Bir çocuk ödevinin başına oturuyor, birkaç dakika sonra kalemini bırakıp başka bir şeyle ilgileniyor. Bir diğeri oyuncağını paylaşması gerektiğini bildiği hâlde öfkesini kontrol etmekte zorlanıyor. Başka bir çocuk ise verilen üç aşamalı bir görevin yalnızca ilk adımını hatırlayabiliyor. Bu davranışlar yetişkinler tarafından kolaylıkla “dikkatsizlik”, “inatçılık”, “sorumsuzluk” ya da “şımarıklık” olarak yorumlanabiliyor. Oysa çocuk psikolojisi ve nöropsikoloji bize çok daha farklı bir soru sormayı öneriyor: Çocuk bunu yapmak istemiyor mu, yoksa henüz bunu yapmasını sağlayacak bilişsel beceriler yeterince gelişmedi mi?
Bu noktada karşımıza yürütücü işlevler çıkıyor.
Yürütücü işlevler; dikkati sürdürebilme, bilgiyi kısa süreli olarak zihinde tutup kullanabilme, dürtüleri kontrol edebilme, plan yapabilme ve değişen koşullara uyum sağlayabilme gibi birbiriyle ilişkili bilişsel becerileri kapsar. Çalışma belleği, ketleyici kontrol ve bilişsel esneklik bu alanın temel bileşenleri arasında kabul edilir.
Bu beceriler özellikle beynin prefrontal bölgeleriyle ilişkili olmakla birlikte, tek bir beyin bölgesinin çalışmasıyla açıklanamayacak kadar karmaşık ağların ürünüdür. Üstelik çocukluk döneminde bu sistemler henüz gelişim sürecindedir. Prefrontal korteks ve ilişkili sinir ağları çocukluk boyunca önemli yapısal ve işlevsel değişimler geçirir. Bu nedenle bir çocuktan yetişkin düzeyinde planlama, dürtü kontrolü veya dikkat beklemek gelişimsel açıdan gerçekçi olmayabilir.
“Biliyor ama yapamıyor” olabilir mi?
Çocuk psikolojisinde oldukça önemli bir ayrım vardır: Bir çocuğun bir davranışın doğrusunu bilmesi, o davranışı her durumda uygulayabileceği anlamına gelmez.
Örneğin sekiz yaşındaki bir çocuk “kardeşimin oyuncağını izinsiz almamalıyım” kuralını biliyor olabilir. Ancak yoğun öfke yaşadığı bir anda dürtüsünü durduramayabilir. Burada problem yalnızca kural bilgisinde değildir; çocuğun o anda dürtüsünü baskılayabilmesi, duygusal uyarılmayı düzenleyebilmesi ve alternatif bir davranış üretebilmesi gerekir.
Bu nedenle “Ama bunu biliyorsun!” demek her zaman işe yaramaz. Çocuğun ihtiyacı bazen daha fazla bilgi değil, bildiği bilgiyi davranışa dönüştürebilecek becerilerin desteklenmesidir.
Çevre, gelişen beyni nasıl etkiler?
Yürütücü işlevler doğuştan tamamen hazır olarak gelmez. Çocuklar bu becerileri deneyim, etkileşim ve pratik yoluyla geliştirir. Özellikle güvenilir yetişkin ilişkileri, düzenli rutinler ve çocuğun yaşına uygun sorumluluklar bu gelişimi destekleyebilir.
Burada “scaffolding” yani yapı iskelesi oluşturma yaklaşımı önem kazanır. Yetişkin, çocuğun henüz tek başına gerçekleştiremeyeceği bir görevi onun yerine yapmak yerine, görevi gerçekleştirebilmesi için gerekli desteği sağlar ve çocuk beceri kazandıkça bu desteği azaltır.
Örneğin çocuğa “Odanı topla.” demek yerine önce “Önce kitapları rafa koyalım, sonra arabaları kutuya atalım.” şeklinde görevi küçük basamaklara ayırmak çalışma belleği ve planlama üzerindeki yükü azaltabilir. Zamanla çocuk bu adımları daha bağımsız gerçekleştirmeye başlayabilir.
Peki nöropsikoloji burada ne yapar?
Çocuk nöropsikolojisi, çocuğun davranışlarının altında bulunan bilişsel süreçleri değerlendirmeye yardımcı olur. Dikkat, bellek, işlemleme, dil, yürütücü işlevler ve diğer bilişsel alanlar yaşa uygun nöropsikolojik değerlendirme yöntemleriyle incelenebilir. Bu değerlendirmeler özellikle dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, öğrenme güçlükleri, otizm spektrum bozukluğu, nörolojik hastalıklar veya beyin hasarı gibi durumlarda çocuğun güçlü ve desteğe ihtiyaç duyduğu alanların anlaşılmasına katkı sağlayabilir.
Ancak nöropsikolojik değerlendirme yalnızca “çocuğun puanı kaç?” sorusuna cevap vermek için kullanılmaz. Asıl önemli olan, elde edilen bulguların çocuğun günlük yaşamındaki işlevselliğiyle birlikte değerlendirilmesidir. Çünkü bir testte yaşanan güçlük ile okulda, evde veya sosyal ilişkilerde görülen davranışların birbirinden bağımsız düşünülmesi doğru bir değerlendirmeye götürmeyebilir.
Davranışa değil, ihtiyaca bakmak
Çocukların davranışlarını değerlendirirken yalnızca görünen davranışa odaklanmak yerine, bu davranışın hangi gelişimsel veya bilişsel ihtiyacın göstergesi olabileceğini düşünmek önemlidir.
“Yerinde durmuyor” dediğimiz çocuk dikkatini sürdürmekte zorlanıyor olabilir. “Çok çabuk sinirleniyor” dediğimiz çocuk duygusal ve davranışsal ketleme becerilerini henüz yeterince geliştirmemiş olabilir. “Çok unutkan” dediğimiz çocuk çalışma belleği açısından zorlanıyor olabilir. “Kurallara uymuyor” dediğimiz çocuk ise değişen durumlara uyum sağlama konusunda güçlük yaşıyor olabilir.
Bu elbette her davranışın altında mutlaka nöropsikolojik bir problem olduğu anlamına gelmez. Çocuğun davranışını değerlendirirken gelişimsel dönem, çevresel koşullar, aile ilişkileri, okul ortamı, duygusal durum ve bireysel farklılıklar birlikte ele alınmalıdır.
Çünkü çocuk gelişimi tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşıktır.
Belki de çocuk psikolojisi ile nöropsikolojinin kesiştiği en önemli nokta tam olarak budur: Çocuğu yalnızca davranışından ibaret görmemek. Bir çocuğun “yapmıyor” gibi görünen davranışının arkasında bazen henüz gelişmekte olan bir beceri, bazen çevresel bir yük, bazen duygusal bir ihtiyaç, bazen de değerlendirilmesi gereken bilişsel bir güçlük bulunabilir.
Çocuğu anlamak, davranışı susturmaktan önce davranışın ne anlatmaya çalıştığını dinlemekle başlar.
Kaynakça
- American Psychological Association. (2022). Neuropsychology. https://www.apa.org/topics/neuropsychology
- Center on the Developing Child at Harvard University. (2014). Enhancing and practicing executive function skills with children from infancy to adolescence. Harvard University. https://developingchild.harvard.edu/resources/handouts-tools/activities-guide-enhancing-and-practicing-executive-function-skills/
- Diamond, A. (2013). Executive functions. Annual Review of Psychology, 64, 135–168. https://doi.org/10.1146/annurev-psych-113011-143750
- American Psychological Association. (2023, November 15). Pediatric neuropsychology. APA Dictionary of Psychology. https://dictionary.apa.org/pediatric-neuropsychology


