Pazar, Ağustos 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İlişkide öz saygı

Bir ilişkiye adım attığımızda genellikle karşımızdaki kişiyi anlamaya çalışır, onun gereksinimlerine dikkat eder ve ilişkiyi sürdürebilmek için gayret sarf ederiz. Sevdiğimiz kişinin mutluluğu bizim için oldukça önemlidir. Fakat bazen ilişkiyi sürdürme çabalarımız, farkında olmadan kendimizden feragat etmemize neden olabilir. Kendi ihtiyaçlarımızı sürekli ertelemek, rahatsız edici davranışlara göz yummak veya diğer kişinin sevgisini kaybetmemek amacıyla gerçek kimliğimizden uzaklaşmak, öz saygımızı nasıl koruduğumuza dair sorgulama gerektirebilir.

Öz saygı, bir bireyin kendini değerli ve saygı görmeye layık bir insan olarak değerlendirmesi ile ilgilidir. Sağlıklı bir öz saygıya sahip olmak, kişinin kendi kusurlarını görmezden geldiği anlamına gelmez. Tam tersine, kişi hata ve eksikliklerini kabul etse bile değerinin yalnızca başarılarına, dış görünümüne veya başkalarının onayına bağlı olmadığını bilir. Öz saygının sosyal etkileşimlerde insanın kendisini değerli hissetmesi ile bağlantılı olduğu ve kişiler arası tecrübelerden etkilendiği düşünülmektedir.

İlişkilerde öz saygının en belirgin göstergelerinden biri, kişisel sınırlarımızdır. “Bunu istemiyorum”, “Bu davranış beni rahatsız ediyor” ya da “Şu an buna hazırlığım yok” gibi ifadeleri kullanabilmek, sağlıklı bir ilişki için oldukça önemlidir. Ancak bazı bireyler sınır koyduklarında, aşklarını kaybetme korkusuna kapılabilirler. Bu nedenle istemedikleri hale gelirler, üzüldüklerinde bile suskun kalabilirler veya ihtiyaçlarını önemsiz gibi görebilirler. Zamanla ilişki devam ediyormuş gibi görünse de kişinin kendisiyle olan bağı zayıflayabilir.

Öz saygının düşük olduğu ilişkilerde, bireyin kendi değeri partnerinin eylemleri üzerinden değerlendirilebilir. Bir mesajın geç gelmesi “Beni artık sevmiyor” düşüncesine, bir tartışma “Demek ki yeterince iyi değilim” hissine ya da partnerin başka biriyle ilgilenmesi “Bende bir eksiklik var” yorumuna dönüşebilir. Oysa başkalarının davranışları, kişinin değerinin doğrudan bir ölçüsü değildir. İlişkideki her sorun, bireyin yetersiz olduğunu göstermez.

Bazen bir kişi, sevgi ile katlanmayı karıştırabilir. Sevilen kişinin hatalarını anlamaya çalışmak ilişkiye doğal bir yaklaşımdır; fakat sürekli olarak incinmeyi, küçümsenmeyi ya da değersiz hissetmeyi “sevginin bedeli” olarak kabul etmek sağlıklı değildir. Bir ilişkide fedakâr olmak mümkündür fakat bu fedakârlığın sürekli tek tarafa ait olması, kişinin kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmesine yol açabilir.

Öz saygıyı korumak, ilişki içinde mesafeli ya da bencil olmak anlamına gelmez. Sağlıklı bir ilişkide iki kişi birbirine yakınken aynı zamanda kendi bireyselliklerini de sürdürebilirler. Kişinin arkadaşlıklarını, ilgi alanlarını, hedeflerini ve sınırlarını koruması ilişkiyi zayıflatmaz. Aksine bireyselliğin korunması, ilişkinin sadece iki kişinin birbirine bağımlı olduğu bir hale dönüşmesini engelleyebilir.

Araştırmalar, öz saygı ile romantik ilişkiler arasında karşılıklı bir ilişki olabileceğini göstermektedir. Özellikle bireyin partneri tarafından değerli hissetmesi, ilişkide kendini daha güvende hissetmesiyle bağlantılı bulunmuştur. Bu yüzden ilişkiyi değerlendirirken yalnızca “Partnerim beni seviyor mu?” sorusuna değil, “Bu ilişkide kendimi değerli ve güvende hissediyor muyum?” sorusuna da bakmak gereklidir.

Kendimize şu soruları sormak, bazen önemli bir farkındalık yaratabilir: “Bu ilişkide kendim gibi olabiliyor muyum?”, “Hayır dediğimde kendimi suçlu hissediyor muyum?”, “Partnerimin sevgisini kaybetmemek için sınırlarımı ne kadar esnetiyorum?” ve belki de en önemlisi: “Bu ilişki, bana kendimi daha değerli mi, yoksa daha değersiz mi hissettiriyor?”

Şüphesiz ki hiçbir ilişki mükemmel değildir. Tartışmalar, incinmeler ve anlaşmazlıklar her ilişki içinde yer alabilir. Önemli olan sorunların varlığı kadar bu sorunların nasıl çözüldüğüdür. Saygının, güvenin ve karşılıklılığın olmadığı bir ilişkide yalnızca sevgi bulunması her zaman yeterli olmayabilir. İlişkide öz saygıyı sürdürmek, “Senden ayrılırım” anlamına gelmez. Asıl mesaj, “Seni seviyorum ama bu sevgi içinde kendimi de koruyorum” diyebilmektir. Zira, sağlıklı bir ilişki, bireyin kendisini küçülterek başkasına yer açmasını zorunlu kılmaz.

Sonuç olarak, sevgi, kişinin kendi varlığından feragat etmesini gerektirmemelidir. Başka birini yaşamımıza dahil etmek, kendi değerimizi onun ellerine teslim etmek değildir. Sağlıklı bir ilişkide, iki insan birbirine destek sunarken kendi kimliklerini de koruyabilirler. Belki de gerçekten sevilmenin en önemli unsurlarından biri, sevdiğimiz kişiyle birlikteyken kendimiz olmaktan vazgeçmemekle ilgilidir.

Kaynakça

  • Leary, M. R., & Baumeister, R. F. (2000). The nature and function of self-esteem: Sociometer theory. Advances in Experimental Social Psychology, 32, 1–62.
  • Murray, S. L., Holmes, J. G., & Griffin, D. W. (2000). Self-esteem and the quest for felt security: How perceived regard regulates attachment processes. Journal of Personality and Social Psychology, 78(3), 478–498.
Sude Nur Özbey
Sude Nur Özbey
Ben Sude Nur Özbey, psikoloji öğrencisiyim ve klinik psikoloji, çocuk psikolojisi ve Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) alanlarına özel bir ilgi duyuyorum. Eğitimim süresince çeşitli çocuk eğitimleri aldım ve BDT dersi sayesinde davranış psikolojisine olan ilgim derinleşti. Kişilik kuramı dersi kapsamında OKKB (Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu) üzerine bir makale çalışması hazırladım. Bunun yanı sıra, hastanenin psikiyatri servisi de dahil olmak üzere beş farklı staj deneyimine sahibim. E-Devlet onaylı çocuk eğitimi sertifikası ve oyun terapisi sertifikası sahibiyim. Şu anda özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi alanında gelişmeye odaklanıyor, akademik bilgiyle klinik uygulamayı birleştirmeyi hedefliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar