Aynı ailede büyüyen kardeşler neden birbirinden farklı olur?
Aynı ailede büyüyen iki kardeşten biri duygularını rahatça ifade ederken, diğeri yaşadığı her şeyi içine atabilir. Aynı olay karşısında biri itiraz etmeyi tercih ederken, diğeri sessiz kalabilir. Psikoloji araştırmaları, bu sorunun yanıtının yalnızca kişilik özelliklerinde değil; çocukların aynı aileyi nasıl deneyimlediklerinde saklı olabileceğini göstermektedir.
Davranış genetiği literatüründe “Paylaşılmayan Çevre (Nonshared Environment)” kavramı; aynı aile ortamında büyüyen kardeşlerin gelişimlerini etkileyen deneyimlerin büyük ölçüde bireye özgü olduğunu ileri sürmektedir (Plomin & Daniels, 1987). Başka bir ifadeyle, kardeşlerin gelişimini belirleyen yalnızca ortak yaşantılar değil, bu yaşantıları nasıl deneyimledikleri ve onlara yükledikleri kişisel anlamlardır.
Ebeveyn Tutumlarındaki Farklılıklar: Anne ve babanın ilk çocuğa, ortancaya veya en küçük çocuğa yaklaşımlarının, beklentilerinin farklı olması. İlk çocukla birlikte ebeveynlik deneyimine adım atan anne ve babalar daha kaygılı ya da daha kuralcı davranabilirken, yıllar içinde edindikleri deneyimler, değişen yaşam koşulları ve aile dinamikleri sonraki çocukların farklı bir ebeveynlik ortamında büyümesine neden olabilir.
Arkadaş Çevresi ve Okul: Kardeşlerin okulda veya mahallede edindikleri, kendilerine özgü akran çevreleri ve bu çevrelerin yarattığı farklı sosyal etkiler ve okul içi farklı sosyal dinamiklere maruz kalması.
Bireysel Yaşam Olayları: Kardeşlerden yalnızca birinin geçirdiği ciddi bir hastalık, kaza, aldığı bir ödül ya da yaşadığı travmatik bir deneyim olabilir.
Doğum Sırası ve Aile İçi Roller: İlk çocuk olmanın getirdiği sorumluluklar ile en küçük çocuk olmanın getirdiği serbestlik gibi yapısal roller. Adler’in bireysel psikoloji yaklaşımına göre kardeşler, aile içinde kendilerine özgü bir yer edinmeye çalışırlar. Bu nedenle biri akademik başarıyla görünür olmayı seçerken, diğeri sanat, spor ya da sosyal ilişkiler aracılığıyla kendi kimliğini oluşturabilir.
Ancak kardeşler arasındaki farklılıkları yalnızca çevresel etkenlerle açıklamak yeterli değildir. Benzer yaşam olaylarını deneyimleyen iki kardeşin birbirinden farklı tepkiler vermesinde, doğuştan getirilen bireysel özellikler de önemli rol oynar. Bu farklılıkların önemli bir bölümü, gelişim psikolojisinde “mizaç” kavramıyla açıklanmaktadır. Rothbart’a (2011) göre mizaç; bireyin biyolojik temelli duygusal tepkisellik ve öz düzenleme süreçlerindeki bireysel farklılıkları ifade eder. Bu nedenle bazı çocuklar çevresel uyaranlara daha hassas yaklaşırken, bazıları aynı koşullara daha sakin ve esnek tepkiler verebilir.
Thomas ve Chess’in (1977) ortaya koyduğu “Uyum İyiliği” (Goodness Of Fit) yaklaşımına göre ise sağlıklı gelişimi belirleyen yalnızca çocuğun mizacı değil, bu mizacın ebeveyn tutumları ve çevresel beklentilerle ne ölçüde uyum içinde olduğudur. Dolayısıyla önemli olan çocuğun mizacını değiştirmeye çalışmak değil, onun bireysel ihtiyaçlarını gözeten destekleyici bir ilişki ve çevre oluşturmaktır.
Farklılık Bir Sorun Değil, Gelişimin Doğal Bir Sonucudur.
Aynı ailede büyüyen kardeşlerin birbirinden farklı kişilik özellikleri geliştirmesi, aile içinde mutlaka bir sorun olduğu anlamına gelmez. Aksine bu farklılık; mizacın, paylaşılmayan çevresel deneyimlerin, değişen aile koşullarının ve her çocuğun yaşadıklarına yüklediği bireysel anlamların doğal bir sonucudur. İki kardeşten biri sessizliği güvenli bulurken, diğeri kendini korumanın yolunu daha açık ve mücadeleci davranmakta görebilir. Bu tepkilerden biri diğerinden daha doğru ya da daha sağlıklı olmak zorunda değildir; çoğu zaman her biri, çocuğun bulunduğu koşullara uyum sağlamak için geliştirdiği farklı bir baş etme biçimidir. Çocuk ve ebeveyn arasındaki ilişki de tek yönlü değildir. Ebeveynler çocuklarını etkilerken çocukların mizacı, tepkileri ve ihtiyaçları da ebeveynlerin onlara yaklaşım biçimini etkileyebilir. Bu nedenle kardeşler yalnızca ebeveynlerinden farklı davranışlar görmekle kalmaz; kendi davranış stilleriyle aile içindeki ilişkilerinin şekillenmesine de katkıda bulunurlar.
Çocukluk, kişiliğin temellerinin atıldığı bir dönemdir ancak insan gelişimi yaşam boyu devam eder. Kişinin kendi tepki örüntülerini fark etmesi, geçmişte hangi davranışın ne işe yaradığını anlayabilmesi ve bugün artık kendisine uygun olmayan yolları yeniden değerlendirmesi mümkündür. Geçmişi anlamanın amacı bir suçlu bulmak değil, bugün otomatik olarak tekrarlanan davranışlara daha şefkatli ve bilinçli bir yerden bakabilmektir.
Sonuç olarak kardeşler arasındaki farklılıklar, aile içinde bir eksikliğin ya da yanlış ebeveynliğin göstergesi değildir. Her birey; doğuştan getirdiği özellikleri, yaşamı algılama biçimi ve çevresiyle kurduğu etkileşim doğrultusunda kendine özgü bir gelişim yolu izler. Aynı çatı altında büyüyen kardeşlerin farklı kişilikler geliştirmesi, insan gelişiminin en doğal ve beklenen sonuçlarından biridir. Belki de önemli olan, çocukları birbirine benzetmeye çalışmak değil; her birinin dünyayı nasıl deneyimlediğini anlayabilmektir. Çünkü aynı ev, her çocuk için aynı psikolojik dünyayı ifade etmez.
Kaynakça
- Plomin, R., & Daniels, D. (1987). Why are children in the same family so different from one another? Behavioral and Brain Sciences, 10(1), 1–16. https://doi.org/10.1017/S0140525X00055941
- Rothbart, M. K. (2011). Becoming who we are: Temperament and personality in development. Guilford Press.
- Thomas, A., & Chess, S. (1977). Temperament and development. Brunner/Mazel.
- Adler, A. (1958). What life should mean to you. Capricorn Books. (Original work published 1931).
