Perşembe, Temmuz 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bir Çocuğun Büyüme Yolculuğu: Boyhood Filmini Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı Işığında İncelemek

Çocukluk ve ergenlik yıllarının anlatıldığı birçok film bulunmaktadır ve bu dönemler genellikle travmatik olaylarla doludur. Ancak Boyhood filminde bu dönemler oldukça olağan bir şekilde ele alınmıştır. Bu yazıda, Boyhood filmindeki Mason karakterinin Erik Erikson’un Gelişim Kuramı çerçevesinde incelemesini yapacağız. Öncelikle filmin ana konusuna, ardından Erikson’un Gelişim Kuramı’na ve son olarak ana karakterimizin bu dönemleri nasıl geçirdiğine değineceğiz.

Boyhood filminin ana konusu, yakın zamanda boşanmış bir çift olan Mason ve Olivia’nın hikâyesine odaklanmaktadır. Mason ve Samantha adındaki çocukları, ebeveynlerinin bir arada yaşamadığı gerçeğine alışmak ve bu yeni düzen içerisinde yaşamayı öğrenmek zorundadır. Film, Mason’ın 5-6 yaşında başlayan bu yeni tecrübesini 12 yıl boyunca sürecek olan bir büyüme evresine yayarak izleyiciye sunmaktadır.

Erikson, bir bireyin sağlıklı gelişmesi için yaşam sürecini sekiz evreye ayırmış ve her evrede farklı çatışmaların olduğunu belirtmiştir. Bu çatışmaların sağlıklı bir şekilde aşılması gerektiğini vurgulayan Erikson, her dönemin başarıyla tamamlanmasının ego güçlenmesine katkı sağladığını ifade etmektedir. Bu yazıda Erikson’un üç dönemini ele alacağız: Girişimcilik karşısında suçluluk (3-5 yaş), Başarıya karşı küçük görülme-aşağılık duygusu (5-11 yaş) ve Kimlik kazanımı karşısında kimlik karmaşası (12-19 yaş).

Girişimcilik Karşısında Suçluluk

Erikson’a göre çocuk, ayrı bir kendiliği olduğunun farkındadır ve nasıl biri olmak istediğini keşfetmeye çalışır. Bu evre, çocuğun kendini keşfettiği, özerklik ve inisiyatif kazandığı bir dönemdir. Girişimcilik karşısında suçluluk evresinde çocuklar, çevrelerindeki dünyayı keşfederken, yaratıcı ve özgür olma istekleriyle birlikte toplumun ve ailelerinin belirlediği kurallara uyma gereklilikleri arasında bir denge kurmaya çalışırlar. Bu dönemde çocuklar, kendi fikirlerini ortaya koyma, kendilerine ait projeler geliştirme ve farklı deneyimler yaşama konusunda hevesli olabilirler. Ancak, bu girişimlerde hata yapmaları, desteklenmemeleri veya kuralları ihlal etmeleri, suçluluk duygusuyla karşılaşmalarına neden olabilir. Bu suçluluk duygusu, çocuğun içindeki ahlaki değerlerin ve sosyal normların farkında olmasından kaynaklanır. Ayrıca, bu evrede çocuk hem kendi bedenine hem de başkalarının bedenlerine yönelik merak duyar. Bu merak, kimi zaman sorularla, kimi zaman da davranışlarla kendini gösterir.

Mason karakterinde bu evrede dikkatimizi çeken bazı noktalar bulunmaktadır. Mason, çok meraklı ve gözlem yapmayı seven bir çocuktur. Kendi dünyasında canlandırdığı doğrularla hareket etmek istemektedir. Annesi ile arabadayken, annesinin onu bazı konularda eleştirmesiyle bu durumu fark ediyoruz. Annesinin “ödevleri benden istemedi, neden vermek zorundayım?” sorusu, sosyal normları kabul etmekte ve onlara uyum sağlamakta sorunlar yaşadığını gösteriyor. Ayrıca, Mason’un kalemtıraş ile taşı açma girişimi, merak duygusunu eyleme geçirdiğini ve bunu yapmaktan çekinmeyen bir çocuk olduğunu ortaya koyuyor. Son olarak, Mason ve arkadaşının bir dergiyi merakla incelediklerini görüyoruz; bu durum, çocuğun karşı cinsin bedenine yönelik ilgisinin ve cinselliğe dair merakının gelişimsel bir yansımasıdır.

Başarıya Karşı Küçük Görülme-Aşağılık Duygusu

Çocukların okul hayatının başladığı ve yepyeni bir çevreye adım attıkları evredir. Bu süre zarfında çocuklar, okulda ve sosyal etkileşimlerde başarı elde etmeye çalışırken yeteneklerini geliştirirler. Ancak, bu aşamada çocuklar, arkadaşları, öğretmenleri ve aileleri tarafından başarısızlık ve eleştirilerle karşılaşabilirler. Bu eleştiriler veya başarısızlık deneyimleri, çocukların özgüvenlerini zedeler ve kendilerini değersiz hissetmelerine neden olabilir. Bu durumda, çocuklar “aşağılık duygusu” yaşamaya başlarlar. Kendilerini diğer insanlarla kıyaslarken, yeteneksiz veya değersiz olduklarını düşünebilirler. Bu duygular, ileriki yaşlarda özgüven eksikliği sorunlarına ve başka psikolojik zorluklara yol açabilir.

Mason, anne ve babasının ayrılığıyla baş etmeye çalışmaktadır. Annesinin kendini yetersiz hissetmesi ve bunu çocuklarına yansıtması, “Önce birinin kızıydım, sonra birinin annesi oldum; ne yapmam gerektiğini ben de bilmiyorum.” sözleriyle açıkça görülmektedir. Bu durum, Mason’ın ihtiyaç duyduğu güven ve istikrar duygusunu yeterince hissedememesine neden olmuştur. Sürekli taşınmaları ve bu süreçlerde sevdikleriyle vedalaşamamaları, aidiyet duygusunun gelişmesini olumsuz etkilemiştir. Eğitim hayatındaki başarısızlık ve ablasının başarısıyla sürekli kıyaslanması, kendisini yetersiz ve değersiz hissetmesine zemin hazırlamıştır. Aile içindeki sorunlar ile okul yaşamındaki başarısızlıkların bir araya gelmesi, Mason’ın bu gelişim dönemini daha zor geçirmesine neden olmuştur. Bu nedenle, Mason’ın çalışkanlığa karşı aşağılık duygusu evresini sağlıklı bir şekilde tamamlayamadığı söylenebilir.

Kimlik Kazanımı Karşısında Kimlik Karmaşası

Bu evre ergenlik dönemidir. Ergenler, kim olduklarından yaşamın amacına, geleceğini nasıl yönlendireceklerinden dünya görüşlerine ve yaşam biçimlerine kadar birçok kimlik sorununu çözmeye çalışırlar. Bu süreçte kimlik kazanma çabası sürer. Mason da bu evrede kendine uygun kimliği bulma mücadelesine girer. Annesinin yeniden evlenip boşanması, üvey babasının ona kötü davranması gibi durumlar, Mason’ı zorlar. Özellikle ergenler bu evrede yeni şeyler denemeye ve kendi benliklerine karşı saygıya önem verirken, Mason’ın üvey babası ona psikolojik baskı uygular. Bu durum, karakterimizi ruhsal anlamda etkiler ve annesine hesap sorar. Mason’ın babasıyla geçirdiği zamanlarda, baba faktörünün çocuklarının sorumluluklarını almakta zorlanan ve çocuklarıyla iletişiminin ebeveyn ilişkisi yerine arkadaş ilişkisine benzer olduğunu görüyoruz.

Mason’ın babasının evlenmesi ve yeni doğan çocuğuna karşı sorumluluk bilincini gözlemlemesi, Mason’ın gözlerindeki kırgınlığı artırır. Bu durumu şaka yoluyla babasına belli ettiğini görüyoruz. “Baba bizi bebekken vaftiz ettiniz mi?” sorusu ve hayır cevabı onun canını yakmıştır. Film boyunca Mason’un yaşadığı şeyleri görebiliyoruz, ancak karakterin ruh halini tam olarak anlattığı bir sahnenin olmaması, Mason’ın duygularını dışa vurmak istemediğini veya bunu yapma cesaretinin olmadığını gösteriyor. Bunun temel nedeni, diğer dönemleri sağlıklı atlatmamış olması olabilir. Kimliğini bulma yarışında Mason’ın siyasi görüş olarak babasının yönlendirmesiyle hareket ettiğini görebiliyoruz. Ergenliğin getirdiği cinsellik arzusu, Mason ve arkadaş ortamında sık konuşulan bir konu olmuştur. Mason’un kimseyle öpüşmediği halde öpüşmüş gibi anlatması, egosunu zedelememek ve dışlanmamak için yapılan bir adım olarak değerlendirilebilir. Zamanla Mason’ın sürekli partner değiştirmesi, güvenme ve bağlanma korkusunun gelişmiş olabileceğini düşündürüyor. Bunun arkasında yalnızca anne-baba faktörleri değil; istikrarsız aile ortamı, duygusal ihmal, sürekli taşınmalar ve sosyal çevrede yaşanan deneyimler de bulunmaktadır. Çocuklukta güvenli bağlanma figürlerinden mahrum kalmak, yetişkinlikte ilişkilerde güven duygusunu zedeleyen en güçlü etkenlerden biridir.

Mason’un ödev yapmaya ve düzene karşı tavrının değişmediğini görüyoruz. Kendi yeteneğini keşfetmiştir; fotoğraflara ilgisi ve yeteneği vardır, ancak bunu yaparken kendi doğrularıyla ve belirli kurallar olmadan yapmak istemektedir. Üniversiteye gitmeyi kurtuluş olarak görmesi, kendi yolunu çizmek istediğini gösteriyor ve bu da Mason’un kimlik mücadelesi tutkusunu ortaya koyuyor. İlerleyen süreçlerde bir kız arkadaşına karşı duygusal bağını görüyoruz; onunla konuşmaktan ve kendi düşüncelerini paylaşmaktan hoşlandığını gözlemliyoruz. Film boyunca kendini anlatmak istemeyen Mason, birine kendini anlatmak istemeye başlamıştır. Ancak arkadaşının ilişkiyi bitirmesi, güven ve duygusal bağlanma ile ilgili bir darbe daha almasına neden olur.

Filmin sonlarına doğru Mason’un sorgulayan, anlam arayan ve kendi varoluşunu inşa etmeye çalışan yönü ön plana çıkar. Ancak akıllarda tek bir soru kalır: Mason, Erikson’un sözünü ettiği kimlik krizini sağlıklı bir biçimde çözebilmiş midir? Film bu soruya kesin bir cevap vermez. Çünkü Mason’un hikâyesi, kimlik gelişiminin tamamlandığı bir noktada değil; bu sürecin hâlâ devam ettiği bir dönemde sona erer. Onun kimliğinin ilerleyen yıllarda nasıl şekilleneceği ise tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi cevabı zamana bırakılmış bir sorudur. Boyhood’un bize bıraktığı en güçlü mesaj belki de budur: Kimlik, ulaşılan bir varış noktası değil; yaşam boyunca şekillenmeye devam eden bir yolculuktur.

Kaynakça

  • Derman, O. (2008). Ergenlerde psikososyal gelişim. Adolesan Sağlığı II Sempozyum Dizisi, 63(1), 19-21.
  • Taşçı, F., & Bilge, Y. (2021). Psikososyal kişilik kuramı ve otantiklik çerçevesinden kimlik gelişimi. Güncel Psikoloji Araştırmaları II.
  • Bayram, H. (2020). Psikososyal gelişim kuramının sosyal bilgiler dersi kapsamında incelenmesi. Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 8(6), 1993-2001.
Zeynep Esen
Zeynep Esen
Zeynep Esen, Mudanya Üniversitesi Psikoloji lisans programının son sınıf öğrencisidir. Özellikle klinik psikoloji, sosyal psikoloji ve nöropsikoloji alanlarına ilgi duymaktadır. Öğrencilik sürecinde çeşitli topluluk çalışmaları ve etkinliklerle deneyim kazanmış; insanlarla etkileşim kurmayı ve bilgiyi paylaşmayı önemsemiştir. İnsan davranışlarını çok boyutlu bir bakış açısıyla ele almayı benimseyen Esen, psikoloji bilgisini yalnızca akademik bir alanla sınırlı tutmayıp günlük yaşamın içinde de anlamlandırmaya çalışmaktadır. Psychology Times Türkiye’de kaleme aldığı yazılarında, bireylerin içsel dünyalarına ışık tutarken aynı zamanda psikolojiyi erişilebilir ve düşündürücü bir dille aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar