Bir haber geldiğinde artık neden farklı hissediyoruz? Yeni bir salgın haberini neden bazılarımız panikle, bazılarımız kayıtsızlıkla karşılıyoruz?
Mayıs ayında, bir yolcu gemisinde hantavirüs vakası haberleri yayılmaya başlar başlamaz sosyal medya ikiye bölündü. Bir taraf “Yine mi başlıyor?” diye yazdı. Diğer taraf “Birkaç vaka, abartmayın” dedi. İlginç olan şu ki bu iki tepki birbirinin tam zıttı ama aynı yerden geliyordu. İkisi de COVID-19’un zihnimize ve bedenimize bıraktığı izden yani kolektif travmadan geliyordu.
Travma, Anı Değil İzdir
Travmayı çoğunlukla “geçmişte yaşanan kötü bir şeyin anısı” olarak düşünürüz. Ama bu tanım biraz eksik kalmaktadır. Travma, bedenin ve sinir sisteminin o deneyimi hâlâ taşıması anlamına gelmektedir. Psikiyatrist Bessel van der Kolk, bu gerçeği yıllar önce çok net ifade etmiştir: “The body keeps the score” — beden skoru tutar, unutmaz.¹
COVID-19 pandemisi boyunca milyonlarca insan uzun süre belirsizlik, kayıp ve kontrol yitimi gibi duygular yaşadı. Bu durum, sinir sistemini kronik bir tehdit moduna soktu. Şimdi yeni bir salgın haberi geldiğinde beyin o modu hatırlıyor, tehdit küçük olsa bile alarm çalıyor. Çünkü beden, geçmişi mantıkla değil duyumla işler.
“Panik de kayıtsızlık da aynı yorgunluğun iki farklı yüzüdür. İkisi de bedenin ‘artık taşıyamıyorum’ dediğinin işaretidir.”
Pandemik Yorgunluk
Dünya Sağlık Örgütü, 2020’lerin ortasında “pandemic fatigue” kavramını tanımladı.² Türkçeye pandemik yorgunluk olarak çevirebiliriz — ama bu yalnızca fiziksel bitkinlik demek değildir. Uzun süren belirsizliğe, kısıtlamalara ve tehdide verilen derin bir psikolojik tükenme halidir.
Bu tükenmeyi yaşayan insanlar genellikle iki uçtan birine gider: Ya her yeni haberde aşırı uyanık ve kaygılı olurlar ya da tam tersine, her şeyi geçiştiren bir ilgisizliğe bürünürler. Hantavirüs haberlerine verilen tepkilerde gördüğümüz kutuplaşma tam olarak buydu. Farklı karakterler değil; aynı yorgunluğun farklı görünümleri.
Kolektif travma kavramı, sosyolog Kai Erikson’ın çalışmalarına dayanır.³ Erikson’a göre kolektif travma, bir topluluğun ortak olarak yaşadığı yıkımın, o topluluğun bağlarını ve iç dünyasını aşındırmasıdır. Bireysel travmadan farkı şudur: Etrafınızdaki herkes de aynı şeyi yaşamıştır, dolayısıyla bu deneyim sessizce normalleşir ve toplumun “yeni zemini” haline gelir.
COVID-19 tam da buydu. Yas ertelendi, belirsizlik olağan hale geldi, güven sarsıldı. Şimdi herhangi bir salgın haberi geldiğinde beyin onu yalnızca tıbbi bir veri olarak işlemiyor. O haberi, birikmiş duygusal hafızanın süzgecinden geçiriyor. Ve bu süzgeç artık farklı.
Kabul etmek gerekir ki panik de kayıtsızlık da “yanlış” değildir. Her ikisi de, henüz tam işlenmemiş bir deneyimin yarattığı otomatik tepkilerdir. Kendimizi yargılamak yerine bu tepkileri gözlemlemek çok daha işlevsel bir başlangıç noktası olacaktır.
Bunun ötesinde şu üç şey gerçekten fark yaratmaktadır:
Haber tüketimini sınırlayın. Günde birkaç kez güvenilir kaynaktan bilgi almak yeterlidir. Sürekli akış, tehdidin gerçek büyüklüğünden bağımsız olarak kaygıyı besler.
Kendi tepkinizi merak edin. “Bu habere neden bu kadar sert tepki verdim?” sorusu, COVID döneminden taşınan hangi duygunun hâlâ işlenmemiş olduğunu gösterebilir. Bu farkındalık, terapötik bir başlangıç noktası olabilir.
Belirsizlikle barışın. Her şeyin hemen netleşmeyeceğini kabul etmek, psikolojik esnekliğin belki de en önemli bileşenidir. Araştırmalar, belirsizliğe tahammül edebilen bireylerin kriz dönemlerinde çok daha az anksiyete yaşadığını gösteriyor.⁴
Hantavirüs salgını büyük olasılıkla kontrol altında kalacak. Ama bu haberler bize önemli bir şeyi bir kez daha hatırlattı: COVID sonrası toplum olarak hâlâ iyileşme sürecindeyiz. Bu sürecin farkında olmak, hem bireysel hem de toplumsal sağlığın ilk adımıdır.
Kaynakça
- Kaynaklar
- 1. van der Kolk, B. A. (2014). The Body Keeps the Score: Brain, Mind, and Body in the Healing of Trauma. Viking Press.
- 2. World Health Organization. (2020). Pandemic fatigue: Reinvigorating the public to prevent COVID-19. WHO Regional Office for Europe.
- 3. Erikson, K. T. (1976). Everything in Its Path: Destruction of Community in the Buffalo Creek Flood. Simon & Schuster.
- 4. Carleton, R. N. (2016). Fear of the unknown: One fear to rule them all? Journal of Anxiety Disorders, 41, 5–21.


