“Mesajımı gördü ama cevap vermedi.” “Story atmış ama bana hala dönmedi.” “Kesin bilerek cevap vermiyor.” Günümüzde bir mesajın ne kadar sürede cevaplandığı, ilişkilerimiz hakkında düşündüğümüzden çok daha ipucu vermeye başladı. Birinin mesajımıza birkaç saat boyunca cevap vermemesi, hatta çevrimiçi olduğunu görmemiz, zihnimizde kolayca “beni önemsemiyor” ya da “benimle konuşmak istemiyor” gibi anlamlara dönüşebiliyor. Ama bazen gerçekten olan şey çok daha basit: Mesajı gördü.
Cevap vermeyi düşündü. Sonra unuttu. Peki bu nasıl mümkün oluyor?
“Birazdan cevaplarım” tuzağı Hepimizin yaşadığı bir senaryo var: Bir arkadaşımız mesaj atıyor. Mesajı açıyoruz ve cevabı hemen yazmak yerine “birazdan cevap veririm” diye düşünüyoruz. Telefonu bırakıyoruz.
Sonra başka bir uygulamaya geçiyoruz, ders çalışıyoruz, bir arkadaşımızla konuşuyoruz, dışarı çıkıyoruz… Ve birkaç saat hatta birkaç gün sonra mesaj aklımıza geliyor. Peki object permanence (nesne sürekliliği) bunun neresinde?
Son yıllarda sosyal medyada object permanence ifadesinin ilişkiler ve mesajlaşma bağlamında kullanıldığını sıkça görüyoruz. “Görüşmediğim insanları unutuyorum.” “Mesajı ekranımdan silinince cevaplamayı unutuyorum.” “İnsanları uzun zaman görmediğimde onları düşünmeyi bırakıyorum.” Bu davranışlar bazen internette “object permanence'im yok” şeklinde açıklıyor. Ancak burada önemli bir ayrım var.
Object permanence, gelişim psikolojisinde bir nesnenin doğrudan görülmediği zaman da varlığını sürdürdüğünü anlayabilme becerisini ifade eder. Bu nedenle yetişkin bir insanın mesajlara cevap vermeyi unutmasını doğrudan “object permanence eksikliği” olarak açıklamak doğru değildir. Yani arkadaşımız üç gün sonra mesajımıza döndüğünde: “Senin object permanence'in yok.” Demek eğlenceli bir açıklaması olabilir; fakat psikolojik bir değerlendirme değildir.
Mesajlara cevap verme davranışını anlamak için prospective memory (ileriye yönelik bellek), dikkat ve çalışma belleği gibi süreçler çok daha doğrudan ilişkilidir. Peki neden mesajı gördüğümüzde cevap vermek daha kolaydır? Burada ilginç bir mekanizma ortaya çıkıyor.
Mesajı gördüğümüzde mesajın kendisi bize bir ipucu sağlıyor: “Bu kişiye cevap vermem gerekiyor.” Bu ipucu ortadan kalktığında ise görevimizi kendi başımıza hatırlamamız gerekiyor. Prospective memory araştırmalarında, gelecekte yapılacak bir davranışın uygun zamanda hatırlanabilmesi için çevredeki ipuçlarının önemli olduğu görülüyor. Örneğin “arkadaşımı görünce ona kitabını vereceğim” şeklindeki bir plan, arkadaşımızı gördüğümüzde tetiklenebilir.
Mesajlaşmada da benzer şekilde telefon bildirimi veya mesaj ekranı, cevap verme görevini yeniden aktive eden bir ipucu görevi görebilir. Bu yüzden bazı insanlar mesajı bildirimden hemen cevaplamadıklarında, mesajı tekrar görmedikleri sürece tamamen unutabiliyor. Dolayısıyla tek başına cevap süresine bakarak birinin bize verdiği değeri ölçmek mümkün değildir.
Özellikle dijital iletişimde bunu daha sık yapıyoruz. Birinin çevrimiçi olması, başka bir paylaşım yapması veya mesajımızı görmesi, onun bizimle konuşabilecek durumda olduğu anlamına gelmeyebilir. “Beni unuttu” ile “Beni önemsemiyor” aynı şey değil.
Bir kişinin bizi bir süreliğine zihninin ön planında tutmaması, bizi hayatından çıkardığı anlamına gelmez. Günlük hayatımızda insanları sürekli düşünmeyiz. Arkadaşlarımızla konuşmadığımız saatlerde onların varlığını aktif olarak zihnimizde tutmuyor olabiliriz.
Aynı şekilde bir mesajın birkaç saat boyunca cevaplanmamış olması da otomatik olarak ilişkinin değerine bir kanıt değildir. Bazen aklımız gerçekten başka bir yerde olabilir. Bu nedenle bir dahaki sefere mesajınıza cevap gelmediğinde kendinize şu soruyu sormayı deneyebilirsiniz: “Şu anda gerçekten bildiğim şey ne, benim tahmin ettiğim şey ne?” Belki cevap gerçekten “seni önemsemiyor” olabilir.
Belki de sadece “mesajı gördü, cevap vermeyi planladı ve sonra hayat devam etti.” İkisi arasındaki farkı anlamanın yolu, bildirim ekranından değil, çoğu zaman ilişkinin tamamına bakmaktan geçer.
Kaynakça
- Chen, X., Wang, Y., Liu, L., Cui, J., Gan, M., Shum, D. H., & Chan, R. C. (2015). The effect of implementation intention on prospective memory: A systematic and meta-analytic review. Psychiatry Research, 226(1), 14–22. https://doi.org/10.1016/j.psychres.2015.01.011

