Salı, Şubat 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağımlılıkta Aile Dinamikleri: Kurtarıcı–Bağımlı İlişkisine Şema Terapisi Perspektifinden Bir Bakış

Bağımlılık çoğu zaman yalnızca madde kullanımı üzerinden değerlendirilir. Oysa klinik pratik, bağımlılığın çok daha geniş bir yelpazede ortaya çıkabildiğini göstermektedir. Alkol ve madde kullanımının yanı sıra kumar, dijital platformlar, oyun, sosyal medya ve ilişki örüntüleri de benzer psikolojik süreçler üzerinden ilerleyebilir. Bu davranışların ortak özelliği, kişinin yaşamında giderek merkezi hale gelmeleri ve olumsuz sonuçlara rağmen sürdürülmeleridir.

Bağımlılık yalnızca kontrol kaybı değildir. Çoğu durumda bir duygu düzenleme girişimi olarak işlev görür. Kişi çoğu zaman haz arayışıyla değil; yoğun kaygı, utanç, değersizlik, terk edilme korkusu ya da içsel boşluk hissiyle baş edebilmek için bağımlı davranışa yönelir.

Şema Terapisi Perspektifi

Schema Therapy yaklaşımına göre erken dönem yaşantılar sonucunda gelişen erken dönem uyumsuz şemalar, bireyin kendilik algısını ve ilişkisel örüntülerini biçimlendirir. Modelin kurucusu Jeffrey Young’a göre çocukluk döneminde karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlar, ileriki yaşamda tekrar eden duygusal ve davranışsal örüntülere zemin hazırlar (Young, Klosko & Weishaar, 2003).

Şema aktive olduğunda yoğun duygular ortaya çıkar ve kişi bu duygularla baş etmek için çeşitli başa çıkma stilleri geliştirir. Bağımlılık, bu başa çıkma stillerinden biri olarak değerlendirilebilir: İşlevsel değildir; ancak kısa vadede kaçış sağlar.

Bağımlı bireylerde sıklıkla şu şemalar gözlemlenir:

  • Terk Edilme / İstikrarsızlık

  • Kusurluluk / Utanç

  • Bağımlılık / Yetersizlik

  • Duygusal Yoksunluk

Örneğin terk edilme şeması aktif olduğunda kişi ilişkilerde yoğun bir kaygı yaşayabilir; alkol, teknoloji ya da kumar bu kaygıyı geçici olarak azaltabilir. Kusurluluk şeması baskın olan birey ise bağımlı davranış sonrası artan utanç duygusunu yeniden kullanım yoluyla bastırabilir. Böylece davranış, şemayı çözmek yerine onu dolaylı olarak besleyen bir döngüye dönüşür. Şema temelli müdahalelerin bağımlılık tedavisinde etkili olabileceğine ilişkin bulgular literatürde yer almaktadır (Ball, 2007).

Aile Sisteminde “Kurtarıcı” Rolü

Bağımlılık çoğu zaman yalnızca bireysel bir süreç değildir. Aile sistemi içinde belirli roller aracılığıyla sürdürülür. Aile sistemleri kuramı, bireysel semptomların bazen sistemin dengesini koruma işlevi görebileceğini ileri sürer (Bowen, 1978).

Klinik gözlemler, bağımlı bireyin yanında sıklıkla belirgin bir “kurtarıcı” figür bulunduğunu göstermektedir. Bu kişi çoğunlukla ebeveyn, eş ya da kardeştir:

  • Krizleri yönetir

  • Borçları kapatır

  • Sorumlulukları üstlenir

  • Hataları telafi eder

İlk bakışta fedakârlık gibi görünen bu rol, uzun vadede bağımlılığı sürdüren bir dinamiğe dönüşebilir. Şema perspektifinden bakıldığında kurtarıcı konumundaki bireylerde sıklıkla Kendini Feda, Aşırı Sorumluluk ve Onay Arayıcılık şemalarının etkin olduğu görülür. Kurtarma davranışı yalnızca yardım etme amacı taşımaz; aynı zamanda kişinin kendi kaygısını azaltma ve ilişkisel bağını koruma çabası olabilir.

Bağımlılık Döngüsü

Klinik gözlemler döngünün çoğu zaman şu şekilde ilerlediğini göstermektedir:

  1. Bağımlı davranış ortaya çıkar

  2. Kriz oluşur

  3. Kurtarıcı devreye girer

  4. Geçici rahatlama sağlanır

  5. Sorumluluk yeniden dağılır

Bu döngü iki temel inancı pekiştirir:

  • Bağımlı birey: “Ben tek başıma yapamam.”

  • Kurtarıcı: “Ben olmazsam her şey dağılır.”

Böylece bağımlılık yalnızca bir maddeye ya da davranışa değil, bir ilişki örüntüsü dönüşür. Aile sistemi bilinçdışı şekilde işlevsiz ama tanıdık bir denge kurar. Kriz ve kurtarma üzerinden ilerleyen bu denge, tarafların şematik inançlarını güçlendirebilir.

Nöropsikolojik Pekiştirme

Bağımlı davranışların beynin ödül ve motivasyon sistemleriyle ilişkili olduğu bilinmektedir (Volkow & Koob, 2015). Ancak bu biyolojik süreçler, psikolojik ve ilişkisel bağlamdan bağımsız değildir. Hem bağımlı davranış hem de kurtarma davranışı kısa vadeli rahatlama sağlar; stres azalır, kaygı düşer ve bu rahatlama davranışın tekrarını pekiştirir. Böylece biyolojik ve ilişkisel pekiştirme birlikte çalışır.

Terapötik Süreçte Kritik Nokta

Tedavide en zor aşamalardan biri, aileye yardım etmek ile kurtarmak arasındaki farkı anlatmaktır.

Sağlıklı destek:

  • Sorumluluğu devralmaz

  • Sınır koyar

  • Sonuçları ortadan kaldırmaz

Ancak kendini feda şeması aktif olduğunda sınır koymak yoğun suçluluk ve kaygı yaratabilir. Bu nedenle kalıcı iyileşme yalnızca bağımlı davranışın bırakılması değildir. Aynı zamanda:

  • Bağımlı bireyin sağlıklı yetişkin modunun güçlenmesi

  • Sorumluluğu üstlenmesi

  • Aile üyelerinin kendi şematik örüntüleriyle yüzleşmesi

gereklidir. Aksi halde sistem eski dengesine geri dönme eğilimi gösterebilir. Bağımlılık tedavisinde sorulması gereken soru yalnızca “Ne kullanıyor?” ya da “Hangi davranışı sürdürüyor?” değildir. Aynı zamanda şu sorunun da sorulması gerekir: Bu aile sisteminde kim kimi, hangi şematik ihtiyaç doğrultusunda kurtarıyor ve bu döngü kime neyi kazandırıyor?

Kaynakça

Ball, S. A. (2007). Comparing individual therapies for personality disordered opioid-dependent patients. Journal of Personality Disorders, 21(3), 305–321.

Bowen, M. (1978). Family therapy in clinical practice. Jason Aronson.

Khantzian, E. J. (1997). The self-medication hypothesis of substance use disorders. American Journal of Psychiatry, 142(11), 1259–1264.

Volkow, N. D., & Koob, G. F. (2015). Brain disease model of addiction: Why is it so controversial? The Lancet Psychiatry, 2(8), 677–679.

Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.

Ezgi Yılmaz
Ezgi Yılmaz
H. Ezgi Yılmaz, lisans eğitimini 2018 yılında Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde tamamlamıştır. Eğitim sürecinde insan davranışları, duygusal süreçler ve psikopatoloji alanlarına yoğun ilgi göstermiş; akademik bilgisini uygulama temelli bir yaklaşımla derinleştirmeyi hedeflemiştir. Bu doğrultuda, mezuniyetinin hemen ardından aynı üniversitede Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programına başlamış ve 2020 yılından itibaren Uzm.Klinik Psikolog olarak mesleki çalışmalarını sürdürmektedir. Uzmanlık alanlarını genişletmek amacıyla 2022 yılında Ankara Üniversitesi’nde Aile Danışmanlığı alanında ikinci yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Mesleki gelişimi hayat boyu süren bir süreç olarak ele almakta; farklı terapi ekollerini bütüncül bir bakış açısıyla çalışmalarına entegre etmektedir. Bu kapsamda Şema Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), EMDR (I. ve II. Düzey), Narrative Terapi, Mindfulness Temelli Stres Azaltma Programı (MBSR), Sistemik Aile Terapisi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi , Bağımlılık Danışmanlığı (Alkol, Madde, Kumar, Teknoloji, Tütün bireysel ve grup terapileri), Motivasyonel Görüşme Teknikleri eğitimlerini tamamlamıştır. Yetişkin alanındaki çalışmalarının yanı sıra çocuk ve ergenlere yönelik eğitim, seminer ve sempozyumlara da katılmıştır. Mesleki çalışmalarında bağımlılık, travma, kaygı bozuklukları, kişilik bozuklukları, ilişki sorunları, panik atak, stres yönetimi, aile ve çift terapisi, spor psikolojisi, ebeveyn danışmanlığı ve duygusal düzenleme konularına odaklanmaktadır. Aynı zamanda kurumsal danışmanlık hizmetleri de vermektedir. Terapötik süreçlerde yapılandırılmış, güven temelli ve bireysel farklılıkları gözeten bir yaklaşımı benimsemektedir. Yazarlık çalışmalarında psikolojik bilgiyi sade, anlaşılır ve erişilebilir bir dille aktarmayı amaçlamakta; psikolojiyi yalnızca kuramsal bir alan olarak değil, yaşamın içinde anlam bulan bir rehber olarak ele almaktadır. Çalışmalarını psikoloji alanındaki güncel gelişmeleri takip ederek sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar