Salı, Eylül 22, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Geçmiş Kırgınlıklar Neden Peşimizi Bırakmıyor

Bazı deneyimler sona erer, fakat kafamızda asla silinmezler. Bir ilişkinin bitişi, söylenmiş bir cümle, haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüz bir an ya da beklenmedik bir biçimde davranan birisinin ardından geçen yıllar nihayetinde aynı anıyı zihnimizde yeniden canlandırabilir. “Artık üzerinden epey zaman geçti, neden hâlâ bunun üzerindeyim?” sorusu tam burada belirmektedir.

Aslında, geçmişte meydana gelen bir durumun bugün hatırlanması, bireyin geçmişte sıkışıp kaldığı anlamına gelmez. İnsan aklı, deneyimleri yalnızca kaydetmekle kalmaz; onlara bir anlam atfeder, yeniden yorumlar ve benlik algımızla bağlantı kurar. Özellikle yoğun duygularla yaşanan tecrübeler, sonradan akla gelmeye daha yatkın olabilir. Araştırmalar, yineleyen olumsuz öz anlatı anılarının, hem klinik hem de klinik olmayan örneklerde psikolojik rahatsızlık ve ruminasyonla bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. (PubMed Central (PMC))

Burada dikkate değer kavramlardan biri ruminasyon, yani zihinsel geviş getirmedir. Ruminasyon, bireyin yaşadığı durumu defalarca düşünmesiyle sınırlı değildir. Asıl sorun, düşünmenin çözüm odaklı olmaktan uzaklaşıp aynı soruların etrafında dolaşmaya başlamasıdır: “Neden böyle davrandı?”, “Ben nerede yanlış yaptım?”, “Bunu nasıl göremedim?”, “Keşke o gün farklı bir tutum sergileseydim…”

Bu soruların her biri başta anlamlandırma çabasının bir parçası gibi gözükse de, cevap bulunamadığında zihin aynı noktaya geri döner. Watkins’in araştırmaları, tekrarlanan düşünmenin her zaman aynı şekilde işlev görmediğini ve düşüncenin nasıl sürdürüldüğü ile hangi amaçla sürdürüldüğünün belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle pasif, olumsuz ve soyut bir biçimde sürdürülen düşünme tarzı psikolojik rahatsızlık ile bağlantılı olabilir. (PubMed Central (PMC))

Geçmişteki kırgınlıklar bağlamında dikkate değer bir diğer nokta, hatırlamanın kendisinin dönüşüm geçirebilmesidir. Bir anıyı her seferinde zihnimizde canlandırdığımızda, yalnızca geçmişteki görüntüyü yeniden açmakla kalmayız; aynı zamanda o olayla ilgili bugün sahip olduğumuz bilgiler ve duygular üzerinden onu yeniden yorumlarız. Bu nedenle yıllar önce yaşanmış bir anı, günümüzde hatırlandığında ilk yaşandığı zamanla kıyaslandığında bambaşka bir anlam kazanabilir.

Özellikle olumsuz anıların defalarca zihinsel olarak gözden geçirilmesi, bu anıların daha kolay ulaşılabilir hâle gelmesine yardımcı olabilir. Araştırmalar, stres sonrası ruminasyonun, zamanla olumsuz deneyimlerin hatırlanmasıyla ilişkilendirilebileceğini ortaya koymaktadır. (PubMed Central (PMC)) Bu şekilde bir döngü ortaya çıkabilir: Hatırlamak duyguyu yeniden canlandırır, duygu yeniden düşünmeyi tetikler, düşünmek ise anıyı zihinde daha görünür hâle getirir.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Geçmişi anımsamak ile geçmişte yaşamak aynı şey değildir.

Bir kırgınlığı anımsadığımızda asıl soru “Neden hâlâ unutmuyorum?” olmayabilir. Bazen daha anlamlı soru şudur: “Bu deneyim bugün benim için ne ifade ediyor?”

Zira bazı kırgınlıklar yalnızca yaşanan olayla ilgili değildir. Bireyin değersizlik, reddedilmek, terk edilmek, haksızlığa uğramak ya da görmezden gelinme yaşantılarıyla birleşebilir. Bu durumda birey sadece geçmişteki kişiyi ya da durumu değil, o olayın kendisinde bıraktığı anlamı da taşır.

Psikoterapi açısından amaç her zaman geçmişi silmek değildir. Zaten belleğin işleyişi de bunu gerektirmez. Duygusal anıların yeniden etkinleştirildiğinde değişime açık hâle gelebileceğini öne süren bellek yeniden pekiştirme (reconsolidation) araştırmaları, geçmiş deneyimlerin yeni bilgiler ve duygusal yaşantılarla farklı biçimde işlenebileceğini göstermektedir. Bununla birlikte bu alandaki klinik uygulamaların sınırlamaları ve etkililiği konusunda araştırmaların hâlâ gelişmekte olduğu unutulmamalıdır. (PubMed Central (PMC))

Bu nedenle iyileşmek, yaşananları tamamen unutmaktan ibaret değildir. Bazen iyileşmek; aynı olayı hatırladığımızda artık o hisle, o yerde ve o anlamın içinde kalmamaktır.

Geçmiş sabit kalır. Ancak geçmişe atfettiğimiz anlam zamanla değişebilir.

Belki de bazı kırgınlıkların bizi bırakmamasının sebebi, onların hâlâ çözülmemiş bir “olay” olmaktan ziyade, zihnimizde yanıt arayan bir “anlam” taşımasıdır. Ve zaman zaman insanın geçmişle olan ilişkisi, geçmişi değiştirmekle değil, bugün o geçmişe nasıl baktığını kavramakla değişmeye başlar.

Kaynakça

  • 1. Watkins, E. R. (2008). Constructive and unconstructive repetitive thought. Psychological Bulletin, 134(2), 163–206.
  • 2. Watkins, E. R. (2009). Depressive rumination and co-morbidity: Evidence for brooding as a transdiagnostic process. Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy, 27, 160–175.
  • 3. Connolly, S. L., & Alloy, L. B. (2018). Negative event recall as a vulnerability for depression: Relationship between momentary stress-reactive rumination and memory for daily life stress. Clinical Psychological Science, 6(1), 32–47.
  • 4. Beckers, T., Kindt, M., & Soeter, M. (2017). Memory reconsolidation interference as an emerging treatment for emotional disorders. Annual Review of Clinical Psychology, 13, 99–121.
  • 5. Okan, A., Aydın, F., Erkent, M. A., Sar, V., Gülgöz, S., & Yapıcı Eser, H. (2022). Depression, but not dissociative experiences, predicts overgeneral memory: A systematic review and meta-regression analysis. Psychiatry and Clinical Psychopharmacology, 32(3), 237–249.
  • 6. Recurrent negative autobiographical memories and mental health (2024). Çalışma, tekrarlayan olumsuz otobiyografik anıların ruminasyon ve psikolojik belirtilerle ilişkisini incelemiştir.
Berivan Bat
Berivan Bat
Psikolog Berivan, yetişkin bireylerle yürüttüğü çalışmalarında duyguların anlaşılması, ilişkilerin çözümlenmesi ve içsel dengeye ulaşılması üzerine odaklanır. Psikoloji bilgisini hayatın içinden örneklerle buluşturarak, okurun kendine dair farkındalık geliştirmesini önemser. Yazılarında sade ve anlaşılır bir dil tercih eder; karmaşık görünen psikolojik süreçleri herkesin anlayabileceği bir dille ele alır. Amacı, yalnızca bilgi vermek değil; aynı zamanda içsel keşfi teşvik eden bir yolculuk başlatmaktır. Psychologist Times Türk’teki köşesinde, bazen bir terapötik bakışla, bazen de bir iç sesle okura eşlik etmeyi hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar