Yazar: Fidan Şahin
Kategori: Bağımlılık Psikolojisi
Beni oyunla cezalandırma: oyun bağımlılığı:
Oyun Nedir?
“Yetenek ve zeka geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence, kumar, şaşkınlık uyandırıcı hüner, müzik hareketlerinin bütünü, seslendirilmek veya sahnede oynamak için hazırlanmış eser, temsil, piyes, bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan çevikliğe dayanan her türlü yarışma, düzen, hile, desise, entrika” gibi ifadelerle açıklanmaktadır.
Aristoteles oyunu, çocukların büyüdükleri zaman yapacaklarının bugünkü durumu olarak değerlendirirken; Ouantilianus’a göre oyun, çocukların ilk eğitim faaliyetidir. Comenius ise oyunun; çocuğun ömrü boyunca yaşamındaki en önemli öğrenme aracı olduğunu; bununla birlikte disiplin ve topluma uyum kazanmasında büyük önem taşıdığını düşünmektedir.
Dolayısıyla çocukken oynadığımız oyunlar, gelecek hayatımızın temel yapısıdır. Kişiler çocukken oynadığı oyunlarla hayatına kök salar ve bu kökler daha sonra büyür, gelişir ve hayatının yeni dallarına nefes verir. Ki oyun çocuğun şarkısıdır. Her oyunun şarkısı farklı olduğu gibi, her şarkının ritmi de farklıdır ve buna bağlı olarak her ritme karşı yaşanılacak hayat da farklıdır.
Peki günümüz insanları bu oyunu nasıl oynuyor? Maalesef çocuklarımız şarkı söylemekten çok dinlemeyi tercih ediyor. Hepsinin elinde ekranlara hapsolmuş ruhların oyunları var. Şu an çocuklarımız, bugün birer ‘Dijital Oyun’ platformlarının figüranı.
Dijital oyun nedir?
Bilgisayar, konsol, akıllı telefon veya tablet gibi elektronik cihazlar üzerinden oynanan, kullanıcıyla etkileşime giren interaktif bir yazılım ve görsel-işitsel eğlence aracıdır.
Oyun bağımlılığının belirtileri şunlardır:
• Başka faaliyetlerle meşgul olduğunda bile, saplantılı bir şekilde oyunu düşünmek.
• Daha önce önemli ve değerli faaliyetlere olan ilgisini kaybetmek.
• Oyun oynamak için uzun süre uykusuz kalmak.
• Çok değişken ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları edinmek.
• Oyun oynamayı bırakmaya çalışmak ama bunu yapamamak.
• Yine de ele alınması gereken hoş olmayan veya zor durumlardan kaçmak için oyun oynamak.
• Oyun oynamak için ne kadar zaman harcadığınız konusunda kendinize ve başkalarına yalan söylemek.
• Oyundan dolayı değerli ilişkileri kaybetmek.
• Oyun oynama nedeniyle önemli akademik sorunlar yaşamak.
• Oyun oynamadan herhangi bir süre geçtiğinizde olumsuz yoksunluk belirtileri yaşamak.
• Bir oyunun veya oyun içi aktivitenin belirli bir bölümünü tamamlayana kadar mutlu veya memnun hissedememek.
• Kişiliğin; saldırganlık, küfür gibi olumsuz yönlerinin ortaya çıkması.
• Nispeten basit gerçek dünya etkinliklerini (örneğin, alışveriş) yapmakta zorlanmak.
• Bir oyun ortamının dışında diğer insanlarla iletişim kurmakta zorlanmak.
Sonuç olarak anneler-babalar, gerçeklikten kopmuş sanal dünyanın dijital oyunlarına çocuklarını teslim etmemelidirler. Çünkü bu durum öyle saplantılı bir durumdur ki çocuk uyurken bile rüyasında oyun oynar, onun parmak hareketlerini sergiler. Oyun karakterleri tüm ruhuna siner.
Sabahı zor eder ve geceleri sırf oyun oynamak için gözlerinin ferine bakmadan ekranın başında kalır saatlerce. Oyun oynarken tanımadığı insanlarla ekip oluşturabilir ve bu da başka insanların uygunsuz hareketlerini rol model almasına sebebiyet verebilir. Belli bir süre sonra onlar gibi küfür etmeye, onlar gibi bağırmaya başlar.
Oyundan dolayı gerçek dünya ilişkilerini kaybedebilir. Sanal karakterle konuşmaktansa yanındaki ailesini unutabilir. Benimsediği duygular, tıpkı yalancı oyunlar gibi sahte olabilir. Çocuk, annesi, babası, kardeşi, arkadaşlarıyla yüzeysel ilişkiler içinde olabilir.
Son olarak da ailelerin de çok dikkatli olması gerekir. Sırf sessiz dursunlar diye onları bir kenara itekleyip ellerine tablet, bilgisayar, telefon vermemelidirler. Çocuklarının ruhlarını dinlemeli, onları gerçek hayata hazırlayacak gerçek oyunlarla tanıştırmalıdırlar.


