İnsan ilişkilerinde “anlaşılmak”, çoğunlukla sevilme ihtiyacının da ötesinde bir temel ihtiyaç olarak görülmektedir. Duygusal güvenlik, bireyin duygularını açıkça belirttiğinde terk edilmeyeceğini, küçümsenmeyeceğini ve yalnız bırakılmayacağını hissetmesiyle şekillenmektedir. Bu ihtiyaç, bağlanma kuramının temelini oluşturan kavramlardandır (Bowlby, 1988).
Duygusal güvenlik sadece dışsal bir ilişkinin özelliği değil; diğer taraftan bireyin içsel dünyasında taşıdığı bir tecrübedir. Erken dönemde bakım verenle kurulan ilişki, kişinin “duygularım kabul edilebilir mi?” sorusuna verebildiği ilk cevabın şekillenmesine yardımcı olur. Bu anlamda güvenli bağlanma tecrübesi olan kişiler, duygularını anlamlandırırken daha az tehdit olarak görür ve ilişkilerde daha esnek bir tutumda bulunabilir.
Bağlanma ve Duygusal Güven
Güvenli bağlanma yaşayabilen bireyler, duygularını düzenleyebilmekle ilgili daha esnek ve ilişkilerde daha güçlüdürler. Bu kişiler, ihtiyaç duydukları zaman yakın ilişki kurabilir ve bir yandan da bireysel alanlarını koruyabilirler. Duygusal yakınlık, onlara göre bir tehdit değil; destekleyici bir tecrübedir.
Buna yönelik, erken dönem ilişkisel travma deneyimi bulunan kişilerde duygusal güvenlik ihtiyacı ya çok fazla artış gösterir ya da tamamı bastırılabilir. Kaygılı bağlanmada kişi, çoğunlukla anlaşılma ve onaylanma ihtiyacı duyarken; kaçıngan bağlanma örüntüsünde kişi, bu ihtiyacını bastırarak yakınlık kurmaz ve uzak kalmayı seçebilir. Her iki durum içerisinde de ilişkilerde kırılganlık ve yanlış anlaşılmalar olabilir (Mikulincer ve Shaver, 2016).
Bu örüntüler, kişinin sadece partnerine yönelik değil; aynı zamanda kendi duygularına olan yakınlığını ve yaklaşım biçimini de belirlemektedir. Duyguların tehdit olarak görüldüğü içsel dünyada, duygusal güvenliği kurmak da oldukça zor bir hal alabilir.
Buna karşın, erken dönemde deneyimlenen ilişkisel travması bulunan bireylerde duygusal güvenlik ihtiyacı ya çok fazla artış gösterir ya da derinlemesine bastırılabilir. Her iki durum için de ilişkilerde kırılganlık ve anlaşılamama duyguları baskın olur (Mikulincer ve Shaver, 2016).
İlişkilerde Anlaşılmamak
Çift terapilerinde gözlemlenen temel çatışmalar çoğunlukla duygusal güvenlik ihtiyacının karşılanmamasıyla ilgilidir. “Beni anlamıyorsun” demek, genellikle “Burada güvende hissetmiyorum” anlamını taşımaktadır. Bireysel terapide ise, danışanın terapötik ilişki içerisinde güvenli bir duygusal alanı tecrübe edinmesi, geçmişten getirdiği ilişkisel kırılmaları çalışabilmek için oldukça önemlidir (Safran ve Muran, 2000).
İlişkilerde tekrarlayan tartışmaların çoğunluğu, tarafların birbirlerinin duygusal ihtiyaçlarını görmemesiyle ilgili olmaktadır. Bir taraf yakınlığı benimserken diğer tarafın kendisini geri çekmesi veya bir tarafın duygusal yoğunluğunu arttırabilmesine karşı diğer tarafın savunmaya alması, bu döngünün örneklerinden birisidir. Bunun gibi etkileşimler de zaman içerisinde ilişkide güven duygusunun zedelenmesine ve taraflar arasında mesafe oluşmasına sebep olabilir.
Duygusal Güven ve Kendilik
Duygusal güvenlik, sadece kişilerarası ilişkilerle sınırlı olmayıp; kişinin kendi iç dünyasıyla kurabildiği ilişkiyi de içermektedir. Kendi duygularını eleştiren, bastıran veya görmezden gelen kişilere içsel bir güvenlik alanı oluşturabilmek güç olabilir. Bu durumda birey, dışsal ilişkilerinde de benzer bir güvensizlik tecrübesi edinebilir.
Anlaşılmak, sadece bir başkasının bireyi görmesi demek değildir; aynı zamanda bireyin kendi duygularını tanıması ve kabul etmesiyle de ilişkili olmaktadır. Bu kabul süreci, duyguların “doğru” ya da “yanlış” olarak değerlendirme yapılmadığı; sadece duyguların varlığının bulunduğu bir içsel alan yaratılması demektir.
Bu sebeple duygusal güvenlik hem başka birisiyle kurulabilen bağda hem de insanın kendisiyle kurduğu ilişkide aynı anda inşa edilmektedir. Kişi, kendi duygularına ne kadar alan tanıyor temas ediyorsa, ilişkilerinde de o düzeyde güvenli bir temas kurabilir.
Duygusal güvenlik, sadece ilişkileri devam ettirmeye yönelik değil; kişinin kendi duygularıyla temas edebilmesi için de gerekli olmaktadır. Anlaşılmak, duyguların varlığına izin verilebilen bir alanı akla getirmektedir. Bu alanda genişleme oldukça, ilişkiler daha derin, daha sürdürülebilir ve daha gerçek bir hal alabilmektedir. Böylece duygusal güvenlik sağlanmaktadır.
Duygusal güvenlik, sadece ilişkileri devam ettirebilmek için değil; bireyin kendi duygularına temas edebilmesi için de önemli ve gereklidir. Anlaşılabilmek, duyguların varlığına izin verilen bir alanı işaret etmektedir.
Kaynakça
- Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development.
- Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change.
- Safran, J. D., & Muran, J. C. (2000). Negotiating the therapeutic alliance.


