Anksiyete yaşarken belirli belirtilerle karşılaşırız. Bedenimiz, kaygı, endişe, korku ve huzursuzluk hisleriyle birlikte çeşitli tepkiler gösterir. Bu duygular, sosyal yaşantımızı olumsuz etkileyebilecek nitelikte olabilir. İstenmeyen ve rahatsız edici bu duyguları vücudumuzdan atmaya çalıştıkça, daha da şiddetli belirtiler yaşamamız mümkün hale gelir. Anksiyete belirtileri, kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve her bireyde farklı şiddetlerde ortaya çıkabilir.
Anksiyete belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Belirtilerden bazılarını veya birçoğunu aynı anda yaşamak mümkündür. Bu belirtiler arasında şunlar yer alır:
- Göğüste sıkışıklık
- Titreme
- Çarpıntı
- Baş ağrısı veya baş dönmesi
- Karıncalanma hissi
- Bulantı, kusma
- Mide ağrısı
- Kaslarda gerginlik hissi ve buna bağlı yorulma
- Kızarma, terleme
Anksiyete ve Beyin
Vücut ve beyin, kaygıyı bir tehdit olarak algılar ve savaş–kaç sistemini devreye sokar. Beynin amigdala bölümü, tehlike uyaranlarını algılayarak bedensel savunma mekanizmalarını harekete geçirir. Bu durum, zararsız uyaranlara bile tehdit anlamı yüklenmesine neden olabilir. Ayrıca, bu bölgede adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları salgılanır. Kortizolün yüksekliği, stresle bağlantılıdır ve bu bölgeyle ilişkilidir.
Prefrontal korteks, stres durumlarında baskılanır. Bu durum, uygun duygusal tepkilerin verilmesini zorlaştırır. Talamus, uyaranları incelemeden hızlıca tehlike olarak algılar ve tehlike merkezine yollar. Bu da vücudun sürekli tetikte olmasına yol açar. Adrenalin salınımıyla birlikte, nefes darlığı, terleme, kusma, karın ağrısı, kalp çarpıntısı, titreme ve kızarma gibi huzursuzluk hissi yaratan tepkiler ortaya çıkar.
Anksiyete ve Bağırsaklar
Danışanlarımdan çoğu, stresli ve kaygılı dönemlerde ishal ve kabızlık gibi sindirim problemleri yaşadıklarını belirtmektedir. Mide bulantısı ve kusma da sıkça görülen diğer belirtilerdir. Psikolojik açıdan bakıldığında, bu kusma isteği, vücudun istenmeyen duyguları dışarı atma çabası olarak yorumlanabilir.
Bağırsaklar ve beyin arasında güçlü bir bağlantı vardır. Bağırsaklar, bağışıklık sistemimizi etkileyen önemli bir bölgedir. Hastalığa neden olabilecek mikroplarla savaşır ve bu bilgiyi beyne iletir. Bağırsaklarımızda bulunan mikrobiyom, çeşitli bakteri ve mikroorganizmalardan oluşur. Salınan kortizol, serotonin, endorfin, adrenalin ve dopamin gibi hormonlar, bağışıklığı etkiler ve mikrobiyomda değişikliklere yol açar.
Uzun süreli adrenalin salınımı, bağırsak kaslarını gevşetebilir ve sindirimi olumsuz etkileyebilir. Aşırı kortizol salgılanması ise sindirim sorunlarını artıran iltihaplanmalara neden olabilir. Serotonin seviyesi de ishal ve kabızlık gibi durumlarda rol oynamaktadır.
Sonuç
Anksiyetenin yarattığı tehdit ve huzursuzluk hissi, kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu durum, beyin fonksiyonlarını etkileyerek bazı bölgeleri uyarır veya baskılar. Prefrontal korteks, talamus ve amigdala gibi bölgeler etkilenirken, adrenalin, serotonin ve dopamin gibi hormonların salgılanımı da değişir. Beyin ve bağırsaklar arasındaki iletişim, salgılanan hormonların etkisiyle mikrobiyomda değişiklikler yaratır. Bu durum, bireylerde ishal ve kabızlık gibi sindirim problemlerine yol açabilir. Kısacası, anksiyetenin oluşturduğu kaygı ve tehdit uyarısı, beyin ve bağırsaklar arasındaki karmaşık iletişimin önemli bir parçasını oluşturur.
Kaynakça
Arıkan, K. (n.d.). Anksiyete beyinde nerede yaşar? Kemal Arıkan. https://www.kemalarikan.com/anksiyete-beyinde-nerede-yasar.html
Uplifers. (2022, June 15). Bağırsak sağlığı ve anksiyete arasındaki ilişki. https://www.uplifers.com/bagirsak-sagligi-ve-anksiyete-arasindaki-iliski/


