BENLİĞİNİ BİL VE GÜÇLÜ YÖNÜNÜ FARK ET: CARL GUSTAV JUNG
‘Ben’ olan temel değerlerini netleştir. Seninle ilgili hiçbir şey pazarlık konusu edilemez. Değerlerinle uyum içinde yaşamalısın. Hiç kimse bunu fark etmezse de değerlerini bilmelisin. Nerede olduğunu, ne yaptığını ve nasıl davranacağını bilmelisin. Gerçek özgüven senin kendi hakkındaki bilme edimindir. Senin kendi hakkındaki bildiklerinden hiç kimse bunun kadar bilemez. Buna Carl Gustav Jung ‘istikrarlı güven’ diyor. Birinin sana öfkeli davrandığı anda nasıl tepki verdiğinden, hatalarını fark edip nasıl eksiklerini göreceğinden ve yalnızken nasıl önemli kararları tek başına aldığından emin olmalısın. İşte ancak bu durumda istikrarlı güvenin belli oluyor.
İnsanın Bilge Versiyonu
İnsanın bir bilge versiyonu olmalıdır. Kendindeki en iyi olanı yapmaya, fark etmeye ve cesaret edip alışkanlık haline getirmeye insanın en bilge versiyonudur. Senin kendinde bunu bilmen gerekiyor. Kendin için numara yapmadığını, kendin için gerçek dışı olmadığını bilmen gerekiyor. Kanıtlamaya ihtiyacın olmayabilir, ama gücün olmalıdır. İşte kendinden kabul ettiğin fark da buradan geliyor. Başkalarının onaylamalarına gereksinim duymuyorsundur. Burada yalnızca kendi kabullenmelerine rast geliyorsun.
Carl Gustav Jung’a göre karmaşıklıklar beynin istemediği bir şeydir. Bu karmaşıklıklar olduğu sürece ya da durduktan sonra veya devam etmeye başladıktan sonra eski alışkanlıklarına dönebilirsin. O eskiden başkalarının onaylamalarına gereksinim duyan bir zavallı ben’e dönüşüyorsun. O eski ben’i atabilmen için bu yalnızca pratik bir alışkanlık olmalıdır. Beyin tüm haliyle karmaşıklıklardan arındırılmalıdır. Buna alışmak için o eski ben’i atabilmene isteğin olmalıdır. Yüzüne yansıyan, gözlerinin içinde beliren ve odağında kalacak bir pratik yol belirlemen gerekiyor. Karmaşıklığın olamayacağı ve bu süreçten sonra da eski alışkanlıklarına dönemeyeceğini göz önünde bulundurman gerekiyor.
İnsanın Kendi Kabullenmeleri: Öz Farkındalık
Kendi kabullenmelerinde yaşayan bir insan kendi arzularından, tutkularından, ihtiyaçlarından, kendi rahatsızlıklarından, kendi seçimlerinden, kendi eksiklerinden ve kendi kafa karışıklığından emindir. Emin olduğun sürece bunların üstesinden gelebilmek için içinde umut taşır. Başkalarının onaylamalarına kaldığın sürece bundan söylediklerimizden bertaraf kalırsın.
İnsanın neye arzu duyduğunu ve ne derecede buna arzu duyduğunu bildiği sürece benliğini muhafaza edecektir. Dengeli bir tutumun kaynağında ne yaptığını bildiğinden emin olduğun kadar ne kadar istediğini ve ne kadar tasarruf edeceğini bildiğinden de emin olmaktan geçiyor. Örneğin Carl Gustav Jung şöyle bir soru sormamızı bekliyordu: Benim en bilge versiyonum nasıl görünüyor, nasıl davranıyor, ben ne gibi kararlar alıyorum? Bu durum daha ne kadar tutucu yani somut bir hale getirilmelidir? Bu soruya cevap verirken çok soğukkanlı bir tutumla cevaplaman ve cevabından da emin olman gerekiyor. Cevapladığın sorunun kesin olması kadar geçerliliğinden de emin olman gerekiyor. Cevabını kendinden almalı ve tamamen gerçek olmalıdır. Bu konuda kendini kesinlikle kandırmamalı ve kendine numara yapmaman gerekiyor. Kendine karşı bir hileye başvurmaman gerekiyor.
Carl Gustav Jung’a göre Benlik Farkındalığı
Carl Gustav Jung’a göre kendinden niçin özür dilediğinden emin olmalısın. Kendine suçluluk konusundaki tutumlarını bertaraf etmen gerekiyor. Özgüveninin olduğundan emin olman gerekiyor ve yüzünü hiç kaçırmadan gerekirse uzun uzun konuşursan dahi karşıdakinin gözlerinin içine, yüzüne doğru bakabilmeyi alışkanlık edinmelisin. Gerçek bir tutum kendinden emin olduğun sürece ortaya çıkar. Bunları alışkanlık edebildiğin sürece gerçek kendinde kabulleneceğin bir özgüvenin ortaya çıkacaktır.
Carl Gustav Jung’a göre insan beyni hayatta kalmak için tasarlanmıştır. Öne çıkmak için, rekabette kalmak için tasarlanmamıştır. Peki bu ne demek oluyor? Pekâlâ, bunu karıştırıyorsun ve karıştırdığın için ya da tam aksini yaptığın için rahatsız oluyorsun. Bu gereğinden fazla kendindeki benliğinden zorlamak demek oluyor. Karakterinin kendi kombinenden çıkmak demek oluyor. Bu tür bir tutum sana hayatın boyunca şans getiremeyeceği kadar, aksine huzursuzluk verecektir. Bu tür bir tutum sende kendindeki kabullenmelere ve başkalarının kabullenmelerine ya da onaylamalarına veya imrenmelerine sebep olan bir tutumu ortaya çıkaracaktır. Sana tanıdık olan yalnızca sensin. Bu bir biyolojik süreçtir ve buna yabancı kaldığın sürece kendinden uzaklaşmış oluyorsun. Kendinde düzenlediğin ne varsa o ilkel alışkanlığın yüzünden kendinden de rahatsızlık duyuyorsun. Çünkü duyguların yani Jung’a göre limbik sistem buna izin vermiyor. Yani senin dışında kalan ya da çoktan aşman gereken alışkanlıklarında kaygı, şüphe ve kendini sabote etmek ortaya çıkıyor. İşte beynine bir plan verdiğin zaman ya da beynini tüm karmaşıklardan kurtaracağın bir plan yapmaya izin verdiğin sürece bundan kurtulmuş oluyorsun. Kontrol hissi fazlalaştığı sürece kaygı, şüphe ve kendini sabote etme ortadan kalkacaktır. Kontrolün sende olduğunu hissettiğin zaman korkular ortadan kalkacaktır. Zaten korkuyu oluşturan da kendini sabote etmektir; kaygılanmak ve şüphelenmektir.
Kontrolün bizde olduğunu algıladığımız anda korku, kaygı ya da endişe yok oluyor. Azalan şeyin farkında olduğumuz sürece motivasyon da o kadar hızlı artıyor. Motivasyon ise yaptığın somut beceriler sayesinde artıyor. Başkası değil, eğer sen kendinde bunu görebiliyorsan, buna şahit olabiliyorsan işte o zaman özgüvenin farkındalığına erişmişsindir demektir. Özgüven ve motivasyon ikisi de somut beceriler ile ve buna şahit olduğunda, yaptığın bir işi gerçekten becerdiğini kendinde kabullendiğinde ortaya çıkan durumlardır. Başkasının onaylaması ya da üzerindeki kabullenmeleri seni etkilemiyordur. Çünkü becerdiğini zaten biliyorsundur ve rahatsındır.
Carl Gustav Jung diyor ki kendinde kabullendiğin ve kendinde en iyi gördüğün en iyi tutumunun farkına varman gerekiyor. Bunun farkına vardığın zaman ise bunu her zaman uygulaman gerekecektir. Gerçek karakter kimliğini bunun sonucunda bir rutin oluşturarak ortaya atarsın. Burada sende tutarlı bir duruş çıkıyor. Bu duruş senin her zaman yaptıklarının en iyisidir yani en bilge halidir. Carl Gustav Jung’a göre bu durum bilge karakterini ortaya çıkarır. Ona göre bu süreç anlık değildir. Çünkü rutin haline getirmiş ve artık sende kaçınılmaz bir süreç oluyor. Eylem gerçekleştiğinde insan içsel olarak güçleniyor. Bunu alışkanlık haline getiriyor.

