Hayatımızın birçok noktasında kendimizi başka süreçlerde, hedeflerde, isteklerde bulabiliriz. Çoğumuz farkındalığımızı bu konuda arttıramasak da, tek biz bu döngülerden geçiyoruz sansak da hayatın doğal akışı budur. Her zaman hayatta tek bir hedefiniz olacağını ya da sosyal medyada, çevrenizde gördüğünüz insanların içinde neler yaşadığını bilmeden ‘onun izlemek istediği yol belli ama ben daha karar bile veremedim, sorun bende..’ düşünceleriyle kendinizi sıkma olasılığı da artmış olur.
Bunun birçok örneği vardır; iş hayatında olmak istediğiniz pozisyon, hayatta kazanmak için mücadele verdiğiniz kariyer hedefleri, kazanmak istediğiniz para, gitmek istediğiniz ülkeler, uğruna emek vermek istediğiniz bir hedef… Bu saydıklarımız nasıl aynı kapıya çıkıyor olabilir? Biraz düşünmenizi istiyorum, hayatınızda hep bir şeyler net miydi? Seçeceğiniz meslek hiç mi değişmedi mesela? Elbette değişti. Bir tıp hayaliniz varken istediğiniz sonuç için ilk etapta olmadı ve beklemeniz gerekti, o beklediğiniz süreçte neden olmadı? Ben geç kaldım hayata herkes hayalleri için çalışıyor diye düşünürken gün sonunda o mesleği istemediğinizi başka bir bölümü okuma heyecanınızın ağır bastığını hissedeceksiniz. Bu size verilen bir ceza değil, kendinizi bulma sürecinizin bir parçasıydı. Ama bu durumu yaşarken belki de ‘ben bu hayatta ne yapacağım, ne başaracağım’ diye kendinizi yiyip bitirdiniz.
Özellikle 20’li yaşlarda kaybolmuşluk hissi, nasıl bir yol izleyeceğini bilemiyorum düşüncesi çok daha yaygındır. Gözlerimizin önüne sunulan büyük bir sosyal medya hayatı vardır ve biz de buna eşlik ederiz. Belki de kafamızda olmayan hedefler bu sayede hayattaki tek isteğimize bile dönüşebilir. Çok önemli bir ayrım vardır; bu istek sizin gerçekten istediğiniz bir hedef miydi? Yoksa sosyal medyada gördüğünüz kişiler bunları başardığı için mi sizin de başarmanız gerekiyor gibi bir içsel düşünceniz mi oluşmakta?
Sizden bunun cevabını anında beklemiyorum çünkü belki de farkında olmadığınız bir durumu bu sayede farkına varacaksınız. Acele etmeden ve kendinizden cevabı hızlı bir şekilde beklemeden genelde bu durumu yaşadığınızda sormanızı istiyorum ki beyninizin oyunlarına değil, asıl gerçekliğe odaklanabilelim. Asıl gerçek olaylara odaklanmadan beynimizdeki düşüncelerin kesin doğru olduğunu varsayabiliriz ama bu önerimi yaptığınız zaman aslında o kadar da haklı olmadığını göreceksiniz.
Bu durum nasıl yaşanır ve aşılır?
Her şeyin sizde bittiği gerçeğini hep vurgularım, bazı şeyler sandığınız kadar zor değildir. Buna kendinizi inandırmak da düşüncenizi değiştirebilir. Hayatta ne istediğinize siz mi karar veriyor, çevreniz mi? Ya da daha tehlikelisi sosyal medya mı? Çağımızda o kadar tehlikeli bir yere gelmesinin sebebi ‘o x bölümünü kazandı ben ise y, yani o daha başarılı’ gibi algılar çok olmasa da aslında buna giden algılar beyninizi kavramış olabilir.
Bu sizi olumsuzluğa itmesin, düşünce yapınızı kendiniz inşa edersiniz.
Peki kaybolmuş hissetmek?
Aslında kaybolmadık, o kadar çok seçenek gördük ki kendi seçimimizi sorgular halde bulabiliriz kendimizi. Bu kadar seçeneğin olması da size 10 yol varken 11.’yi seçtiğiniz için yanlış yapmışsınız, bunu istemiyormuşsunuz gibi hissettirir. Oysaki 10 yol varken kendinize 11.’yi bulmak daha da kıymetlidir. Birileri ile yarış halinizde olmadığınızı, ne yaparsanız yapın hatta yapmasanız bile değerinizi ölçmediğini kendinize tekrar tekrar hatırlatın.
İstediğiniz şeylere geç kalmış hissediyorsanız öyle bir şey olmadığını hatırlayın; o geç kalmak değil, sizin kendiniz için en doğrusunu bulmanız ve yapmanız için verilmiş bir değer.
Bazılarımız yapacağı şeye geç de karar verebilir – ki bu kime göre geç – ama bu sizin hayattaki yaşayacağınız şeyleri engellemez. Aksine kendiniz için yapacaklarınızı daha kıymetli kılar. Dışarıdan gördüğünüz hayatlar da aynı süreçten geçti; belki de siz çok başarılı buldunuz ama o kişi de aynı şeyleri hissetti. En önemli özet; herkes aynı hislerden geçiyor, yansıtamamak büyük bir tiyatro gösterisi.


