Seth MacFarlane’in Family Guy dizisi, 1999’dan beri devam eden 24 sezonluk yetişkinlere yönelik bir durum komedisi animasyonudur. Rhode Island’da hayali bir kasaba olan Quahog’da yaşayan klasik bir aile olan Griffinlerin gündelik maceralarını konu almaktadır. Şov aynı zamanda kasabada yaşayan birçok karakteri de içine alarak komik hikayeler sunmaktadır.
Çoğu zaman kara mizah tarzı olarak da bilinen espri anlayışıyla, sınırları zorlayarak her şeyin esprisinin yapıldığı bu şovda psyche’nin en derinlerinin bile esprisini görmek mümkün olabiliyor. Bilinçdışımızın en karanlık yerlerine gömdüğümüz zevklerimiz, mizaç yoluyla bu şovda ortaya çıkabiliyor.
Bu tarzı yüzünden pek çok eleştiriye maruz kalan Family Guy bize ne anlatmaya çalışıyor? Madem bunlar hepimizin bilinçdışında, neden bu kadar rahatsız oluyoruz?
Belki de bilinçdışımızda gömülü olanlar ile karşılaşmak hoşumuza gitmiyordur.
Griffin Ailesi
Anne, baba, üç çocuk ve bir köpekten oluşan Griffin ailesi, Quahog’daki evlerinde sıradan bir yaşam sürdürmektedirler.
-
Peter Griffin: Griffin ailesinin babasıdır, ancak bir baba figürünün tam aksi yönünde bir karaktere sahiptir. Çocuksu, sorumsuz, dürtüseldir. Genellikle bencil olarak tasvir edilir. Aşırı alkol kullanımı ve şiddet davranışlarında bulunduğunu da şovda sık sık görmekteyiz.
-
Louis Griffin: Ailenin annesi olarak her şeyin sorumluluğunu alan ve evi çekip çeviren figürdür. Normalde yüksek sınıftan gelme olmasına rağmen Peter ile evlendikten sonra hayatı tamamen değişmiştir. Şovda en normal ve stabil karakter olmasına rağmen, bazen onun da ahlak sistemindeki çöküşlere, bastırılmış arzularının ortaya çıkmasına şahit olabiliriz.
-
Meg Griffin: Ailenin en büyük çocuğudur. Genellikle normal bir karakter olarak görünse de hem aile ortamında hem okulda dışlanmıştır. Sürekli dalga geçilen, küçümsenen bir karakterdir. Sürekli sevgi arayışındadır ancak hep başarısız olur.
-
Chris Griffin: Ailenin ortanca oğlu Chris, genellikle Peter’a benzemektedir. Çocukça özellikleri ve dürtüsel hareketleriyle başını belaya sokmaktadır.
-
Stewie Griffin: Normalde bir bebek olan Stewie, olağanüstü bir zekâya sahiptir. Özellikle ailesine karşı nefret besleyen, dünyayı yok etme gibi planları olan ve sürekli icatlar geliştiren bir karakter.
-
Brian Griffin: Griffin ailesinin konuşan köpeği Brian, aynı zamanda ailenin en entelektüel karakteri. En büyük hayali bir yazar olmak olan Brian, sürekli melankolik ve varoluşsal sıkıntılar çeken bir karakter.
Mizah ve Psikanaliz
Freud’a göre mizah, espri gibi kavramlar sadece toplumsal bir işleve sahip değil, aynı zamanda bireysel bir amaca da hizmet eder. Öznenin bastırıldıklarını espri veya mizah yoluyla dışa vurması, bu bastırılanların boşalımını ve gerilimde azalmayı sağlar. Mizah, dürtülerin toplum tarafından kabul görebilecek şekilde dışa vurumudur.
Family Guy’a baktığımızda bu teorinin göstermini görmekteyiz. İnsanlığın bastırılmış dürtüleri olan birçok kavramı mizahla seyirciye gösteren bu şov, psikanaliztik açıdan incelenmesi uygun bir dizidir.
Bu Ailenin Sorunu Ne?
Oedipus miti, psikanalize Yunan mitolojisinden geçen Freud’un çok ünlü bir teorisidir. Bu mit, evlatlık verilip büyüdükten sonra biyolojik babasını öldürüp annesiyle evlenen Oedipus’un hikâyesini anlatır. Bu insanların biyolojik ailesi olduğunu öğrenince kendi gözlerini oyarak, kendini cezalandırmıştır.
Freud’a göre erkek çocukları anneye karşı bir cinsel çekim içindedirler, ancak baba araya girip bu ilişkiye engel olmaktadır. Bu da babanın bir rakip olarak görülmesine neden olur. Freud’a göre çocuklukta yaşanılan bu haz bastırılmalı ve babayla özdeşleşim kurulmalıdır. Bu, normal bir gelişimin sonucudur.
Lacan ise bu teoriyi genişleterek, bebeğin başlangıçta kendini anneden ayrı bir özne olarak göremediğinden bahsetmiştir. Bu birlik, gelişim sürecinde babanın temsil ettiği yasayla ayrılır; bebek kendi öznesi olur ama bu özne parçalı bir öznedir çünkü bu birliğin hazzı bilinçdışında bastırılmıştır. Haz arzuya dönüşmüş, alınan zevklerin sınırlandırılması yapılmıştır.
Griffin ailesinde bu teoriler ile oynandığını sık sık görmekteyiz.
Mesela Peter ve Chris karakterleri dürtüsel hareketleri, sadece istedikleri bencilce hazlarının peşlerinden koşmalarıyla bu hazzı sınırlandırmayı tam olarak öğrenememiş öznelerdir. Louis onlar için bir yasa koyucudur ancak onlar sürekli Louis’in sabrını zorlayarak bu yasayla oynamaktadırlar. Kendilerine sınır getiremeyişleri zevkli olsa da acı veren bir zevktir.
Brian, ailenin köpeği olarak ailenin herhangi bir ferdinden farklı bir muamele görmez. Herkesin sevdiği ve iyi arkadaş olduğu bir karakterdir. Onu sahiplenen Peter ise onun en yakın arkadaşıdır. Ancak Brian, Louis’e âşıktır. Ve bu mesele hiçbir şekilde gizlenmemektedir. Brian’ın bu tavrı yasayla oynadığı bir oyundur. Louis’in izin verip vermemesine bağlı bir durum içindedir. Ancak toplumsal olarak onu sahiplenen ve iyi bakan ailesine ihanet etmektedir ve buna sınırlama getiren tek kişi Louis’tir.
Stewie karakteri Louis’ten nefret etmektedir. Bu normal bir nefret değil; şov boyunca Louis’i öldürmeye yönelik detaylı planlar yapması, bununla ilgili yaptığı konuşmalardan ve icat ettiği silahlardan bunu anlamaktayız.
Ancak bu nefret tam olarak bir nefret değildir. Bebeklikte yaşanılan bu birlik duygusu, her bebek gibi Stewie’de de vardır. Ancak baba figürü olarak Peter’ın yasayı getiremeyişi, Stewie’yi yutulma tehdidiyle baş başa bırakır. Yasa sadece çocuğun anneden ayrılması için değil, annenin çocuktan ayrılması için de gelir.
Stewie’nin asıl nefret ettiği şey bu birlik duygusunu bastıramamak ve anneden ayrılamamaktır. Dizide de pek çok yerde gördüğümüz gibi Stewie, Louis’den ne kadar nefret etse de ona aşırı derecede bağımlıdır. Onun gözünde bu zevki bastırabilmenin tek yolu annenin ölümüdür.


