Salı, Ağustos 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Marshmallow Deneyi’nin Yetişkinlik Hayatına Etkisi

Marshmallow Deneyi Nedir?

Dünyada ilk defa Columbia Üniversitesi’nde Walter Mischel tarafından 1970 yılında uygulanan “Marshmallow Testi”, diğer adıyla “Zevki Erteleme Becerisi Testi”, yaklaşık 40 yıldır 4-6 yaşları arasındaki anaokulu çağındaki çocukların kendilerini kontrol etme ve duygularını yönetme becerilerini ölçmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Araştırmacı, çocuklara yönergeyi verip odayı terk ediyor ve onları kameradan izlemeye başlıyor. Yönerge ise şu şekilde: “Eğer bu marshmallow’u ben odaya tekrar girene kadar yemezsen (yaklaşık 15-20 dakika), geldiğimde sana seçmiş olduğun atıştırmalıktan bir tane daha vereceğim.” Böylece çocuğun iradesi ölçülmeye başlanıyor.

Öğrenilen İçgüdü

Çocukların kimisi lokmayı hemen yutuyor, kimisi marshmallow’u kokluyor, kimisi ise hiçbir şey yapmadan sabırla bekliyor. Araştırmacılar, dürtülerine yenik düşmeyip bekleyen çocukları yetişkinlik hayatlarına kadar takip ediyorlar. Uzun vadeli bu takibin sonunda görüyorlar ki iradesine sahip çıkabilmiş olanlar; yaşam kalitesi olarak daha iyi yerlerde olan, SAT gibi akademik sınavlarda daha yüksek başarı gösteren bireylere dönüşüyor. Bu deneyde görmüş olduğumuz üzere, çocukluk çağında kazanılmış olan irade, yetişkinlik hayatında da etkisini güçlü bir şekilde göstermeye devam ediyor. Aslında bu irade becerisi bazen çocuğun mizacıyla ilgili olsa da çoğu zaman ailenin tutumu ile de sonradan öğrenilebilir. Ailenin tutumu net ve sağlıklı sınırlar koyan bir yapıda ise çocuk, iradenin ve öz düzenlemenin ne demek olduğunu o yaşlarda kavramaya başlar.

3 Ana Faktör: Sınır, İrade ve Beyin

Sınır koymanın amigdalaya ve prefrontal korteksimize olumlu yönde katkı sağladığını söyleseydim ne derdiniz? Kişinin efor sarf ederek yapmış olduğu eylemlerde (ders çalışmak ya da bir işe odaklanmak gibi) amigdala devreye girerek şunu söyler: “Zorlanıyoruz, bırakıp gidelim artık.” Sınır kavramıyla tanışmamış bir prefrontal korteks —yani beynimizin mantık işlevlerini yöneten kısmı— bu dürtüsel bilgiyi doğru şekilde işleyemez; amigdalaya hak vererek o eylemi yarıda bırakır. Sınır konulmuş, yani eğitilmiş bir korteks ise “Şu an bu işi bitirmeliyim, sonrasındaki ödül daha büyük,” diye düşünerek başladığı işi tamamlamaya odaklanır. Başladığı işi bitirmeye çalışmak ve sabretmek, iradeli olmanın temel kurallarındandır. Buna ek bir örnek vermek gerekirse: İş yerinde teslim edilmesi gereken bir projeyi son dakikaya bırakmadan, zamanında yetiştirebilmek de çocuklukta sınırlarla sağlıklı bir şekilde tanışmış bir prefrontal korteksin başarıyla çalıştığı anlamına gelir. Bu nedenle iradeyi doğru kullanan ve sabırla desteklenen bir bireyin zihninin akademik başarıyı da doyurması ona eşlik eder.

Marshmallow Deneyinin Romantik İlişkilere Etkisi İradeyi ölçen bu deneyin, yetişkinlik hayatına en çok romantik ilişkiler kapsamında etki ettiğini söyleyebilirim. Bir romantik ilişkinin en temel unsuru, o sürecin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesidir. İlişkiyi sağlıklı bir bağlamda yürütebilmek için kişinin sadakat göstermesi, partnerinden başkasıyla görüşmemesi ve saygı gibi temel kavramları benimsemesi gerekir. İradesi güçlü olan ve aslında bir sonraki adımı bekleyebilen (hazzı erteleyebilen) biri, ilişki dinamikleri açısından da sağlam bir duruş sergiler. Sabır kavramıyla olan ilişkisine bakacak olursak; bir romantik ilişkiyi en hızlı şekilde bitirmenin yolu, çatışma esnasında fevri tavırlar sergilemektir. Oysa irade sahibi bir birey, dürtüsel davranmak yerine durup düşünür; kendini tutma ve fevri hareket etmeme noktasında daha akıllıca kararlar alır. Bir ilişkinin bittiğinde bile sağlıklı kalabildiğini, kişinin ayrılık sonrasında eski partnerine zarar vermemesi, onu gizlice takip (stalk) etmemesi ve peşine düşmemesiyle de görürüz. İradesi gelişmiş ve bu deneyi başarıyla tamamlayabilmiş kişilerin, yetişkinlikte bu tarz olgunluktan uzak davranışlar sergilemediklerini gözlemlemekteyiz.

Sonuç

Marshmallow Testi bize irade ve erteleme becerisinin yalnızca çocukluk çağındaki bir başarı kriteri olmadığını, bireyin tüm yaşam becerilerini geliştirmesine büyük bir etki ve katkı sağladığını göstermektedir. Çocukların dürtülerini yönetmenin en önemli yolunun irade ve ailenin oluşturduğu sınırların olduğunu bu deneyde de anlamaktayız.

Begüm Akay
Begüm Akay
2020 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun oldum. Mezuniyetimin ardından eğitim alanında aktif olarak çalışmaya başladım ve son dört yıldır özel bir kolejde psikolojik danışman olarak görev yapıyorum. İlkokul kademesinde çalışmalarımı sürdürürken, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerini desteklemeye odaklanıyorum. Bu süreçte ailelerle iş birliğini merkeze alıyor; düzenlediğim anne-baba atölyeleri aracılığıyla ebeveynlerin çocuk gelişimi, davranış yönetimi ve sağlıklı iletişim konularında farkındalık kazanmalarını amaçlıyorum. Psychology Times’ta yazılarımda; ilkokul çağındaki çocukların sosyal-duygusal gelişimi, ebeveyn tutumları ve okul-aile iş birliği üzerine odaklanıyorum. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli bakış açısıyla, anne-baba atölyelerinden edindiğim saha deneyimini bilimsel bilgilerle birleştirerek ebeveynlere ve eğitimcilere uygulanabilir öneriler sunuyorum. Aynı zamanda ilişkiler üzerine de yazarak; iletişim kalıpları, düşünce-duygu-davranış etkileşimi ve sağlıklı ilişki dinamiklerini anlaşılır ve pratik bir çerçevede ele alıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar