Doğum günü unutulduğu zaman, yıl dönümü sıradan bir günmüş gibi geçirildiği zaman ya da sevgililer gününde hiçbir kutlama yapılmadığında yaşanılan hayal kırıklıkları çoğu zaman sadece “hediye alınmadı” şeklinde yorumlanabilir ama mesele bu değildir. Çünkü ilişkiler içerisinde bazı davranışların görünen anlamı ve partnerin duygu dünyasında taşımış olduğu anlam birbirinden farklıdır.
Kadın özel günün hatırlanması, çoğu zaman o günün kendisinden çok daha fazlasını ifade edebilmektedir: “Beni düşündü”, “Benim için zaman ayırdı”, “Bizim ilişkimizi önemsemesi beni mutlu ediyor” ya da “Ben onun hayatında özel bir konumdayım”. Bu sebeple partnerin bu günlere kayıtsız kalmış olması, zamanla kadında sadece üzüntü değil, önemsizlik hissi, değersiz görülme ya da ilişkinin yeterince önemsenmemesi düşüncelerini yaratabilmektedir.
Önemli olan, herkesin sevgiyi aynı şekilde ifade etmediğini hatırlayabilmektir. İnsanlar özel günleri önemsemez; sevgilerini günlük sorumluluk alarak, destek olarak, zamanını ayırarak ya da zor zamanlarda kişinin yanında olabilerek gösterebilir. Bu sebeple özel günlere verilmiş olan önem, tek başına kişinin sevme kapasitesinin ölçüsü değildir. Partner düşünüldüğünü, o günün önemsendiğini görmek ve hissetmek ister.
Lakin ilişkilerin kritik noktası tam da burada başlayabilmektedir: “Ben buyum” demek, partnerlerinin duygusal ihtiyaçlarını anlamaya çalışmakla aynı anlama gelmemektedir.
Kişi için özel günler önemsiz ya da telafisi sonra olan bir durum olabilir ama partneri için anlamlı olduğunu öğrendiği zaman hala hiçbir çaba göstermemesi, meselenin artık özel gün olmaktan çıkarak duygusal ihtiyaçların dikkate alınmaması haline gelir.
Çünkü romantik ilişkiler sadece kendi sevgi dilini kullanmakla sürdürülmez. Sağlıklı ilişkide partner, “Ben sevgimi böyle gösteriyorum” diyebilmekle birlikte “Partnerim sevgiyi nasıl algılıyor?” sorusunu sorabilme kapasitesine sahip olmalıdır.
Örnek olarak; bir kadın için doğum gününde küçük bir not, birlikte geçirilen özel bir akşam veya yıl dönümünün birlikte olamasalar da kutlanması önemliyse, partnerin bunu bilerek hareket etmek yerine “bunlar gereksiz şeyler” diyerek küçümsemesi zaman içinde daha derin kırgınlıkların ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Kadın bir süre zarfından sonra sadece özel günlerde değil, ilişkinin başka alanlarında da “Benim ihtiyaçlarım onun için gerçekten önemli mi?” sorusunu sormaya başlayabilir.
İşte tam bu noktada ortaya çıkacak duygulardan birisi yalnızlık hissi olacaktır. Fiziksel olarak ilişkinin içerisinde bulunmak, duygusal olarak görülmüş hissetmekle aynı anlama gelmez. Birey partnerinin yanında olduğunda bile kendisini anlaşılmamış, önemsenmemiş ya da duygusal olarak yalnız hissiyle savaşmak zorunda kalabilir.
Üstüne üstelik bazı ilişkilerde kadın, beklentisinin “fazla olduğu konusunda kendisini sorgulamaya başlayarak suçlamaya başlayabilir. “Acaba çok mu şey istiyorum?”, “Neden bu kadar önem veriyorum?” gibi sorular oluşur ve zamanla partnerin kendi duygusal ihtiyaçlarından şüphe etmesine sebep olabilir.
Lakin bir ihtiyacın başkası için önemsiz olması, o ihtiyacın gereksiz olduğu anlamına gelmez.
Sağlıklı olması gereken, özel günleri önemseyen tarafın beklentisini açıkça ifade edebilmesi; önemsemeyen tarafınsa bu beklentiyi küçümsemeden dinleyebilmesidir. Çünkü ilişkilerde asıl olması gereken çiçek, hediye ya da kutlama değil, bunların arkasındaki mesajdır.
“Beni hatırlaman benim için önemli.”
“Bizim için anlamlı olan günleri birlikte kutlayabilmek istiyorum.”
“Senin için küçük olan benim için büyük ve anlamlı.”
Bu cümleler bir ilişkide kurulabilecek duygusal köprüler konumundadır.
Sonuç olarak, sevgi sadece hissetmekle değil, karşıdaki kişinin kendisini sevildiğini hissedebileceği biçimde davranabilmekle anlamlıdır. Özel günleri önemsememek bir tercih değil, lakin partnerinin bu günlere yüklediği anlam ve duygusal ihtiyaçlar yok sayılamaz.
Çünkü bazı durumlarda mesele gerçekten doğum günü, yıl dönümü ya da hediye değildir.
Burada mesele, bütün bunların ardındaki gerçek sorudur:
“Ben senin hayatında gerçek anlamda özel miyim?”
