Bağımlılık çoğu zaman yalnızca madde kullanımı üzerinden değerlendirilir. Oysa klinik pratik, bağımlılığın çok daha geniş bir yelpazede ortaya çıkabildiğini göstermektedir. Alkol ve madde kullanımının yanı sıra kumar, dijital platformlar, oyun, sosyal medya ve ilişki örüntüleri de benzer psikolojik süreçler üzerinden ilerleyebilir. Bu davranışların ortak özelliği, kişinin yaşamında giderek merkezi hale gelmeleri ve olumsuz sonuçlara rağmen sürdürülmeleridir.
Bağımlılık yalnızca kontrol kaybı değildir. Çoğu durumda bir duygu düzenleme girişimi olarak işlev görür. Kişi çoğu zaman haz arayışıyla değil; yoğun kaygı, utanç, değersizlik, terk edilme korkusu ya da içsel boşluk hissiyle baş edebilmek için bağımlı davranışa yönelir.
Şema Terapisi Perspektifi
Schema Therapy yaklaşımına göre erken dönem yaşantılar sonucunda gelişen erken dönem uyumsuz şemalar, bireyin kendilik algısını ve ilişkisel örüntülerini biçimlendirir. Modelin kurucusu Jeffrey Young’a göre çocukluk döneminde karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlar, ileriki yaşamda tekrar eden duygusal ve davranışsal örüntülere zemin hazırlar (Young, Klosko & Weishaar, 2003).
Şema aktive olduğunda yoğun duygular ortaya çıkar ve kişi bu duygularla baş etmek için çeşitli başa çıkma stilleri geliştirir. Bağımlılık, bu başa çıkma stillerinden biri olarak değerlendirilebilir: İşlevsel değildir; ancak kısa vadede kaçış sağlar.
Bağımlı bireylerde sıklıkla şu şemalar gözlemlenir:
-
Terk Edilme / İstikrarsızlık
-
Kusurluluk / Utanç
-
Bağımlılık / Yetersizlik
-
Duygusal Yoksunluk
Örneğin terk edilme şeması aktif olduğunda kişi ilişkilerde yoğun bir kaygı yaşayabilir; alkol, teknoloji ya da kumar bu kaygıyı geçici olarak azaltabilir. Kusurluluk şeması baskın olan birey ise bağımlı davranış sonrası artan utanç duygusunu yeniden kullanım yoluyla bastırabilir. Böylece davranış, şemayı çözmek yerine onu dolaylı olarak besleyen bir döngüye dönüşür. Şema temelli müdahalelerin bağımlılık tedavisinde etkili olabileceğine ilişkin bulgular literatürde yer almaktadır (Ball, 2007).
Aile Sisteminde “Kurtarıcı” Rolü
Bağımlılık çoğu zaman yalnızca bireysel bir süreç değildir. Aile sistemi içinde belirli roller aracılığıyla sürdürülür. Aile sistemleri kuramı, bireysel semptomların bazen sistemin dengesini koruma işlevi görebileceğini ileri sürer (Bowen, 1978).
Klinik gözlemler, bağımlı bireyin yanında sıklıkla belirgin bir “kurtarıcı” figür bulunduğunu göstermektedir. Bu kişi çoğunlukla ebeveyn, eş ya da kardeştir:
-
Krizleri yönetir
-
Borçları kapatır
-
Sorumlulukları üstlenir
-
Hataları telafi eder
İlk bakışta fedakârlık gibi görünen bu rol, uzun vadede bağımlılığı sürdüren bir dinamiğe dönüşebilir. Şema perspektifinden bakıldığında kurtarıcı konumundaki bireylerde sıklıkla Kendini Feda, Aşırı Sorumluluk ve Onay Arayıcılık şemalarının etkin olduğu görülür. Kurtarma davranışı yalnızca yardım etme amacı taşımaz; aynı zamanda kişinin kendi kaygısını azaltma ve ilişkisel bağını koruma çabası olabilir.
Bağımlılık Döngüsü
Klinik gözlemler döngünün çoğu zaman şu şekilde ilerlediğini göstermektedir:
-
Bağımlı davranış ortaya çıkar
-
Kriz oluşur
-
Kurtarıcı devreye girer
-
Geçici rahatlama sağlanır
-
Sorumluluk yeniden dağılır
Bu döngü iki temel inancı pekiştirir:
-
Bağımlı birey: “Ben tek başıma yapamam.”
-
Kurtarıcı: “Ben olmazsam her şey dağılır.”
Böylece bağımlılık yalnızca bir maddeye ya da davranışa değil, bir ilişki örüntüsü dönüşür. Aile sistemi bilinçdışı şekilde işlevsiz ama tanıdık bir denge kurar. Kriz ve kurtarma üzerinden ilerleyen bu denge, tarafların şematik inançlarını güçlendirebilir.
Nöropsikolojik Pekiştirme
Bağımlı davranışların beynin ödül ve motivasyon sistemleriyle ilişkili olduğu bilinmektedir (Volkow & Koob, 2015). Ancak bu biyolojik süreçler, psikolojik ve ilişkisel bağlamdan bağımsız değildir. Hem bağımlı davranış hem de kurtarma davranışı kısa vadeli rahatlama sağlar; stres azalır, kaygı düşer ve bu rahatlama davranışın tekrarını pekiştirir. Böylece biyolojik ve ilişkisel pekiştirme birlikte çalışır.
Terapötik Süreçte Kritik Nokta
Tedavide en zor aşamalardan biri, aileye yardım etmek ile kurtarmak arasındaki farkı anlatmaktır.
Sağlıklı destek:
-
Sorumluluğu devralmaz
-
Sınır koyar
-
Sonuçları ortadan kaldırmaz
Ancak kendini feda şeması aktif olduğunda sınır koymak yoğun suçluluk ve kaygı yaratabilir. Bu nedenle kalıcı iyileşme yalnızca bağımlı davranışın bırakılması değildir. Aynı zamanda:
-
Bağımlı bireyin sağlıklı yetişkin modunun güçlenmesi
-
Sorumluluğu üstlenmesi
-
Aile üyelerinin kendi şematik örüntüleriyle yüzleşmesi
gereklidir. Aksi halde sistem eski dengesine geri dönme eğilimi gösterebilir. Bağımlılık tedavisinde sorulması gereken soru yalnızca “Ne kullanıyor?” ya da “Hangi davranışı sürdürüyor?” değildir. Aynı zamanda şu sorunun da sorulması gerekir: Bu aile sisteminde kim kimi, hangi şematik ihtiyaç doğrultusunda kurtarıyor ve bu döngü kime neyi kazandırıyor?
Kaynakça
Ball, S. A. (2007). Comparing individual therapies for personality disordered opioid-dependent patients. Journal of Personality Disorders, 21(3), 305–321.
Bowen, M. (1978). Family therapy in clinical practice. Jason Aronson.
Khantzian, E. J. (1997). The self-medication hypothesis of substance use disorders. American Journal of Psychiatry, 142(11), 1259–1264.
Volkow, N. D., & Koob, G. F. (2015). Brain disease model of addiction: Why is it so controversial? The Lancet Psychiatry, 2(8), 677–679.
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.


