Perşembe, Mayıs 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ergenlik ve Sanat (Mümkün mü?)

Dışarıdan gelen seslerin boğuk, dışarı çıkan sesin ise yankılı olduğu küçük bir oda… Bu odaya girişler özel izinlerle mümkündür; oda sahibi son derece seçici ve dışarıdan gelecek olan herhangi bir şeye karşı hassasiyetle yaklaşmaktadır. Oda sahibinin önceliği, bu odaya, kendisinin dışında bir değişim fikriyle gelinmemesidir. Oda sahibinin dışarıya mesajı ise açıktır: ”Benim ne olduğum, ne olmak istediğim ve ne yapmak istediğim konusunda kararsızlıklarım var ve bunu kimse anlamıyor!” Ergenliğin dünyasına küçük bir pencere açıldığında, odanın görünen kısmı öngörülemezlik ve karmaşa olmaktadır. Ergen birey, odanın dışında da bir yer kaplamak, bir hareket kazanmak isterken bunu nasıl ifade edebileceği, kendini nasıl tanımlayacağı ve dışarıda kendini nereye konumlandıracağı konusunda zorluklar yaşamaktadır. Ergenlik döneminde hem bu karmaşanın içerisinde kalmamak ve onu dönüştürebilmek hem de odanın dışında daha etkin bir konumda olmak için mücadele ederken sanat adeta ona kalkan olmaktadır. Peki, her ergen birey bu kalkana sahip olmalı mıdır?

Ergenlik Sürecinin Psikanalitik Okuması

Ergen; döl verebilecek duruma gelmiş olan bireydir (TDK, t.y.). Ergen kavramının tanımlanışı daha çok fiziksel gelişim alanı üzerinden yapılmaktadır. Ancak bu bakış açısıyla ergen olmanın, bağımsızlaşmak, üretmek ve kendine dair olanı kendine özgü bir şekilde ortaya çıkarma çabası olarak anlamlandırılması mümkündür. Ergen, ne yetişkinlerin dünyasında tam olarak bir yeri vardır ne de artık çocukların dünyasına sığabilmektedir. Nerede olması gerektiğini bilemeyen ergen, adeta savrulmaktadır. Bu savrulmanın dışarıya yansıyan kısmı kendini şu sorularla göstermektedir: Ben kimim? Kendimi nasıl tanımlıyorum? Bu hayatta neler yapmak istiyorum? Nerede olmak istiyorum? Arzular, hedefler, istenmeyenler… Ergenin kendine yönelik bu karmaşık sorular, içinde bir derin kuyu açmaktadır. Bu zorlanmalar, tıbbi tanımlanışıyla ergenlik bunalımı (buhranı) olarak ifade edilmektedir (Özçelik ve Karamustafalıoğlu, 2002; Sandal, 2025).

Psikanalist perspektiften ergenlik, yeniden doğmaktır. Bu sebeple, ergenlik sancılı ve acılıdır. Kendi içerisinde çelişen bir benlik, inşa edilmeye çalışılan bir kimlik, ifade edilmeye çalışılan bir kişilik, bağımsızlaşma yolunda atılan tekinsiz adımlar ve bunun yitirilmesine dair yaşanan korkunun dışarıya öfkeli bir tutumla gösterilmesidir. Düşünce, duygu ve davranışların yer yer derme çatma, yamalı bir şekilde sergilenmesiyle ergen, ne yaşadığını anlamlandırmakta zorlanmaktadır. Bu kendine dair tutarsızlık hali, onu yoğun olarak utanç duygularına sürüklemektedir (Parman, 2024). Böylece, üzüntü, öfke ve utanç duyguları ergenin sıklıkla gidip geldiği bir duygu spektrumunu oluşturmaktadır. Utanç duygusunu pekiştiren yetişkinlerle bir arada bulunmak, onlarla yaşamının olağan akışında karşılaşıyor olmak, yaşamına dair bir şeyler aktarıyor olmak utanç duygusunu şiddetlendirebilmektedir. Her yakınlaşma, yaşamına dair anlatılan her bir ayrıntı, yetişkinin gözlemine bırakılan veriler olmaktadır. Ergenden gelen bu veriler, yetişkinin gözünde ölçüp biçilen ve yorumlanan bir noktaya geldiğinde utanç ve öfke duygusu artabilmektedir. Divan metaforu kullanan klasik psikanalitik yaklaşıma göre, danışanın bir divanın üzerinde konumlandığı, analistin ise hemen onun arkasında bir koltukta konumlandığı terapi süreci, özellikle ergenlerle çalışırken analist ile ergen danışan arasındaki bu konumlanmanın, o an var olan utanç duygusunun seans süresince kontrol edilebilir bir düzeyde tutulmasını destekleyen bir konumlanma olduğu yönündedir (Halifeoğlu, 2020). Ergen bir danışan ile çalışırken özen gösterilen bu ayrıntılar, ergen bireyin hangi duyguları daha yoğun yaşadığı ve hangi noktalarda bu duyguların üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğine dair de ışık tutmaktadır. Sanat, bu noktada bir seçenek olabilir mi? Ergen ve sanat mümkün müdür?

Ergenlik ve Sanat: Mümkün mü?

Bireyin, dünyaya doğduğu an ile birlikte yaşamındaki deneyimleri anlamlandırmaya dair tutkusu, onu yaşamda devam edebilmeye iten en önemli yönelimidir. İnsanın, dünyadaki varlığına yönelik öngörülemezlik hali (ölümün tahmin edilemezliği) onu, bir yere düşmüş ve bu düştüğü yerde neden bulunduğu ve burada ne yapacağına dair varoluşsal soruları sormaya itmektedir. Bu itici güçle bir amaç edinmeye çalışan insan, hayatın anlamını, bu yaşama yönelik eyleme geçme halinde bulmaktadır (Tülüce, 2022). İşte sanat, dünyanın bilinmezliği ile gelişen insanın ürkek haliyle, kendini daha güçlü hissedebileceği bir kalkan olarak, insanın elinde bulunmaktadır (Dağıstan, 2017).

Sanat; soluk, gri ve hatta cansız olanı harekete geçiren, eylem getiren bir yaşama aracıdır. Sanat, soyut olanı; hayalleri, düşünceleri, dili yani sözel olarak ifade edileni ve edilemeyeni somutlaştıran bir harekettir. Bir diğer deyişle, sanat, soyut olana bir varlık atfeden, onu somut dünyada tanımlanabilir ve anlamlandırabilir hale getiren bir yaşama eylemidir.

Ergenlik süresince, sanatın ergen bireyin elinde tutabileceği bir kalkan olarak hem onu öngörülemezliğe karşı koruduğu hem de dışarıda bir varlık kazanabilmesi için eyleme geçme gücü yarattığı söylenebilir. Bu kalkanı, kendine özgü, kendini tanımlayan araçlarla işlemek ergen bireye kalmıştır: Resim, müzik, edebiyat, heykel, dans, tiyatro vb. Sonuç olarak, ergenlik ve sanat mümkündür; fakat bir yaratma aracı olarak yaşamında kullanmak bir seçenektir. Seçmek ve kontrol sahibi olmak bu noktada ergene bırakıldığında, dönemin sağlıklı ilerleyebilmesi için en önemli adımdır.

Uzm. Psikolog
Laçin Sevin

Laçin Sevin
Laçin Sevin
Laçin Sevin, uzman psikolog ve yazar olarak çocuk-ergen bireysel danışmanlık, özel gereksinimli bireylerle psiko-sosyal çalışmalar, ebeveyn danışmanlığı ve psiko-onkoloji alanlarında deneyime sahiptir. Psikoloji lisansını Onur Derecesi ile bitiren, pedagojik formasyona sahip ve yüksek lisans tezini psiko-onkoloji alanında yapmış olan Sevin’ in çalıştığı alanlar özellikle çocuk-ergen psikolojisi, çocuklarda bilişsel-davranışçı terapi, ebeveyn danışmanlığı ve psiko-onkolojidir. Bunun yanı sıra, ağırlıklı olarak yine çocuk-ergen psikolojisi ve ebeveyn danışmanlığı alanlarında, dijital ortamda, bilimsel temelli blog yazıları gönüllüpsikolog.org ve çocuğumneden.com’ da istikrarlı bir biçimde yaklaşık 3 sene boyunca yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar