Cumartesi, Ağustos 15, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ergenlik ve Sanat (Mümkün mü?)

Ergenlik ve Sanat (Mümkün mü?)

Dışarıdan gelen seslerin boğuk, dışarı çıkan sesin ise yankılı olduğu küçük bir oda… Bu odaya girişler özel izinler ile mümkündür; oda sahibi son derece seçici ve dışarıdan gelecek olan herhangi bir şeye karşı hassasiyet ile yaklaşmaktadır. Oda sahibinin önceliği, bu odaya, kendisinin dışında bir değişim fikri ile gelinmemesidir… Oda sahibinin dışarıya mesajı ise açıktır: ”Benim ne olduğum/ne olmak istediğim/ne yapmak istediğim konusunda kararsızlıklarım var ve bunu kimse anlamıyor!” Ergenliğin dünyasına küçük bir pencere açıldığında pencereden, odanın görünen kısmı öngörülemezlik ve karmaşa olmaktadır. Ergen birey, odanın dışında da bir yer kaplamak, bir hareket kazanmak isterken bunu nasıl ifade edebileceği, kendini nasıl tanımlayacağı ve dışarıda kendini nereye konumlandıracağı konusunda zorluklar yaşamaktadır. Ergenlik döneminde hem bu karmaşanın içerisinde kalmamak ve onu dönüştürebilmek hem de odanın dışında daha etkin bir konumda olmak için mücadele ederken sanat adeta ona kalkan olmaktadır. Peki, her ergen birey bu kalkana sahip olmalı mıdır?

Ergenlik Sürecinin Psikanalitik Okuması

Ergen; döl verebilecek duruma gelmiş olan (TDK, t.y.). Ergen kavramının tanımlanışının daha çok fiziksel gelişim alanı üzerinden olduğu ve aslında bu bakış ile ergen olmanın bağımsızlaşmak, üretmek ve kendine dair olanı yine kendine özgü bir şekilde ortaya çıkarma uğraşı olarak anlamlandırmak mümkün olmaktadır. Ergenin, ne yetişkinlerin dünyasında tam olarak bir yeri olmaktadır ne de artık çocukların dünyasına sığabilmektedir. Nerede olması gerektiğini bilemeyen ergen, adeta savrulmaktadır. Bu savrulmanın dışarıya yansıyan kısmı kendini şu sorular ile göstermektedir: Ben kimim? Kendimi nasıl tanımlıyorum? Bu hayatta neler yapmak istiyorum? Nerede olmak istiyorum? Arzular, hedefler, istenmeyenler… Ergenin kendine yönelik çoğunlukla cevaplanması karmaşık olan bu sorular, içinde bir derin kuyu açmaktadır. Bu zorlanmalar – tıbbi tanımlanışı ile – ergenlik bunalımı (buhranı) olarak ifade edilmektedir (Özçelik ve Karamustafalıoğlu, 2002; Sandal, 2025).

Psikanalist perspektiften ergenlik, yeniden doğmaktır. Bu sebeple, ergenlik sancılı ve acılıdır. Kendi içerisinde çelişen bir benlik, inşa edilmeye çalışılan bir kimlik, ifade edilmeye çalışılan bir kişilik, bağımsızlaşma yolunda atılan tekinsiz adımlar ve bunun yitirilmesine dair yaşanan korkunun dışarıya öfkeli bir tutum ile gösterilmesidir. Düşünce, duygu ve davranışların yer yer derme çatma, yamalı bir şekilde sergilenmesi ile ergen de ne yaşadığını anlamlandırmakta zorlanmaktadır. Bu kendine dair tutarsızlık hali, onu, yer yer yoğun olarak utanç duygularına sürüklemektedir (Parman, 2024). Böylece, üzüntü, öfke, utanç duyguları ergenin adeta sıklıkla gidip geldiği bir duygu spektrumunu oluşturmaktadır. Öyle ki, utanç duygusunu pekiştiren yetişkinlerle bir arada bulunmak, onlarla yaşamının olağan akışında karşılaşıyor olmak, onlara yaşamına dair bir şeyler aktarıyor olmak utanç duygusunu şiddetlendirebilmektedir. Her yakınlaşma, yaşamına dair anlatılan her bir ayrıntı, yetişkinin gözlemine bırakılan veriler olmaktadır. Ergenden gelen bu veriler, yetişkinin gözünde ölçüp biçilen ve yorumlanan bir noktaya geldiğinde utanç ve öfke duygusu artabilmektedir. Divan metaforu kullanan klasik psikanalitik yaklaşıma göre – danışanın bir divanın üzerinde konumlandığı, analistin ise hemen onun arkasında bir koltukta konumlandığı terapi süreci – özellikle ergenlerle çalışırken analist ile ergen danışan arasındaki bu konumlanmanın, o an var olan utanç duygusunun -seans süresince- kontrol edilebilir bir düzeyde tutulmasını destekleyen bir konumlanma olduğu yönündedir (Halifeoğlu, 2020). Ergen bir danışan ile çalışırken özen gösterilen bu ayrıntıların aslında ergen bir bireyin hangi duyguları daha yoğun yaşadığı ve hangi noktalarda bu duyguların üzerinde hassasiyet ile durulması gerektiği ve hangi yöntemlerle bu noktaların çalışılabileceğine dair de ışık tutmaktadır. Sanat, bu noktada bir seçenek olabilir mi? Ergen ve sanat mümkün müdür?

Ergenlik ve Sanat (Mümkün mü?)

Bireyin, Dünya’ya doğduğu an ile birlikte, yaşamındaki deneyimleri anlamlandırmaya dair tutkusu, anlamlandırmaya dair bağlılığı onu, yaşamda devam edebilmeye iten en önemli yönelimidir. İnsanın, Dünya’daki varlığına yönelik öngörülemezlik hali (ölümün tahmin edilemezliği) onu; bir yere düşmüş ve bu düştüğü yerde neden bulunduğu ve burada ne yapacağına dair varoluşsal soruları sormaya itmektedir. Bu itici güç ile bir amaç edinmeye çalışan insan, hayatın anlamını, bu yaşama yönelik eyleme geçme halinde bulmaktadır (Tülüce, 2022). İşte sanat, Dünya’nın bilinmezliği ile gelişen insanın ürkek hali ile, kendini daha güçlü hissedebileceği bir kalkan olarak, insanın elinde bulunmaktadır (Dağıstan, 2017).

Sanat; soluk, gri ve hatta cansız olanı harekete geçiren, eylem getiren bir yaşama aracıdır. Sanat, soyut olanı; hayalleri, düşünceleri, dili yani sözel olarak ifade edileni ve edilemeyeni somutlaştıran bir harekettir. Bir diğer deyişle, sanat, soyut olana bir varlık atfeden, onu somut dünyada tanımlanabilir ve aynı zamanda anlamlandırabilir hale getiren bir yaşama eylemdir.

Ergenlik süresince, sanatın, ergen bireyin elinde tutabileceği bir kalkan olarak hem onu öngörülemezliğe karşı korur ve ürkekliğini hafifletirken hem de onun dışarıda bir varlık kazanabilmesi için eyleme geçme gücü yaratmaktadır. Bu kalkanı, kendine özgü, kendini tanımlayan araçlarla işlemek ergen bireye kalmıştır: Resim, müzik, edebiyat, heykel, dans, tiyatro vb. Sonuç olarak, ergenlik ve sanat mümkündür fakat bir yaratma aracı olarak yaşamında kullanmak ise bir seçenektir. Seçmek, kontrol sahibi olmak bu noktada ergene bırakıldığında, dönemin sağlıklı ilerleyebilmesi için en önemli adımdır.

Uzm. Psikolog
Laçin Sevin

Kaynakça

  • Kaynakça:
  • Dağıstan, U. (2017). Anlam arayışının iki boyutu: Sanat ve bilim. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 6(3), 1495-1508.
  • Halifeoğlu, S. (2020). Çocuk ve ergenle çalışmak. D. Tunç (Ed.), Ergen psikanalizinde divan’ ın yeri (s.125- 138). Yapı Kredi Yayınları.
  • Özçelik, B., & Karamustafalıoğlu, O. (2002). Ergenlik dönemi ve ergenlik suisid açısından risk faktörlerinin değerlendirilmesi. Düşünen Adam, 15(2), 68-76.
  • Parman, T. (2024). Ergenlik ya da merhaba hüzün (3. bs.). Yapı Kredi Yayınları.
  • Sandal, C. (2025). Ergenlerde Yalnızlık ve Kişilik Özellikleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi). İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi.
  • Tülüce, H. A. (2022). Bireysellik ve toplumsallık bağlamında modern bireyin anlam arayışı. Üniversite Araştırmaları Dergisi, 5(3), 305-312. doi: 10.32329/uad.1081255. Türk Dil Kurumu Sözlükleri. (t.y.). Ergen. Erişim adresi: https://sozluk.gov.tr/
Laçin Sevin
Laçin Sevin
Laçin Sevin, uzman psikolog ve yazar olarak çocuk-ergen bireysel danışmanlık, özel gereksinimli bireylerle psiko-sosyal çalışmalar, ebeveyn danışmanlığı ve psiko-onkoloji alanlarında deneyime sahiptir. Psikoloji lisansını Onur Derecesi ile bitiren, pedagojik formasyona sahip ve yüksek lisans tezini psiko-onkoloji alanında yapmış olan Sevin’ in çalıştığı alanlar özellikle çocuk-ergen psikolojisi, çocuklarda bilişsel-davranışçı terapi, ebeveyn danışmanlığı ve psiko-onkolojidir. Bunun yanı sıra, ağırlıklı olarak yine çocuk-ergen psikolojisi ve ebeveyn danışmanlığı alanlarında, dijital ortamda, bilimsel temelli blog yazıları gönüllüpsikolog.org ve çocuğumneden.com’ da istikrarlı bir biçimde yaklaşık 3 sene boyunca yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar