giriş ve Örgütlerde Davranış, 3. Bsk., Konya.
  • ​TORUN, Alev (1997). “Stres ve Tükenmişlik”, Endüstri ve Örgüt Psikolojisi, (Edt.: Suna Tevrüz), 2. Bsk, Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları, ss.43-53
  • DOLGUN, Uğur (2010). "Tükenmişlik Sendromu" Örgütsel Davranışta Güncel Konular, ss. 287-310, 2010.
İrem Nur Özkaya
İrem Nur Özkaya
İrem Nur Özkaya, psikoloji alanında eğitimine devam eden; çözüm odaklı terapi, travma çalışmaları ve bireysel farkındalık konularına özel ilgi duyan genç bir psikoloji öğrencisi ve içerik üreticisidir. Akademik kariyerinde özellikle çocukluk temelli psikolojik gelişim, özgül fobiler ve post-travmatik büyüme üzerine odaklanmakta; kısa süreli çözüm odaklı terapi gibi modern terapi yaklaşımlarını yakından takip etmektedir. Psikoloji bilgisini yalnızca teorik düzeyde bırakmayan Özkaya, yazarlık yönüyle de öne çıkmaktadır. Ruh sağlığı ve kişisel gelişim alanlarında sade, anlaşılır ve etkileyici içerikler üretmeyi misyon edinmekte; bireylerin kendi potansiyellerini keşfetmeleri ve ruhsal dayanıklılıklarını artırmaları için rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Ulusal platformlarda sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol alan Özkaya, toplumsal ruh sağlığı bilincini artırmaya katkı sunacak dijital içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar