Çarşamba, Şubat 25, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Fomo Esaretinden Jomo Özgürlüğüne: Pozitif Psikoterapi ile Dijital Hayatta Dengeyi Bulmak

Dijital çağda görünür olmak, varolmanın maalesef yeni ölçütü haline gelmiştir. Adeta orada olmamak kişinin iç dünyasında boşluk hissi oluşturmaktadır. Ulusal literatürde “gündemi kaçırma korkusu”, “bir şeyleri kaçırma korkusu”, “sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu” (Ündar, 2018), “yenilikleri kaçırma korkusu” (Aliçavuşoğlu, 2019) gibi çeşitli karşılıklarla yer verildiği görülmektedir. Bu kavramda aktarılan korku, özellikle yoğun bir şekilde ve sürekli olarak güncellenerek gerçekleşen internetteki bilgi akışını, bir sebeple kaçırmak, bu içeriği takip edememek, olaylardan habersiz kalmak endişesiyle birlikte hissedilen korkudur. Literatürde “Fear of Missing Out (FOMO)” olarak tanımlanan bu durum, yalnızca sosyal bir kaygı değil; benlik değerinin dış referanslara bağlanmasıyla oluşan içsel bir çatışmadır. Pozitif Psikoterapi perspektifinden bakıldığında FOMO, bireyin yaşam alanları arasındaki dengenin bozulduğunu gösteren bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Bu yazıda FOMO, pozitif psikoterapinin denge modeli ve aktüel çatışma kavramı çerçevesinde ele alınacak ve JOMO (Joy of Missing Out) kavramı psikolojik bir denge süreci olarak incelenecektir.

İçsel Çatışma ve Denge Modeli

FOMO yaşayan bireyde genellikle şu içsel çatışma görülür: Gerçek kapasite İdealize edilmiş dijital beklenti arasında yaşanır. Sosyal medya, başarı ve performans alanını abartılı biçimde görünür kılar. Birey, başkalarının seçilmiş anlarını kendi bütünsel yaşamıyla kıyasladığında yetersizlik algısı gelişebilir. Araştırmalar FOMO’nun artmış sosyal medya kullanımı ve düşük öznel iyi oluş ile ilişkili olduğunu göstermektedir (Przybylski et al., 2013; Elhai et al., 2018). Pozitif psikoterapinin denge modeline göre insan yaşamı beden, performans, ilişki, hayal gücü ve anlam alanları arasında denge kurar (Peseschkian, 1998). Dijital ortamda performans alanının genişlemesi, anlam ve içsel huzur alanının daralmasına yol açabilir. Bu dengesizlik bireyde huzursuzluk ve sürekli çevrimiçi kalma ihtiyacı doğurur.

Belirtilerin Altındaki Kapasiteler

Pozitif psikoterapi her belirtiyi aynı zamanda bir kapasite olarak değerlendirir. FOMO’nun altında sıklıkla: Onay ihtiyacı, takdir edilme arzusu, aidiyet kapasitesi, başarı yönelimi yer alır. Bu temalar patolojik değildir; ancak tek yönlü kullanıldığında çatışma üretir. Birey değerini yalnızca dış görünürlük ve sosyal geri bildirim üzerinden tanımladığında benlik dengesi kırılgan hâle gelir.

Jomo: Bilinçli Vazgeçişin Huzuru

JOMO bulunduğunuz noktada daha mutlu ve verimli olmanız için sahip olmanız gereken yaklaşımı belirten bir kavramdır. JOMO özellikle, internet kullanımının neden olduğu sorunlara odaklanırken, öncelikli alanlarınızı belirlemenizi de savunur. Yaşama dair öncelikleriniz için daha fazla zihinsel ve fiziksel enerjinizin olduğu gerçeğiyle, aslında sanal dünyanın hızına kapılmadan yaşam kalitenizi ve kariyerinizi geliştirebileceğiniz belirtilir. JOMO (Joy of Missing Out), bilinçli vazgeçişin getirdiği psikolojik huzurdur. Pozitif psikoterapi açısından bu süreç üç temel aşamada ele alınabilir: İlk olarak farkındalık geliştirilerek FOMO’yu tetikleyen içerik ve durumlar belirlenir. İkinci aşamada mesafe koyma devreye girer; birey bilinçli sınırlar oluşturarak dijital kullanımını düzenler. Son aşamada ise kapasiteyi yeniden yönlendirme hedeflenir; anlam, ilişki ve içsel gelişim alanları güçlendirilerek yaşam dengesi yeniden kurulur. Pozitif psikoterapiye göre her çatışma gelişim potansiyeli taşır (Peseschkian & Walker, 1987). FOMO da bireye şu soruyu sordurur: “Hayatımın hangi alanı ihmal edildi?”

Öz Denetim ve İçsel Bütünlük

Çoğu zaman kaçırılan şey sosyal etkinlikler değil; bireyin kendi iç dünyasıyla temas kurma fırsatıdır. FOMO, dijital çağın ürettiği bir zayıflık değil; denge kaybının işaretidir. Pozitif psikoterapi bu işareti gelişim fırsatı olarak değerlendirir. JOMO ise bilinçli seçimle yaşam alanları arasında yeniden denge kurabilme becerisidir. Gerçek özgürlük her yerde olmaya çalışmakta değil; nerede olmayacağını seçebilmektedir. Dijital çağda psikolojik sağlık, görünürlükle değil; içsel bütünlükle ilişkilidir.

AMAÇLARI OLAN KIŞI, DIŞARIDA NE OLUP BİTTİĞİNE DEĞİL; KENDİ HAYATINDA HANGİ MELEKESİNİ OLGUNLAŞTIRDIĞINA BAKAR. ADANMIŞ EYLEMLERİ OLAN KIŞI, KAÇIRDIKLARINA DEĞİL; KENDİNE VE ÇEVRESİNE KATTIKLARINA ODAKLANIR. VE BU ODAK DEĞİŞİMİ KİŞİNİN KENDİ YETENEKLERİNİ DENGELİ, YERİNDE KULLANIŞI ONU FOMO’NUN ESARETİNDEN JOMO’NUN ÖZGÜRLÜĞÜNE TAŞIR VE İÇSEL DOYUM SAĞLAR.

Kaynakça

Peseschkian, N. (1998). Positive psychotherapy. Springer.

Peseschkian, N., & Walker, R. (1987). Positive psychotherapy: Theory and practice of a new method. Springer.

Przybylski, A. K., Murayama, K., DeHaan, C. R., & Gladwell, V. (2013). Motivational, emotional, and behavioral correlates of fear of missing out. Computers in Human Behavior, 29(4), 1841–1848.

Arzu Zelyurt
Arzu Zelyurt
Arzu Zelyurt, 1985 yılında İstanbul’da doğmuştur. İnsanı; ruhsal, sosyal ve anlam boyutlarıyla birlikte ele alan bütüncül bir bakış açısını benimsemektedir. Sosyoloji, psikoloji ve teolojik düşünceyi bir araya getiren disiplinler arası yaklaşımı, insanı yalnızca yaşadığı sorunlar üzerinden değil, yaşam öyküsü, değerleri ve ilişkisel bağlamı içinde anlamaya yöneliktir. On beş yıllık eğitim alanı deneyimi, Zelyurt’un çok yönlü bakış açısının temelini oluşturmakta; bu birikim danışmanlık ve terapötik yaklaşımına da yansımaktadır. Uzun yıllara yayılan saha deneyimi, özellikle çocuk, ergen ve ailelerle çalışırken gelişimsel, kültürel ve etik boyutları birlikte değerlendirmesine olanak sağlamıştır. Ankara Üniversitesi İlahiyat lisans eğitiminin ardından Marmara Üniversitesinde Eğitim Bilimleri alanında yüksek lisansını tamamlamış ardindan İstanbul Üniversitesi Sosyoloji lisans eğitimini onur derecesiyle tamamlamıştır. Lisans Psikoloji alanındaki akademik ve uygulamalı çalışmalarını sürdürmekte; Pozitif Psikoterapi yaklaşımı doğrultusunda master düzeyindeki eğitimine devam etmektedir. Master çalışması halen sürmektedir. Aile danışmanlığı eğitimi almış olan Arzu Zelyurt; çocuk, ergen ve ailelerle yürüttüğü çalışmalarında bağlanma, kimlik ve benlik algısı, duygusal düzenleme, travma ve aile içi ilişkiler üzerine yoğunlaşmaktadır. Psiko-eğitim ve seminer çalışmaları kapsamında ebeveyn tutumları, çocuk ve ergen gelişimi, sınav kaygısı, duygusal ihtiyaçlar, sağlıklı iletişim ve riskli davranışlar gibi başlıklarda çeşitli eğitim ve seminerler vermektedir. Psychology Times bünyesinde yazar olarak yer alma motivasyonu; farklı disiplinlerden beslenen akademik ve sahaya dayalı birikimini, insanın ruhsal süreçlerine temas eden bir dil aracılığıyla paylaşmak ve okurla anlam temelli bir bağ kurmaktır. Yazılarında; insanı, ilişkileri ve yaşantıları tek bir çerçeveye hapsetmeden, çoğul ve bütüncül bir perspektifle ele almayı amaçlamaktadır. Evli ve iki çocuk annesi olan Zelyurt ,annelik tecrübelerini de alanına yansıtmayı ihmal etmemiştir.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar