Salı, Ağustos 25, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Neden Erteleriz?

Hepimiz gün içerisinde kendimizi “Birazdan başlayacağım”, “Yarın kesin yapacağım” derken buluyoruzdur. Ertelediğimiz şeyler her zaman yalnızca eğitim ya da iş hayatıyla da ilgili değildir. Bazen arkadaşlarımızla buluşmaya hazırlanmak bile son dakikaya kadar ötelenir. Sabah alarmı çaldığında yataktan kalkmak, uzun zamandır cevap vermemiz gereken bir mesaja yanıt vermek, ev işlerini tamamlamak, spora başlamak ya da yalnızca günün sonunda yatağa gitmek bile “biraz sonra”ya bırakılabilir.

Çoğu zaman bu ertelemeler oldukça masum görünür. “Şu an biraz dinleneyim, sonra yaparım.” Ancak bazen o “sonra” bir türlü gelmez. Bir bakmışız, yapmamız gereken işlerin arasında sıkışmış, zaman daralmış ve başlangıçta birkaç dakikalığına hissettiğimiz rahatlığın yerini stres, suçluluk ve kendimize yönelttiğimiz eleştiriler almış.

Prokrastinasyon çoğu zaman basitçe “tembellik” ya da “zamanı iyi yönetememek” olarak açıklanır. Oysa erteleme davranışının arkasında başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik, kaygı, sıkılma, bunalmışlık ve kişinin o anda yaşadığı duygudan kaçınma isteği gibi pek çok farklı psikolojik süreç bulunabilir. Belki de bazen ertelediğimiz şey yapılacak işin kendisi değil, o işe başladığımızda hissedeceğimiz duygudur.

Duygudan Kaçış

Bir görevi yerine getirmemiz gerektiğinde yalnızca görevin kendisiyle karşılaşmayız. Görev, beraberinde bazı duyguları da getirebilir. Bir sınava çalışmak başarısızlık korkusunu, bir projeye başlamak yetersizlik hissini, bir telefon görüşmesi yapmak reddedilme kaygısını tetikleyebilir. Bu durumda kişi görevi yerine getirmekten kaçınırken aslında görevin yarattığı duygudan da uzaklaşmaya çalışıyor olabilir. Örneğin bir öğrencinin ders çalışması gerektiğini bildiği halde saatlerce sosyal medyada vakit geçirmesi, yalnızca “çalışmak istemediği” anlamına gelmeyebilir. Ders çalışmaya başladığında başarısız olma ihtimaliyle yüzleşmekten korkuyor olabilir. Erteleme bu noktada kısa vadede işe yarar. Kişi görevi ertelediği anda kaygısı azalır. Bir süreliğine rahatlar. Telefonuna bakmak, dizi izlemek ya da başka bir işle meşgul olmak, yapılması gereken görevi ortadan kaldırmasa da o an yaşanan rahatsız edici duyguyu azaltabilir. Ancak bu rahatlama geçicidir. İş hâlâ yapılmayı beklemektedir. Zaman azaldıkça kaygı artar; kaygı arttıkça görev daha da zorlayıcı görünür ve kişi yeniden kaçınmaya yönelir. Böylece erteleme bir döngüye dönüşmüş olur.

Mükemmeliyetçilik ve Başarısızlık Korkusu

Bazı insanlar için ertelemenin arkasında başarısızlık korkusu bulunabilir. Bir göreve başlamamak, kişinin başarısız olma ihtimaliyle yüzleşmesini de geciktirir. “Ya yeterince iyi yapamazsam?”, “Ya başarısız olursam?” gibi düşünceler kişiyi görevi tamamlamaktan uzaklaştırabilir. Özellikle mükemmeliyetçi düşünce biçimine sahip kişiler için bir işe başlamak, yalnızca işe başlamak anlamına gelmez. Aynı zamanda ortaya çıkacak sonucun yeterince iyi olup olmayacağıyla yüzleşmek anlamına gelir. “Mükemmel yapamayacaksam hiç başlamayayım” düşüncesi, kişiyi daha ilk adımda durdurabilir. Bazen erteleme, kişinin benlik saygısını korumaya yönelik bir strateji gibi de çalışabilir. Kişi başarısız olduğunda, “Yeterince yetenekli değilim” düşüncesiyle yüzleşmek yerine “Zaten yeterince çalışmadım” diyebilir. Böylece başarısızlığın nedeni yeteneğine değil, gösterdiği çabanın azlığına bağlanır.

Ancak bu strateji kısa vadede kişiyi koruyor gibi görünse de uzun vadede hedeflerinden uzaklaşmasına neden olabilir. Bu nedenle erteleyen herkesi “tembel” olarak etiketlemek, davranışın arkasındaki psikolojik süreci gözden kaçırabilir. Erteleyen kişi çoğu zaman yapması gerekeni biliyor, hatta gerçekten yapmak istiyor olabilir. Sorun her zaman istememek değildir. Bazen kişi başlarken ortaya çıkan kaygı, yetersizlik ya da başarısızlık duygusuyla baş etmekte zorlanır.

Belki de ertelemeyi anlamak için kendimize yalnızca “Neden başlamıyorum?” diye sormak yeterli değildir. Bunun yerine şu soruyu da sorabiliriz: “Başlarsam ne hissedeceğimden kaçınıyorum?” Çünkü bazen ertelemenin arkasında tembellik değil, kaygı vardır. Bazen motivasyon eksikliği değil, başarısızlık korkusu vardır. Bazen ise kişi yapılacak işten değil, o işin kendisiyle ilgili ortaya çıkarabileceği düşüncelerden kaçmaktadır.

Ertelemeyi bırakmanın ilk adımı her zaman daha iyi bir plan yapmak olmayabilir. Bazen ilk adım, bizi durduran duyguyu fark etmektir. Çünkü bir davranışı değiştirebilmek için önce o davranışın bize ne sağladığını anlamamız gerekir.

Kaynakça

  • Sirois, F. M., & Pychyl, T. A. (2013). Procrastination and the priority of short-term mood regulation: Consequences for future self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115–127. https://doi.org/10.1111/spc3.12011
  • Steel, P., Svartdal, F., Thundiyil, T., & Brothen, T. (2018). Examining procrastination across multiple goal stages: A longitudinal study of temporal motivation theory. Frontiers in Psychology, 9, 327. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2018.00327
Nevcihan Baydar
Nevcihan Baydar
Nevcihan Baydar, Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden onur derecesiyle mezun olmuştur. Klinik psikoloji alanında ilerlemeyi hedeflemekte; özellikle travma, yas, kayıp ve bağımlılık temalarına ilgi duymaktadır. Eğitim süreci ve sonrasında klinik staj ve gönüllülük çalışmalarıyla saha deneyimi kazanmış; psikolojiyi yalnızca bireysel bir iyilik alanı değil, toplumsal sorumluluk ve temas alanı olarak ele almayı önemsemiştir. Psychology Times’taki yazılarında, insan deneyimini klinik ve insani bir perspektifle ele almayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar