Çarşamba, Temmuz 22, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

‘Dinlemiyor insanlar, bence anlatamadım’

Dile gelip anlatılamayan bazı hisler sizi ufacık bir melodide, şarkı sözünde yakalayıverir. İnsan düşünce ve davranışlarını inceleyen Psikoloji ve bireyin iç dünyasını semboller ve yaratıcı formlar aracılığıyla dile getiren Sanatın etkileşimi kaçınılmazdır.

Sanat psikolojisi; herhangi bir sanat olgusunun oluşturduğu tutum ve davranışları, sanattaki psikolojik sorunları inceleyen bilim dalı olarak tarif edilmektedir. Eğer algılarımız vasıtasıyla içselleştirdiğimiz bir anlatı, duyu ve heyecanlarımızla uyum içindeyse o bir sanattır ve hissedilen şeyin adı da estetik hazdır. Çünkü güzel olan ile insan arasında bir ilgi vardır. Güzel olan, insanda hoşlanma ve haz duyma hislerini oluşturur (Tunalı, 2008: 16). Yine sanat denildiğinde, sanat yapıtının izlenilmesi ile oluşturulması arasındaki ilişkilerin ve bunun yanı sıra bu süreçteki bilinçaltı olayların ve bilinçli eylemlerin araştırılması anlatılmaktadır. Dolayısıyla sanat psikolojisinin çıkış noktası içe bakıştır ve yaşantılara dayanmaktadır (Weber, 1995: 11-13).

Ayaydın, A. (2020), Sanat kavramının varlığı sanatçılara bağlıdır. Sanatçı, eser ortaya koyar ve bu eserler de sanat kavramını oluşturur. Sonrasında ise sanata bağlı olarak sanat tarihi ve sanat eleştirisi gibi kavramlar ortaya çıkar. Ama tüm bu kavramları başlatan sanatçıdır.

Biz de bugün sizlerle Kalben’in “Doya Doya” şarkı sözlerine ve sanatçının ruh dünyasına içten bir bakış atacağız:

Yetmiş kilo derdim var
Anne bana simit al
Neden burda değilsin, rahat bir yerde misin?
Yetmiş kilo derdim var
Baba bana kavun al
Kavunu da hiç sevmem
Sen bunu bilir misin?
Dinlemiyor insanlar, bence anlatamadım
Derinimde yaram var, bence saklayamadım
Üleşiyor şeytanlar, nehirleri içimde
Hoşt köpekler deyip de kafayı dağıtamadım

“Yetmiş kilo derdim var” (Somatizasyon ve Yük)
Omuzlarında taşıdığı ruhsal yükün fiziksel bir ağırlığa dönüşmüş hali gibi. Yaşadığı hisler, yorgunluklar o denli ağır ki taşıyamayacak hale gelmiş.

“Anne bana simit al.” Burada yazarın içindeki o küçük çocuk ‘büyük şeylerde gözüm yok, eskisi gibi güvende olmak’ istiyorum der gibidir.

“Neden burada değilsin?” sorusu köklü bir yokluğa işaret eder. Bu yokluk ölüm (fiziksel kayıp) olabileceği gibi (anne, baba, kaybedilmiş biri), duygusal olarak ihmal edilmiş bir çocukluğun yarattığı “psikolojik yokluk” da olabilir. “Rahat bir yerde misin?” dizesi, beni bu dertlerle burada yalnız bırakıp gittiğin yer benden daha mı iyi sorusunu barındırır. Bu, geride kalan kişinin duyduğu örtük bir sitem ve kırgınlıktır. İçinde bir yerlerde hala yasını tutmaktadır.

“Baba bana kavun al
Kavunu da hiç sevmem
Sen bunu bilir misin?”
Aslında istenilen ‘kavun/simit’ nesne değildir. Düşünülmek, sevildiğini hissetmek, hatırlanmaktır. Ama yazar sonrasında kavunu sevmediğini belirtmektedir. Babasına karşı içten bir serzeniş vardır. “Sen beni tanıyor musun ki!!”

Bazen en yakınlarımız tarafından görülmek, duyulmak isteriz; istediğimiz şeyler çok basittir aslında. Söz söylemeden, tavsiye vermeden, geçiştirilmeden, “ben buradayım, yanındayım, seni anlıyorum” demek. Sessizce, bağırmadan, usulca sevilmek…

“Dinlemiyor insanlar, bence anlatamadım”
• Bu satır o kadar acı verici ki, kişi, reddedilme veya önemsenmeme acısından kaçınmak için suçu bizzat kendi üstleniyor.
• “Ben anlatmadım” diyerek kontrolü yeniden eline alıp sanki incinen gururunu tamir etmeye çalışır. Bu durum, psikolojideki öğrenilmiş çaresizlik duygusuna işaret eder. Kişi, “Ne söylersem söyleyeyim değişmeyecek” inancıyla enerjisini tüketmiştir. Sözün arkasında, “Aslında o kadar çok şey anlattım ki ama kimse görmedi” çığlığı yatar.

“Derinimde yaram var” (Çekirdek İnanç ve Travma)
Kişi, günlük hayatta maskeler taksa veya “bence anlatmadım” diyerek geri çekilse de, içeride kronikleşmiş bir acının (derin yara) varlığını kabul eder.

“Bence saklayamadım” (savunma Mekanizmalarının iflası)
Üleşiyor şeytanlar, nehirleri içimde
Hoşt köpekler deyip de kafayı dağıtamadım.

Kaynakça

  • Tunalı, İ. (2008). Estetik. İstanbul: Remzi Kitabevi.
  • Weber, J. P. (1995). Sanat Psikolojisi (Çev. Ö. Demircan). İstanbul: Sosyal Yayınları.
  • Ayaydın, A. (2020). Psikoloji ve sanat etkileşimi üzerine. Bilim, Eğitim, Sanat ve Teknoloji Dergisi (BEST
  • Dergi), 4(1), 8-12.
İrem Baki
İrem Baki
İrem Baki, Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Yaklaşık 1,5 yıl GIPDER İzmir’in online seminer ekibinde görev almış, TEGV’de eğitim gönüllüsü olarak çocukların gelişimini destekleyen çalışmalar yürütmüştür. Yaz aylarında gönüllü klinik staj deneyimi edinmiş; çeşitli psikoloji topluluklarının etkinlikleri, konferanslar ve webinarlara aktif olarak katılmıştır. Sürekli okumayı, araştırmayı ve keşfetmeyi seven Baki, yazılarında psikolojik bilgileri bilimsel temellere dayalı ve anlaşılır bir dille aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar