Günümüzde teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte dijital oyunlar, çocukların, ergenlerin ve hatta yetişkinlerin yaşamında önemli bir yere sahip olmuştur. Özellikle internet erişiminin kolaylaşması ve mobil cihazların yaygınlaşması, dijital oyunların günlük yaşamın bir parçası haline gelmesine neden olmuştur. Çocuklar, boş zamanlarının büyük bir bölümünü çevrim içi veya çevrim dışı oyunlarla geçirmektedir. Bu oyunların bazıları eğitici ve geliştirici özellikler taşırken, bazıları yoğun şiddet unsurları içermektedir. Şiddet içerikli oyunların bireylerin davranışları üzerindeki etkisi, uzun yıllardır psikoloji alanında tartışılan önemli konulardan biridir. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde bireylerin çevresel uyaranlardan daha fazla etkilenmesi, bu oyunların psikolojik gelişim üzerindeki etkisini daha önemli hale getirmektedir.
Şiddet içerikli oyunlar; savaş, çatışma, öldürme, zarar verme veya saldırgan davranışları ödüllendiren dijital oyunlar olarak tanımlanmaktadır. Bu tür oyunlarda oyuncular, çoğu zaman rakiplerini yok ederek puan kazanmakta ya da görev tamamlamaktadır. Oyuncunun saldırgan davranış göstermesi, oyun içerisinde başarı olarak sunulabilmektedir. Bu durum, özellikle gelişim çağındaki bireylerde şiddetin normalleşmesine neden olabilmektedir. Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı’na göre bireyler, davranışları gözlem yoluyla öğrenmektedir (Bandura, 1977). Çocuklar ve ergenler, model aldıkları kişilerin davranışlarını taklit etme eğilimindedir. Dijital oyun karakterleri de zaman zaman çocuklar için model haline gelebilmektedir. Bu nedenle sürekli olarak saldırgan davranışlara maruz kalan bireylerin gerçek yaşamda da benzer davranışlar geliştirebileceği düşünülmektedir.
Şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışlarla ilişkisi üzerine yapılan birçok araştırma bulunmaktadır. Anderson ve Bushman (2001) tarafından yapılan meta-analiz çalışmasında, şiddet içerikli oyunların saldırgan düşünce, duygu ve davranışları artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, bu oyunları oynayan bireylerin daha öfkeli davranabildiği, problem çözme süreçlerinde saldırgan yöntemlere daha fazla başvurabildiği belirtilmiştir. Ayrıca empati düzeyinde azalma ve prososyal davranışlarda düşüş gözlemlendiği ifade edilmiştir. Özellikle çocukların yaşadığı sosyal çatışmalarda fiziksel ya da sözel saldırganlığa daha yatkın hale gelebileceği belirtilmektedir.
Gentile ve arkadaşları (2004) tarafından yapılan araştırmada ise yoğun şekilde şiddet içerikli oyun oynayan ergenlerin okul ortamında daha fazla kavga ettiği, öğretmenleriyle daha fazla çatışma yaşadığı ve akademik başarılarının olumsuz etkilenebildiği bulunmuştur. Bu durum yalnızca bireysel davranışları değil, sosyal ilişkileri de etkileyebilmektedir. Ergenlik dönemi, kimlik gelişiminin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Bu süreçte bireylerin maruz kaldığı medya içerikleri, davranış biçimlerini etkileyebilmektedir. Sürekli şiddet içeren içeriklerle karşılaşmak, bireyin sorun çözme yöntemlerinde saldırganlığı normal bir seçenek olarak görmesine neden olabilmektedir.
Şiddet içerikli oyunların önemli etkilerinden biri de duyarsızlaşmadır. Duyarsızlaşma, bireyin şiddet olaylarına karşı verdiği duygusal tepkinin azalması anlamına gelmektedir. Carnagey, Anderson ve Bushman (2007) tarafından yapılan araştırmada, şiddet içerikli oyun oynayan bireylerin gerçek şiddet görüntülerine karşı fizyolojik tepkilerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Başka bir ifadeyle, bireyler zamanla şiddet görüntülerini sıradanlaştırabilmektedir. Bu durum, empati düzeyinin azalmasına ve bireyin başkalarının yaşadığı acılara karşı daha duyarsız hale gelmesine yol açabilmektedir. Özellikle çocukların gelişim döneminde empati becerisinin desteklenmesi büyük önem taşırken, yoğun şiddet içeriklerine maruz kalmanın bu gelişimi olumsuz etkileyebileceği düşünülmektedir.
Bununla birlikte, şiddet içerikli oyunların etkisi konusunda farklı görüşler de bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar, saldırgan davranışların yalnızca dijital oyunlarla açıklanamayacağını savunmaktadır. Ferguson (2015), bireyin aile yapısı, yaşadığı çevre, psikolojik özellikleri, travmatik yaşantıları ve sosyal ilişkilerinin saldırgan davranışlar üzerinde daha belirleyici olabileceğini ifade etmiştir. Örneğin, aile içinde şiddete maruz kalan veya sağlıksız iletişim ortamında büyüyen çocukların saldırgan davranış gösterme olasılığı daha yüksek olabilmektedir. Bu nedenle, video oyunlarının etkisini değerlendirirken bireysel ve çevresel faktörlerin birlikte ele alınması gerekmektedir.
Ayrıca bazı araştırmacılar, dijital oyunların tamamen olumsuz olmadığını da belirtmektedir. Strateji geliştirme, dikkat becerisi, hızlı karar verme ve problem çözme gibi bilişsel becerilerin bazı oyunlar aracılığıyla gelişebildiği ifade edilmektedir. Ancak burada önemli olan nokta, oyun içeriğinin niteliği ve kullanım süresidir. Özellikle yaşa uygun olmayan oyunların uzun süre oynanması psikolojik gelişim açısından risk oluşturabilmektedir. Çocukların dijital oyun kullanımını sağlıklı şekilde düzenlemek için ailelere ve eğitimcilere önemli görevler düşmektedir. Öncelikle ebeveynlerin çocukların oynadığı oyun içeriklerini takip etmeleri gerekmektedir. Yaş düzeyine uygun olmayan oyunların sınırlandırılması ve ekran süresinin kontrol edilmesi önemlidir. Bunun yanı sıra, çocuklarla açık iletişim kurulması, dijital içerikler hakkında konuşulması ve alternatif sosyal etkinliklere yönlendirilmesi gerekmektedir. Spor, sanat ve grup etkinlikleri, çocukların sosyal becerilerini geliştirmekte ve sağlıklı duygu düzenleme becerileri kazanmalarına yardımcı olmaktadır. Ayrıca medya okuryazarlığı eğitimi verilmesi, çocukların dijital içerikleri eleştirel bakış açısıyla değerlendirebilmelerini sağlayabilir.
Sonuç olarak, şiddet içerikli oyunların özellikle çocuklar ve ergenler üzerinde saldırganlık, duyarsızlaşma ve empati eksikliği gibi çeşitli etkiler oluşturabileceği düşünülmektedir. Ancak bu etkiler yalnızca oyunlarla açıklanamayacak kadar çok boyutludur. Aile yapısı, sosyal çevre, bireysel özellikler ve psikolojik dayanıklılık gibi faktörler de davranışların oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, çocukların dijital oyunlarla ilişkisi bilinçli şekilde düzenlenmeli ve psikolojik gelişimlerini destekleyici sosyal ortamlar oluşturulmalıdır (Ferguson, 2015).


