Cumartesi, Ekim 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Beden Unutmaz, Beden Fark Eder

Beden Unutmaz, Beden Fark Eder

Geçenlerde bir film repliği gördüm: “Ama beden unutmaz, beden fark eder, bedeniniz her şeyin farkında.” O kadar ilgimi çekti ve alakadar oldum ki bu replikle… Kendi özel hayatımın bir zaman kesitinde bu repliği anlatan o kadar şeyle karşılaştım ki, gerçekten daha önce yaşadığımız şeylerin bedenimiz üzerinde nasıl bir yumruk etkisi olduğunu daha iyi anlıyorum. Küçükken yaşadığınız, içinizde bastırdığınız, belki travmatize olup farkına bile varamadığınız şeylerin şu anki güncel hayatınızda bedeninizi ne kadar yorduğunu, yıprattığını, belki de hastalıklara sebep olduğunun ne kadar farkındasınız?
Bazı sızılar ruhta olur; yarasız beresiz, demir bir zırhtan gibi olan bedenimiz çok sonradan bu sızıları ruhtan alır ve sizin bedeninizdeki ağrılara, mide bulantılarına, kronik hastalıklara neden olur.
Hadi gelin, bu ettiğim cümleler psikoloji ve tıp alanında nasıl anlam buluyor; birlikte bakalım.
Modern tıp, zihin ile bedeni birbirinden bağımsız yapılar olarak değil; birbiriyle sürekli iletişim halinde olan ve birbirini çift yönlü (bidirectional) olarak etkileyen iki bağlantılı sistem olarak ele alır. Güncel biyomeditasyonal araştırmalar ve psikonöroimmünoloji disiplini de bize açık bir tablo çiziyor: Zihinsel ve duygusal süreçlerimiz ile fizyolojimiz yani bedenimiz yüksek bir korelasyon içinde çalışır; ifade edilemeyen veya işlenemeyen yoğun duygusal yükler, sinir ve bağışıklık sistemi üzerinden bedensel semptomlarla ilişkilenebilir. Örneğin, çocuklukta yaşanan ihmal, şiddet, kayıp veya değersizlik hissi gibi travmalar ile yetişkinlikte “düzen bozulmasın, kimseyi üzmeye gerek yok, bende kalsın” diyerek bastırılan duygular, biyolojik stres akslarını tetikleyerek yalnızca ruhsal durumumuzu değil, hücresel düzeydeki fizyolojik dengemizi de etkiler. Bu örneğe kanıt olarak gösterebileceğim, 1990’lı yıllarda ABD’de gerçekleştirilen ACE (Adverse Childhood Experiences / Olumsuz Çocukluk Deneyimleri) araştırması, çocuklukta yaşanan travma sayısı arttıkça yetişkinlikte görülen kronik hastalık riskinin katlanarak arttığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda Türkiye’de Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 300 kişi üzerinde yürütülen bir çalışma (Şahin, 2021), çocukluk çağı travmaları ile yetişkinlikteki kronik hastalıklar arasındaki güçlü korelasyonu açıkça ortaya koyuyor. Bunu da şöyle bir denklemle açıklayabiliriz: Toplam Travma Yükü; Kronik hastalığı olan bireylerde; çocukluk dönemindeki ebeveyn ilişkisi travmaları, istismar ve aile içi olumsuz yaşantı skorları kronik hastalığı olmayanlara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Bu çalışmaya göre elde edilen bulgularda olumsuz çocukluk çağı yaşantıları ile en yüksek düzeyde ilişkili bulunan rahatsızlık grupları kardiyovasküler (kalp-damar) hastalıklar, endokrin hastalıklar (özellikle Diyabet) ve psikiyatrik rahatsızlıklar olmuştur. Ayrıca kanser, solunum yolu, sindirim sistemi (gastrointestinal) ve nörolojik hastalıklara sahip bireylerde de çocukluk çağı travma skorlarının belirgin şekilde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları; erken dönemdeki toksik stres ve psikolojik travmaların önlenmesinin, yetişkinlik dönemi kronik hastalıklarının gelişim riskini azaltmada en az tıbbi tedaviler kadar kritik bir role sahip olduğunu göstermektedir.

Peki, içimizde bastırdığımız bu duygular hücresel düzeyde nasıl bir yol izler?

İnsan vücudu tehdit hissettiğinde sempatik sinir sistemini devreye sokarak “savaş ya da kaç” tepkisi (fight or flight reaction) verir. Çocuklukta güvenli bir ortam bulamamış veya sürekli bastırılmış duygularla büyümüş bir bireyin sinir sistemi, tehlike çoktan geçmiş olsa bile yetişkinlikte bu uyarılma halini sürdürür. Sürekli salgılanan stres hormonları (kortizol ve adrenalin), zamanla bağışıklık sistemimizin hücresel dengesini bozar ve vücutta düşük düzeyli ancak kronik bir iltihaplanmaya (enflamasyon) zemin hazırlar. İfade edemediğimiz öfke, keder veya değersizlik hissi, zihinsel düzeyde işlenip serbest bırakılamadığında; otonom sinir sistemi üzerinden kas spazmlarına, geçmeyen migren atağına, irritable bağırsak sendromuna (IBS) ya da otoimmün süreçlere dönüşerek bedende kendine görünür bir çıkış kapısı arar.

Sonuç: Bedeninize Kulak Vermek

Tüm bu bilimsel veriler ve kişisel farkındalıklarımız ya da farkına varamadıklarımız bize tek bir gerçeği fısıldıyor: Bedenimiz bize düşman değildir; aksine ruhumuzun aynasıdır. Yıllar önce üzerini örttüğümüz, “geçti gitti” sandığımız ya da “başkaları kırılmasın” diye kendi içimizde hapsettiğimiz her duygu, bedenimizin hafızasında bir yer edinir. Ancak bu bağ bir mahkûmiyet değildir. Kendi sınırlarımızı çizebilmeyi öğrenmek, bastırdığımız duygulara güvenli alanlarda (terapi, sanat, yazı veya somatik farkındalık pratikleri) alan açmak ve çocukluğumuzun yaralı taraflarına şefkatle yaklaşmak, bedenimize kaybettiği güven hissini geri kazandırır. Unutmayalım ki; ruhun zırhı kırıldığında bedende açılan yara, ancak zihnin ve bedenimizin sesini duymayı seçtiğimizde iyileşmeye başlar. Çünkü beden unutmaz; ama güven duyduğunda iyileşmeye gayret eder.

Kaynakça

  • Felitti, V. J., Anda, R. F., Nordenberg, D., Williamson, D. F., Spitz, A. M., Edwards, V., Koss, M. P., & Marks, J. S. (1998). Relationship of childhood abuse and household dysfunction to many of the leading causes of death in adults: The Adverse Childhood Experiences (ACE) Study. American Journal of Preventive Medicine, 14(4), 245–258. https://doi.org/10.1016/S0749-3797(98)00017-8
  • Şahin, B. (2021). Olumsuz çocukluk çağı yaşantılarının erişkinlik dönemindeki kronik hastalıklarla ilişkisinin araştırılması [Tıpta Uzmanlık Tezi, Akdeniz Üniversitesi]. Akdeniz Üniversitesi Akademik Veri Yönetim Sistemi (AVESİS). https://avesis.akdeniz.edu.tr/yonetilen-tez/8b6cd5c4-0070-43ea-b17b-b0cb55ab3ef4/olumsuz-cocukluk-cagi-yasantilarinin-eriskinlik-donemindeki-kronik-hastaliklarla-iliskisinin-arastirilmasi
Ceylan Vural
Ceylan Vural
Ben Ceylan Vural. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümü 3.sınıf öğrencisiyim. Psikoloji alanının kattığı bilgi ve beceriyi gerçek hayatta deneyime dönüştürmek adına çeşitli kuruluşlarda gönüllü olarak bulundum. Güncel olarak projelerde yer alıyorum ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar