Oyun Nedir?
Oyun, “yetenek ve zeka geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence” gibi tanımlamalarla açıklanmaktadır. Aristoteles, oyunu çocukların büyüdüklerinde yapacaklarının bugünkü durumu olarak değerlendirirken; Quintilianus’a göre oyun, çocukların ilk eğitim faaliyetidir. Comenius ise oyunun, çocuğun yaşamındaki en önemli öğrenme aracı olduğunu ve disiplin ile topluma uyum kazanmasında büyük önem taşıdığını belirtmektedir.
Dolayısıyla, çocukken oynadığımız oyunlar gelecekteki hayatımızın temel yapı taşlarını oluşturur. Kişiler, çocukluk döneminde oynadıkları oyunlarla hayatlarına kök salar ve bu kökler zamanla büyüyüp gelişir. Her oyunun şarkısı farklı olduğu gibi, her şarkının ritmi de farklıdır; bu da her bireyin yaşam deneyimini etkiler.
Peki, günümüz insanları bu oyunu nasıl oynuyor? Maalesef, çocuklarımız şarkı söylemekten çok dinlemeyi tercih ediyor. Hepsinin elinde ekranlara hapsolmuş ruhların oyunları var. Şu an çocuklarımız, dijital oyun platformlarının figüranları haline gelmiş durumda.
Dijital Oyun Nedir?
Dijital oyun, bilgisayar, konsol, akıllı telefon veya tablet gibi elektronik cihazlar üzerinden oynanan, kullanıcıyla etkileşime giren interaktif bir yazılım ve görsel-işitsel eğlence aracıdır.
Oyun Bağımlılığının Belirtileri
Oyun bağımlılığının belirtileri şunlardır:
- Başka faaliyetlerle meşgulken bile saplantılı bir şekilde oyunu düşünmek.
- Daha önce önemli olan faaliyetlere olan ilgiyi kaybetmek.
- Oyun oynamak için uzun süre uykusuz kalmak.
- Sağlıksız beslenme alışkanlıkları edinmek.
- Oyun oynamayı bırakmaya çalışmak ama bunu başaramamak.
- Hoş olmayan veya zor durumlardan kaçmak için oyun oynamak.
- Oyun için harcadığınız zaman konusunda kendinize ve başkalarına yalan söylemek.
- Oyun nedeniyle değerli ilişkileri kaybetmek.
- Oyun oynamak yüzünden önemli akademik sorunlar yaşamak.
- Oyun oynamadan geçen sürelerde olumsuz yoksunluk belirtileri yaşamak.
- Bir oyunun veya oyun içi aktivitenin belirli bir bölümünü tamamlayana kadar mutlu veya memnun hissedememek.
- Kişiliğin olumsuz yönlerinin ortaya çıkması (saldırganlık, küfür vb.).
- Gerçek dünya etkinliklerini (örneğin, alışveriş) yapmakta zorlanmak.
- Oyun ortamının dışında diğer insanlarla iletişim kurmakta zorluk çekmek.
Sonuç
Sonuç olarak, anneler ve babalar, gerçeklikten kopmuş sanal dünyanın dijital oyunlarına çocuklarını teslim etmemelidir. Bu durum, öyle saplantılı bir hale gelebilir ki çocuk, uyurken bile rüyasında oyun oynar ve parmak hareketlerini sergiler. Oyun karakterleri, tüm ruhlarına siner. Çocuklar, sabahı zor eder ve geceleri sadece oyun oynamak için saatlerce ekran başında kalabilirler. Oyun oynarken tanımadıkları insanlarla ekip oluşturabilir ve bu da başka insanların uygunsuz davranışlarını rol model almalarına neden olabilir. Zamanla, onlara benzer şekilde küfür etmeye ve bağırmaya başlayabilirler.
Oyun nedeniyle gerçek dünya ilişkilerini kaybetme riski vardır. Sanal karakterlerle konuşmaktansa, yanındaki ailesini unutabilirler. Benimsedikleri duygular, tıpkı yalancı oyunlar gibi sahte olabilir. Çocuk, annesi, babası, kardeşi ve arkadaşlarıyla yüzeysel ilişkiler içinde kalabilir.
Son olarak, ailelerin çok dikkatli olması gerekir. Sırf sessiz dursunlar diye çocuklarını bir kenara itip ellerine tablet, bilgisayar veya telefon vermemelidirler. Çocuklarının ruhlarını dinlemeli ve onları gerçek hayata hazırlayacak gerçek oyunlarla tanıştırmalıdırlar.


