Çarşamba, Eylül 30, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Birini Gerçekten Özlüyor musun, Yoksa Onun Yanındaki Halini mi?

Bir insanı özlemek ilk bakışta oldukça anlaşılır bir duygu gibi görünebilir. Kişi hayatında artık olmayan birini yeniden görmek, sesini duymak veya onunla vakit geçirmek isteyebilir. Özellikle romantik bir ilişki sona erdiğinde bu duygu daha yoğun yaşanabilir. Ancak özlem her zaman yalnızca karşıdaki kişiye yönelik olmayabilir. Bazen insanlar birinin yanında hissettikleri duyguları, birlikte oluşturdukları düzeni veya o kişinin yanındayken oldukları hâllerini de özleyebilir.

Yakın ilişkiler insanların yalnızca günlük hayatını değil, kendilerini nasıl gördüklerini de etkileyebilir. Bir insan belirli bir kişinin yanında daha neşeli, özgüvenli, sakin veya güvende hissedebilir. Zaman içerisinde ortak rutinler, arkadaş çevreleri, ilgi alanları ve gelecek planları oluşabilir. Bu nedenle ilişki sona erdiğinde kaybedilen şey yalnızca karşıdaki insan değildir. Kişinin alıştığı yaşam biçiminin ve ilişki içerisindeki benliğinin bir bölümü de değişir.

İnsanlar Aslında Neyi Özlüyor?

Bazen bir kişi “Onu özlüyorum” derken aslında birlikte geçirilen sıradan bir akşamı, gece yapılan uzun konuşmaları, gelen bir mesajın yarattığı heyecanı veya birinin onu merak ettiğini bilmenin verdiği güveni özlüyor olabilir.

Psikolojide benlik genişlemesi modeli (self-expansion model) bu duruma farklı bir açıdan yaklaşır. Aron ve arkadaşlarının çalışmalarında ele alınan bu modele göre insanlar yakın ilişkiler kurduklarında partnerlerinin bazı özelliklerini, deneyimlerini ve bakış açılarını zamanla kendi benliklerinin bir parçası hâline getirebilir. Yani romantik ilişkiler insanların hayatına yalnızca başka bir insan eklemez; kişinin kendisini nasıl tanımladığını da etkileyebilir.

Bu nedenle ayrılık sonrasında yaşanan boşluk bazen “O artık yok” düşüncesinden daha fazlasıdır. Kişi bir süre “Onsuz ben şimdi kimim?” sorusuyla bile karşılaşabilir. Araştırmalar da romantik ayrılıkların kişinin benlik algısındaki netliği azaltabildiğini ve bu değişimin ayrılık sonrası yaşanan duygusal sıkıntıyla ilişkili olabileceğini göstermektedir.

Peki Beyinde Ne Oluyor?

Özlemin yalnızca psikolojik değil, nörobiyolojik bir tarafı da vardır. Romantik bağlanma ve yoğun romantik aşk üzerine yapılan beyin görüntüleme çalışmalarında ödül ve motivasyonla ilişkili dopaminerjik sistemlerin önemli olduğu görülmektedir. Özellikle ventral tegmental alan (VTA) gibi ödül ve motivasyon süreçleriyle ilişkili beyin bölgelerinin romantik partnerle ilişkili uyaranlara yanıt verebildiği gösterilmiştir.

Dopamin burada yalnızca “mutluluk hormonu” olarak düşünülmemelidir. Dopamin; ödül beklentisi, motivasyon ve bir şeyi yeniden isteme gibi süreçlerle de yakından ilişkilidir. Bir kişinin mesajı, sesi, kokusu veya onunla bağlantılı belirli bir mekân zaman içerisinde ödülle ilişkilendirilebilir. Bu nedenle ilişki sona erse bile eski bir şarkı, bir fotoğraf veya birlikte gidilen bir yer kişide aniden yoğun bir özlem oluşturabilir.

Yakın ilişkilerde oksitosin ve vazopressin gibi nöropeptitlerin de sosyal bağlanma süreçlerinde rol oynadığı düşünülmektedir. Ancak insan ilişkilerini yalnızca tek bir hormona bağlamak doğru değildir. Romantik bağlanma; ödül sistemleri, sosyal bağlanma mekanizmaları, hafıza ve öğrenme süreçlerinin birlikte çalıştığı oldukça karmaşık bir deneyimdir.

İlginç olan ise ilişkinin bitmesiyle beynin bu bağı hemen “kapatmamasıdır”. Eski partnerleri tarafından yakın zamanda terk edilmiş kişilerle yapılan bazı beyin görüntüleme çalışmalarında, eski partnerin fotoğrafına bakıldığında ödül, motivasyon ve yoğun istemeyle ilişkili bazı bölgelerde aktivite gözlenmiştir. Bu bulgular, kişinin mantıksal olarak ilişkinin bittiğini bilmesine rağmen neden hâlâ karşıdaki kişiyi görmek veya ondan haber almak isteyebildiğini anlamaya yardımcı olabilir.

Hafıza Geçmişi Olduğu Gibi mi Hatırlatıyor?

Bir de hafıza vardır. İnsan zihni geçmişi bir kamera kaydı gibi saklamaz. Anılar zaman içerisinde yeniden yorumlanabilir. Özellikle nostalji söz konusu olduğunda geçmişte duygusal anlam taşıyan anlar daha belirgin hâle gelebilir.

Bu nedenle insanlar geçmişteki bir ilişkiyi düşündüklerinde güzel anıları ön plana çıkarırken ilişkinin yorucu veya sıradan taraflarını daha az hatırlayabilir. Böylece özlenen insan ile gerçekte ilişki yaşanan insan arasında zamanla bir fark oluşabilir.

Belki de bu yüzden birini özlemek, onunla yeniden birlikte olunması gerektiğinin kanıtı değildir. Özlem bazen beynin öğrendiği bir ödülü araması, bazen alışılmış bir bağın kaybolması, bazen geçmişteki güzel anıların hatırlanması, bazen de kişinin o ilişkideki kendi hâline duyduğu özlem olabilir.

Bu noktada asıl soru biraz değişmektedir:

Kişi gerçekten o insanı mı özlüyor? Onun kendisine hissettirdiklerini mi? Beyninin alıştığı yakınlığı mı? Yoksa onun yanındayken olduğu kişiyi mi?

Belki de cevap bunların yalnızca biri değildir. İnsan birini özlerken aynı anda onunla kurduğu hayatı, hissettiği yakınlığı ve geçmişteki kendi hâlini de özleyebilir. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıktığında geride yalnızca anılarını değil, onlarla birlikte oluşmuş bir parçamızı da bırakabilir.

Kaynakça

  • Aron, A., Aron, E. N., Tudor, M., & Nelson, G. (1991). Close relationships as including other in the self. Journal of Personality and Social Psychology, 60(2), 241–253.
  • Fisher, H. E., Aron, A., & Brown, L. L. (2005). Romantic love: An fMRI study of a neural mechanism for mate choice. The Journal of Comparative Neurology, 493(1), 58–62.
  • Fisher, H. E., Brown, L. L., Aron, A., Strong, G., & Mashek, D. (2010). Reward, addiction, and emotion regulation systems associated with rejection in love. Journal of Neurophysiology, 104(1), 51–60.
  • Insel, T. R. (2010). The challenge of translation in social neuroscience: A review of oxytocin, vasopressin, and affiliative behavior. Neuron, 65(6), 768–779.
  • Sedikides, C., Wildschut, T., Arndt, J., & Routledge, C. (2008). Nostalgia: Past, present, and future. Current Directions in Psychological Science, 17(5), 304–307.
  • Slotter, E. B., Gardner, W. L., & Finkel, E. J. (2010). Who am I without you? The influence of romantic breakup on the self-concept. Personality and Social Psychology Bulletin, 36(2), 147–160.
sude genç
sude genç
İngilizce Psikoloji bölümü öğrencisiyim. Klinik psikoloji ve adli psikoloji alanlarına ilgi duyuyor; özellikle kişilik dinamikleri, psikopatoloji, suç psikolojisi ve insan davranışları üzerine araştırma ve analiz odaklı yazılar yazıyorum. Akademik psikolojiyi günlük yaşam ve toplumsal olaylarla birleştiren içerikler üretmeyi hedefliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar