Hiç tanımadığınız bir ünlünün başarısına siz başarmış gibi sevindiniz mi? Ya da bir dizi karakterinin ölümü sizi günlerce etkiledi mi? Dizi izlerken bazı karakterlerle güçlü bir bağ kurabiliriz. O üzüldüğünde üzülür, sevindiğinde ise onun mutluluğunu paylaşırız. Dizi başladığında gözümüzü ekrandan ayıramaz, bölüm bittiğinde ise bir sonraki bölümü heyecanla bekleriz. Dizi final yaptığında, özellikle de en sevdiğimiz karakter ölürse, tarif etmesi zor bir üzüntü yaşayabiliriz.
Benzer şekilde sosyal medyada da içerik üreticileriyle bağ kurabiliriz. Onlara karşı hayranlık, merak, özdeşleşme, yakınlık hatta romantik duygular hissedebiliriz. Oysa bu kişileri gerçekte tanımayız. İşte sosyal medyada veya televizyonda gördüğümüz kişilerle kurduğumuz, tek taraflı ama gerçekmiş gibi hissedilen bu bağlara parasosyal ilişki adı verilir (Horton & Wohl, 1956).
Parasosyal İlişkiler Neden Görülür?
Parasosyal ilişki kavramı ilk kez Donald Horton ve Richard Wohl tarafından 1956 yılında ortaya atılmıştır. Araştırmacılar, izleyicilerin televizyon ekranındaki kişilerle tek taraflı ama gerçek bir ilişki varmış gibi hissettiklerini ifade etmişlerdir (Horton & Wohl, 1956).
Günümüzde ise sosyal medya ve dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte parasosyal ilişkiler çok daha görünür hâle gelmiştir. Sosyal medya ve diziler artık hayatımızın neredeyse her anında yer almaktadır. Aynı kişileri her gün izlemek ya da sosyal medyada sürekli takip etmek zamanla bir yakınlık hissi oluşturabilir.
Bunun yanı sıra sosyal medyada içerik üreten kişiler çoğunlukla hayatlarının en mutlu, en başarılı ve en ilgi çekici anlarını paylaşırlar. Bu durum, takipçilerin onları her zaman bu şekilde yaşadıklarını düşünmelerine neden olabilir. Özellikle kendini yalnız hisseden, sosyal destek ihtiyacı duyan veya aidiyet arayışı içinde olan kişiler, bu kişilerle güvenli ve zahmetsiz bir bağ kurmaya daha yatkın olabilirler (Giles, 2002).
Psikolojik Etkileri Nelerdir?
Parasosyal ilişkiler her zaman olumsuz değildir. Bazı durumlarda bireylere motivasyon verebilir, yalnızlık hissini azaltabilir veya zor zamanlarda psikolojik olarak destekleyici bir rol üstlenebilir. Özellikle kişinin kendisine rol model olarak seçtiği bireylerden ilham alması olumlu sonuçlar doğurabilir.
Bununla birlikte, parasosyal ilişkilerin yoğunlaşması bazı olumsuz sonuçlara da yol açabilir. Gerçek sosyal ilişkilerin geri planda kalması, kişinin sürekli kendini başkalarıyla karşılaştırması, reddedilme korkusu, bağlanma kaygısı ve yalnızlık hissinin artması bunlardan bazılarıdır. Araştırmalar, aidiyet ihtiyacı, yalnızlık, bağlanma biçimleri ve bilişsel empati gibi psikolojik faktörlerin parasosyal ilişkilerin gelişiminde etkili olduğunu göstermektedir (Liebers & Schramm, 2019).
Sonuç
Parasosyal ilişkiler, ünlülerle veya medya figürleriyle kurulan tek taraflı ve hayali ilişkilerdir. Televizyonun ortaya çıkmasıyla dikkat çekmeye başlayan bu durum, sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte çok daha görünür hâle gelmiştir.
Bu ilişkiler bazı kişiler için geçici bir rahatlama ve motivasyon sağlayabilse de gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaya başladığında psikolojik açıdan olumsuz sonuçlar doğurabilir. Gerçek hayatta sosyal ilişkileri güçlendirmek, ailemiz ve arkadaşlarımızla daha fazla vakit geçirmek, sosyal medya kullanımını bilinçli bir şekilde sınırlandırmak bu ilişkinin olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.
Parasosyal ilişki kurduğunu fark etmek de oldukça önemlidir. Çünkü değişimin ilk adımı, içinde bulunduğumuz durumu fark edebilmektir.
Kaynakça
- Horton, D., & Wohl, R. R. (1956). Mass communication and para-social interaction: Observations on intimacy at a distance. Psychiatry, 19(3), 215–229.
- Giles, D. C. (2002). Parasocial interaction: A review of the literature and a model for future research. Media Psychology, 4(3), 279–305.
- Liebers, N., & Schramm, H. (2019). Parasocial interactions and relationships with media characters: An inventory of 60 years of research. Communication Research Trends, 38(2), 4–31.


