Cumartesi, Mayıs 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Önyargının Rengi: Jane Elliott’ın Unutulmaz Sınıf Deneyi

Ayrımcılık, bireylerin yaşamlarını doğrudan etkileyen, ancak çoğu zaman soyut bir kavram olarak kalan toplumsal bir olgudur. İnsanlar, önyargıların ve kalıp yargıların nasıl işlediğini genellikle teorik düzeyde öğrenir; fakat bu bilgilerin davranışsal ve duygusal düzeyde içselleştirilmesi güçtür.
Sosyal psikoloji, bireylerin grup kimlikleri üzerinden nasıl hızla önyargı geliştirdiğini uzun süredir göstermektedir (Tajfel & Turner, 1979). 1968’de Amerikalı öğretmen Jane Elliott’ın yaptığı “Mavi Göz–Kahverengi Göz” deneyi, bu sürecin sınıf ortamında ne kadar hızlı ve etkili şekilde işlediğini gözler önüne sermiştir.

Deney Nasıl Şekillendi?

Deney, sivil haklar hareketinin en önde gelen liderlerinden biri olan Amerikalı aktivist Dr. Martin Luther King Jr.’ın öldürülmesinin ertesi günü, Iowa’da tamamen beyaz öğrencilerden oluşan bir sınıfta gerçekleştirildi. Elliott, öğrencilerine ırkçılığı sadece kitaplardan değil, doğrudan yaşayarak öğretmek istedi. Bunun için sınıfı göz renklerine göre ayırdı.

İlk gün, kahverengi gözlü çocuklar “üstün” ilan edildi. Daha fazla teneffüs hakkı, çeşmeyi kullanma ayrıcalığı ve ön sıralarda oturma gibi avantajlar tanındı. Mavi gözlü çocuklara ise “tembel”, “unutkan” ve “az zeki” oldukları söylendi. Üstelik onlara yeşil bir tasma takılarak sembolik olarak damgalandılar.

Sonuçlar çok hızlı ortaya çıktı. Önceden çekingen olan kahverengi gözlü çocuklar özgüven kazandı, mavi gözlü çocuklar ise içine kapanarak hatalar yapmaya başladı. Öğrenme güçlüğü yaşayan bazı öğrencilerin bile performansları arttığı gözlemlendi. Örneğin Billy isimli disleksi olan bir öğrenci, sınıfta yaptıkları heceleme etkinlikten sonra öğretmenin yanına gelerek heceleme kâğıdını almak ve annesine göstermek istediğini belirttiğinde Elliott’a “Annem bana yazım bilmediğimi düşünüyor ama ona göstereceğim.” diyerek motivasyonunu gösterdi. Buna karşılık, üst düzeyde okuma becerisine sahip ve bilgiyi çabucak öğrenme yeteneğiyle bilinen Carol adlı öğrenci, o gün okumada ve yazımda hata yaptı. Üstün konuma gelen kahverengi gözlüler, arkadaşlarını küçümsemeye ve teneffüs arasında mavi gözlü arkadaşlarına saldırmaya başladılar.

Üstünlük duygusunun öğrenciler arasında içselleştirilmesi konusunda, kitabında örneklerle anlatan Elliott sınıfında yaşadığı başka bir olayı da şu sözleriyle anlatmıştır:
“O zamana kadar öğrencileri tarafından sevilen bir öğretmen olarak, sınıfta haritayı aşağı çektiğimde yüzüğüm parmağımdan kaydı ve harita makarasına dolanarak rahatsız edici bir ses çıkardı. Ben de alışkanlıkla, ‘Eh, yine yaptım,’ dedim; çünkü bu durum sık sık yaşanırdı ve öğrencilerin anlayışla karşılayacağını düşündüm. Ancak öyle olmadı. Ön sırada oturan kahverengi gözlü Debbie, sanki bu anı uzun süredir bekliyormuşçasına hiç vakit kaybetmeden, ‘Ee, ne bekliyordunuz ki? Sonuçta gözleriniz mavi,’ diye karşılık verdi.”

İkinci gün roller değiştirildi. Bu kez mavi gözlüler üstün ilan edildi. Benzer bir şekilde, bu çocuklar hızlıca özgüven kazandı, kahverengi gözlüler ise içine kapandı. Ancak önceki gün aşağılanmış olan mavi gözlülerin, üstünlüğü deneyimlerken daha az zalim davranmaları dikkat çekti. Bu durum, gelişim psikolojisinde tanımlanan empati gelişiminin somut bir örneği olarak değerlendirilebilir (Hoffman, 2000).

Daha sonra kendi öğretmenlik yaklaşımını sorgulayarak bu deney vasıtasıyla, ırkçılığın doğuştan değil toplum tarafından öğretildiğini, önyargının ayrımcılıktan beslendiğini, güç ilişkilerinin ve otoriteye verilen tepkilerin bu döngüyü pekiştirdiğini gördü. Ayrıca kelimelerin de fiziksel şiddet kadar yaralayıcı olabileceğini ve öğrencilerin yalnızca otoritenin diliyle yönlendirildiklerinde bile üstünlük–aşağılık ikilemini içselleştirebildiklerini fark etti.

Deneyin Sosyal Psikolojideki Yeri Nedir?

Elliott’ın deneyi, sosyal psikolojinin temel teorileriyle yakından ilişkilidir. Sosyal kimlik kuramına göre (Tajfel & Turner, 1979), bireyler kendilerini aidiyet hissettikleri gruplara göre tanımlar. İnsanlar, diğerlerini genellikle yaş, cinsiyet, deri rengi, dil, din veya milliyet gibi özelliklerine göre etiketlemeye ve sınıflandırmaya eğilimlidirler (Quillian, 2006). Bu özellikler, sosyal grupların ve kimliklerin temel belirleyicileri olabilir ve iç-gruplar ile dış-gruplar arasında katı ayrım çizgilerinin oluşmasını kolaylaştırır.

Kişiler, kendilerini iyi hissetmek ve özdeğerlerini yüksek tutmak için iç-grupların, dış-gruplara göre daha üstün ve değerli görürler; iç-grup ile özdeşim arttıkça dış-gruplara karşı geliştirilen önyargı ve ayrımcılıklar da artar (Paker, 2006). Bu mekanizmalar doğal olarak grup içi kayırmacılığa, önyargıya ve stereotiplemeye yol açabilir; insanlar kendi grubuna mensup olanları daha çok benimserken, diğerlerini dışlama eğiliminde olurlar.

Bu deney, minimal bir farklılığın (göz rengi) grup dinamiklerinin değişmesine, üstünlük ve ötekileştirme süreçlerini tetiklediğini göstermiştir.

Rogers’a göre empati; kişinin kendisini etkileşimde bulunduğu kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak algılaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecidir (Akkoyun, 1982). Deneyde ikinci gün roller değiştikten sonra, mavi gözlülerin kahverengi gözlü arkadaşlarına daha az sert davranması, bu sürecin doğal bir yansımasıdır. Elliott’ın sınıfındaki gözlemler bu tezi destekler niteliktedir.

Allport’un (1954) önyargı kuramı, kalıp yargıların öğrenilmiş ve sosyal olarak pekiştirilen yapılar olduğunu vurgular. Önyargılar, aile içinde çok küçük yaşlardan itibaren sosyal öğrenme yoluyla edinilmeye başlanır. Çocuk, okul, yetiştiği mahalle ve kasaba gibi çevresinden etkilenir; çevresinde duyduğu sözler ve gözlemlediği yargılayıcı davranışlar zihninde yer eder ve çocuk da ailesi, komşusu ve çevresinin önyargılarını benimser (Akbulut, G., Yetiş Koca, G. & Aydınalp, E., 2023).

Deney, önyargıların çocukların davranışlarına nasıl ve ne denli yerleştiğini, yaşanılan çevrenin ve toplumun sözlerinin ne kadar etkili olduğunu ve küçük bir deneyin bile çocuklar arasındaki yargıların hızlıca değişmesine, bunun sonucunda dışlama ve ayrımcılıkın nasıl pekiştiğine dair somut kanıtlar sunmuştur.

Sonuç

“Mavi Göz–Kahverengi Göz” deneyi, ayrımcılıkın, duygusal ve davranışsal yönlerini ortaya koymuştur. Grup üyeliklerinin hızlıca üstünlük ve aşağılık duygularına yol açması, sosyal psikoloji kuramlarının sınıf ortamında gözlemlenmesine imkân tanımıştır.

Bugün hâlâ benzer farkındalık programları yetişkinlerle uygulanmakta, ancak çocuklarla bu tür uygulamalar yapılmamaktadır. Yine de bu deney, bizlere güçlü bir soru bırakır:
Eğer farklı bir göz rengine sahip olsaydık, biz de aynı şekilde davranır mıydık?
Bu soru, sadece 1968 Amerika’sı için değil, günümüz toplumları için de güncelliğini korumaktadır.

Kaynakça

Akkoyun, Füsun. (1982). Empatik Anlayış Üzerine. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 15(2), 63–69.
Akbulut, G., Yetiş Koca, G., & Aydınalp, E. (2023). Önyargılar ve Önyargılarla Başetme. In: Karakurt, P. & Fırat, M. (Eds.), Sağlık Bilimleri Araştırmaları: Hemşirelik & Ebelik-IV. Özgür Yayınları. DOI: https://doi.org/10.58830/ozgur.pub385.c1628
Allport, G. W. (1954). The Nature of Prejudice. Addison-Wesley.
Elliott, J. (2016). A Collar in My Pocket: Blue Eyes/Brown Eyes Exercise. Createspace Independent Publishing Platform.
Hoffman, M. L. (2000). Empathy and Moral Development: Implications for Caring and Justice. Cambridge University Press.
Paker, M. (2006). Lincin Psiko-politiği. Birikim, 211.
Tajfel, H., & Turner, J. C. (1979). An Integrative Theory of Intergroup Conflict. In W. G. Austin & S. Worchel (Eds.), The Social Psychology of Intergroup Relations (pp. 33–47). Brooks/Cole.
Quillian, L. (2006). New Approaches to Understanding Racial Prejudice and Discrimination. Annual Review of Sociology, 32, 299–328.

Kübra Aşık
Kübra Aşık
Kübra Aşık, Başkent Üniversitesi’nde psikoloji lisans eğitimine devam eden, klinik staj deneyimi bulunan ve üniversitesinin Psikoloji Topluluğu’nda aktif görev alan bir öğrencidir. Beyin-davranış ilişkisi, nöropsikoloji, klinik psikoloji ve bilişsel psikoloji alanlarına özel ilgi duymaktadır. Ekip çalışmasına uyumlu, aktif bir dinleyici ve araştırma tutkusu yüksek biri olarak akademik gelişimini sürdürmektedir. Psychology Times Türkiye’de bilimsel içerikler üreterek hem toplumsal farkındalık oluşturmayı hem de mesleki gelişimine katkı sağlamayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar