Fatmanur Uğuz
Kategori: Endüstri ve Örgüt Psikolojisi
Başlık: Algılanan İş Güvencesizliği: Ya İşimi Kaybedersem
Çalışma hayatı kendi içerisinde oldukça değişken ve dinamik bir yapıya sahiptir. Diğer birçok alan ile iç içe olmasından dolayı etkileşimlere açıktır. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, rekabetin yüksek olduğu durumlarda ve değişen politikalar karşısında örgütler kendi varlıklarını koruyabilmek ve rekabeti sürdürebilmek için kendi içlerinde çeşitli yollara başvurmaktadırlar (Yüce Selvi ve Sümer, 2018). Bu yollara örnek olarak; küçülmeye gitme, çalışan çıkarma, yeniden yapılanma ve esnek şirket politikaları oluşturma gibi yöntemler gösterebilir. Başvurulan bu yollar, bazı durumlarda çalışanları mutlu ederken bazı durumlarda ise işlerini kaybetmelerine veya hâlâ aktif olarak çalışmaya devam edenler için işten çıkarılma endişesi yaşamalarına yol açabilir (Cooper vd., 2001). Çalışanların geleceğe dair işlerine yönelik yaşadıkları bu endişe hali literatürde iş güvencesizliği algısı olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada bireylerin algıladığı iş güvencesizliği ve sonuçları ele alınacaktır.
İş Güvencesizliği Algısı
İş güvencesizliği en temelde mevcut işin gelecekteki varlığına ilişkin duyulan endişe ve kaygı olarak tanımlanmaktadır (Lazarus & Folkman, 1984). Çalışanların işlerine yönelik algıladıkları bu kaygı ve belirsizlik hali onların işteki performansını ve iyi oluşlarını önemli derecede etkilediği bilinmektedir. Yapılan bir çalışma sonucunda işsiz kalan çalışanlar ile işten ayrılma kaygısı yaşayan çalışanların benzer düzeylerde kaygı ve stres yaşadığı gözlemlenmiştir (Sandıkçı, 2009). Yani sadece işsiz kalmak değil, her an işini kaybetmekle ilgili bir endişeye sahip olmanın da bireyler üzerinde olumsuz etki oluşturabileceği görülmüştür. Bundan dolayı iş güvencesizliği algısı endüstri yaşamında önemli bir stres faktörü olarak kabul görmektedir.
Nicel ve Nitel İş Güvencesizliği Algısı
İş güvencesizliği denildiğinde genellikle ilk olarak akla mevcut işin kaybına yönelik endişe gelmektedir. Bu nicel iş güvencesizliği olarak adlandırılmaktadır ancak iş güvencesizliği sadece nicel boyutla sınırlı değildir. Mevcut işin kaybına yönelik yaşanılan endişe kadar değerli iş özelliklerinin kaybına yönelik endişe ve belirsizlik de önemlidir. Bu diğer boyut nitel iş güvencesizliği olarak adlandırılmakla birlikte bazı durumlarda nicel iş güvencesizliğinden daha fazla olumsuz sonuçlara yol açabileceği bilinmektedir. Bu yüzden çalışanlar üzerinde algılanan iş güvencesizliğini ve etkilerini incelerken bu iki boyutun birlikte ele alınması önemlidir.
İş Güvencesizliği Algısının Çalışanlar Üzerindeki Etkileri
Çalışmalar iş güvencesizliği algısının farklı çalışanlar, farklı deneyimler ve farklı algılar üzerinde farklı etkiler oluşturabileceğini öngörmektedir (Sverke vd., 2002). İş güvencesizliği algısı etkileşime açık bir kavramdır, bundan dolayı da her bir çalışan üzerindeki etkisi doğal olarak farklılaşmaktadır. Örneğin özel sektörde çalışan bir çalışanın yaşadığı iş güvencesizliği algısıyla kamu sektöründe çalışan bir çalışanın iş güvencesizliği algısı elbette farklılaşacaktır. Çalışanın cinsiyeti, yaşı, pozisyonu, deneyimi vb. kişisel faktörlerin çalışanlar üzerindeki iş güvencesizliği algısını etkileyebileceği düşünülmektedir. Bundan dolayı literatürde iş güvencesizliği “algısı” olarak kabul görmektedir. Mevcut işin gelecekteki varlığına ilişkin endişe veya değerli iş özelliklerinin kaybına yönelik tehdit algısı çalışanların iş ortamındaki performansını olumsuz yönde etkilemektedir. Her gün işine “acaba bugün işimi kaybedecek miyim?” veya “çalışma pozisyonum, mesai sürem, maaşım acaba değişecek mi?” endişesiyle gelen bir çalışan düşünelim. Yaptığı işin devamlılığıyla yaşadığı endişe onu çalışırken de rahat bırakmayacaktır. Güvencenizin olmadığını algıladığınız, düşündüğünüz bir iş yerine doğal olarak bağlılık hissedemezsiniz. Durum böyle olunca da sizden istenen talepleri (zihinsel, fiziksel, duygusal) yerine getirmekte zorlanabilir ve her zamanki performansınıza kıyasla daha olumsuz bir performans sergileyebilirsiniz. Bunun için kendinizi suçlamayın çünkü iş güvencesizliği algısı özellikle Türkiye’de oldukça yaygın bir deneyimdir ancak hak ettiği değeri ne yazık ki görmemektedir. Bu alanda yapılan çalışmalar iş güvencesizliği algısının çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerini araştırmanın yanı sıra bu etkide düzenleyici rol oynayan değişkenleri de incelemişlerdir (Cheng ve Chan, 2008). Şimdi ilgili düzenleyici değişkenleri daha detaylı inceleyelim.
Demografik Özelliklerin Düzenleyici Rolü
Çalışanlar üzerindeki iş güvencesizliği algısında demografik özelliklerin düzenleyici rolü çeşitli araştırmalar kapsamında incelenmiştir. Bu araştırmalar genel olarak çalışanların; yaş, cinsiyet, çalışma süresi, pozisyonu gibi demografik özelliklere odaklanmaktadır (Cheng & Chan, 2008; De Witte, 1999; Mauno, Ruokolainen & Kinnunen, 2013; Sverke vd., 2002). Araştırmalardan elde edilen sonuçların farklı çalışan gruplarının iş güvencesizliği algısının da farklı olacağı yönündeki hipotezini destekler nitelikte olduğu görülmüştür (Yüce Selvi ve Sümer, 2018). Çalışanların demografik özelliklerine geçildiğinde genç çalışanların yaşlı çalışanlara kıyasla daha düşük düzeyde iş güvencesizliği algısına sahip olduğu görülmüştür (Cheng & Chan, 2008). Ancak daha sonraki yapılan çalışmalarda yaşla ilgili elde edilen bulguların tutarlı olmadığı görülmüştür. Bu bulgulara ek olarak genç çalışanların algılanan istihdam edilebilirlik düzeylerinin yaşlı çalışanlara kıyasla daha yüksek olabileceği, bundan dolayı da mevcut işlerine yönelik daha az stres yaşamaları beklenmektedir (Yüce Selvi ve Sümer, 2018). İş güvencesizliği algısı cinsiyet farklılıklarına göre incelendiğinde kadın ve erkekler arasında anlamlı bir fark bulunamamış ve eşit düzeyde iş güvencesizliği algısına sahip olabilecekleri düşünülmüştür (De Witte, 1999). Aynı şekilde çalışma süresi ve pozisyonu bağlamında da anlamlı bir fark bulunamamıştır. Daha sonraki yapılan çalışmalarda araştırmacılar, iş güvencesizliği algısının bireye özgü olduğunu, bu yüzden çalışanların kişilik yapısının ve kullandıkları başa çıkma stratejilerinin daha etkili olabileceğini öne sürmüştür.
Başa Çıkma Stratejileri ve Kişilik
Kişilik, çalışanların hem stresli durumları değerlendirme sürecini hem de bu stresle başa çıkma stratejilerini belirleyen oldukça önemli bir faktördür (Lazarus & Folkman, 1984). Tahmin edersiniz ki stresli durumlar içerisinde kontrolün elinde olmadığını düşünen, endişe ve kaygıya eğilimi yüksek bir çalışanın yaşadığı iş güvencesizliği algısı daha yüksek olacaktır. Bununla beraber, stres faktörüyle baş edebilmek için yeterli kaynağa ve iyi oluşa sahip olmadığını düşünen çalışanın iş güvencesizliği algısı da kolay kolay düşmeyecektir. Tüm bu bulgular bir arada ele alındığında çalışanların kişilik özelliklerinin mevcut işin devamlılığına yönelik belirsizlik ve tehdit algısını şekillendirebileceği öngörülmektedir (Yüce Selvi ve Sümer, 2018).
Alandaki Kısıtlılık
İş güvencesizliği algısını inceleyen araştırmalar endüstri ve örgüt psikolojisi alanında oldukça değerli bir konumdadır. Sadece işsizlik yaşayan çalışanların değil, işini kaybetme endişesi yaşayan çalışanların da algıladığı stres faktörü çok kıymetlidir. Ancak ne yazık ki literatürde iş güvencesizliği değişkeniyle ilgili yapılan çalışmalar istenen düzeyde değildir. İş güvencesizliği algısını etkileyen ve bu ilişkiyi düzenleyen çeşitli değişkenlerin olduğu bilinmektedir. Örneğin rol belirsizliği ve belirsizliğe tahammülsüzlük gibi iş güvencesizliği algısında belirsizliğin düzenleyici rolü incelenebilir.
Kaynakça
- KAYNAKÇA
- Cheng, G. H. L., & Chan, D. K. S. (2008). Who suffers more from job insecurity? A meta-analytic review. Applied Psychology: An International Review, 57(2), 272–303.
- Cooper, C. L., Dewe, P. J., & O’Driscoll, M. (2001). Organizational stress. Sage.
- De Witte, H. (1999). Job insecurity and psychological well-being: Review of the literature and exploration of some unresolved issues. European Journal of Work and Organizational Psychology, 8(2), 155–177.
- Lazarus, R. S., & Folkman, S. (1984). Stress, appraisal, and coping. Springer.
- Mauno, S., Ruokolainen, M., & Kinnunen, U. (2013). Does aging make employees more resilient to job stress? Age as a moderator in the job stressor–well-being relationship in three Finnish occupational samples. Aging & Mental Health, 17(4), 411–422.
- Sandıkçı, E. (2009). İş güvencesizliğine karşı işçilerin kolektif tepkileri (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
- Sverke, M., Hellgren, J., & Näswall, K. (2002). No security: A meta-analysis and review of job insecurity and its consequences. Journal of Occupational Health Psychology, 7(3), 242–264.
- Yüce-Selvi, Ü., & Sümer, N. (2018). İş güvencesizliğinin etkileri: Temel yaklaşımlar ve olumsuz etkileri düzenleyici faktörler üzerine bir derleme. İş ve İnsan Dergisi, 5(1), 1–17. https://doi.org/10.18394/iid.359726


