Çarşamba, Aralık 3, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Şimdi Çevrimiçi: İnşa Ettiğimiz Benlikler

Son yıllarda ekran karşısında geçirdiğimiz vakit hayatımızın büyük bir kısmını oluşturmaya başladı. Özellikle sosyal medya hayatımızın büyük bir alanını kaplamış durumda. Sosyal medyayla sadece vakit geçirmiyor aynı zamanda kendimize orada bir kimlik yaratıyoruz. Yarattığımız profillerdeki bu kimliklerle; kim olduğumuz ve kendimizi nasıl ifade edebileceğimizi özgürce seçiyoruz. Her ne kadar sanal bir ortam olsa da artık kimliğimizin bir parçası olan bir ortama dönüşmeye başlıyor. Fakat bazen bu durum, gizli kimliklere bürünmek için bazen de kendini kandırma gibi deneyimlere dönüşebiliyor.

Peki, sanal ortamda kimliğimizi nasıl oluşturuyoruz? Hangi yönlerimizi gizliyor, hangi yönlerimizi ortaya çıkarıyoruz? Daha da önemli bir soru ise bu seçimlerimiz kimlik algımızı nasıl şekillendiriyor?

Bu yazımızda sosyal medyada yaratılan kimliklerin nasıl oluştuğunu ve bu özgür ortamdaki kimlik dengelerini ortaya koymaktan bahsediyor olacağız.

Sanal ortamlarda insanlar kendi kimliklerini yaratabilecekleri bir ortama sahip oluyorlar. Sanal ortamlar belki gerçek hayatta kişilerin çok da gösterilemeyen yanlarını rahatlıkla ortaya çıkarmaları için ortam yaratıyor. İnsanlar, neyi göstereceklerini, neleri gizleyeceklerini, hangi yönlerinin daha çok öne çıkıp ya da arka plana itileceğini seçebiliyorlar. Kendilerini nasıl gösterecekleri tamamen insanın tercihine kalmış oluyor.

Çevrimiçi Dünyada Kimlik Seçimleri

Peki, bu seçimleri yapıyor olmak nasıl sonuçlanıyor? Araştırmalara göre çevrimiçi topluluklar, insanların kendi bilişsel ve sosyal kaynaklarını genişlettiği ortamlar oluyor. Yani kullanıcılar hangi bilgiyi paylaşacağını seçebildiği için kendilerini daha “kontrol sahibi” ve dolayısıyla daha “özgür” hissediyor. (Arfini ve ark., 2017) Yani bu seçimleri yaptıkları için kişiler kontrolün kendilerinde olduğunu ve daha özgür olduklarını hissediyorlar.

Peki bu sanal kimlikler nasıl oluşuyor? Üç çeşit kimlik oluşumu öne çıkıyor. Klasik profil dediğimiz kişinin kendi adıyla oluşturduğu ve gerçek hayatta olduğu kişinin sanal izdüşümü gibi olan bir profil türü bunlardan başlıcası. Diğer yandan, genelde oyunlarda ve forumlarda kullanılan avatarlarla oluşturulan idealize edilmiş kimliklere sahip profil türleri var. Ve son olarak en tartışmalı profil türü; “catfishing” denilen sahte profil oluşturma türü. Sıklıkla kötü niyetli kullanıldığına dair bir inanış olsa da bazı araştırmalar bunun aksini gösteriyor. Bazen insanlar sahte hesaplarını kötü niyetle değil, sosyal kaygılardan kurtulmak için ya da olmak istediği bir insan rolüne bürünmek için kullanabiliyor. (Arfini ve ark., 2020) Aslında bu sahte hesaplar kendinden kaçma ya da kendini kandırma gibi görülebilecekken, kişiye başka bir bakış açısı kazanmakla beraber kendini bulma ortamı yaratabiliyor.

Öte yandan Sartre’ın “kötü inanç” dediği kavram da sanal ortamdaki kimlikleri değerlendirmeye değer. Kişinin kendi seçimlerinin sorumluluğunu almak yerine davranışlarını “rol yapmak” gibi değerlendirip yaşamayı tercih etmesi kötü inancı oluşturuyor. (Amrani, 2005) Bu şekilde kişi kendi kimliğini yaşamak yerine bir rolü oynayarak ve kendini kandırma yoluna gitmiş oluyor. Peki, bu kötü inanç kavramının sanal dünyadaki karşılığı ne? Düşünülenin aksine insanlar kendi kimliklerini oluşturduğu için ve bunu kendi elleriyle kontrol ettikleri için rol yapmış olmak yerine kendilerine sahte profillerden olsa dahi yeni bir kimlik oluşturmuş ve onu yaşamış oluyorlar.

Toplulukların Etkisi ve Kimlikten Kaçış

Fakat bunların da bir istisnası tabi ki var: Topluluklar. Sanal topluluklara katılan bireyler gerçek dünyadaki kimlik bilinçleri yerine bir topluluğun parçası olmanın arkasına sığınarak sanal kimliğine bağlılık gösterip kendi kimliğini topluluğunun düşünce yapısına bağlı olarak oluşturabiliyor.

Yani, her ne kadar özgür bir kimlik alanı yaratıp kimlik gelişimine sahip olunmasına katkı sağlasa da, kişinin sorumluluklarından kaçmasına sebep olan sanal ortamlar; kimi zaman da gerçeklikten kopulan ve sorumluluğu topluluğa atabilen bir yere dönüşerek kişiyi kendi kimliğinden kaçma noktasına getirebiliyor.

Sanal ortamların hayatımızda edindiği yerlerin artmasıyla gelişen kimlik meselesi artık sadece kendimizi nasıl gösterdiğimizle değil daha çok bu durumlara karşı nasıl hissettiğimiz ve neleri görünür ya da gizli kıldığımızla ilgili olmaya başlıyor. Yaptığımız her paylaşımda, her beğenide hatta her tıklamada kimliğimizi oluşturuyoruz aslında. Her zaman olumlu olmayabilen bu kimlik oluşumu ile bazen güçlü yanlarımız ortaya çıksa da bazen kırılgan olduğumuz yerler de ortaya çıkabiliyor.

İşte tam burada Sartre’ın kötü inancı devreye giriyor. Acaba kendimizi bulmamıza yardımcı mı oluyor yoksa kendimizden mi kaçıyoruz? Kaçışın ortasında kendini aldatan ve kendi kişiliğindense rollere bürünen bir benlik mi yaratıyoruz yoksa? İşte burası kişinin kendisine sorması gereken yer.

Sonuç: Çevrimiçi Kimlik Bir İnşa Alanı mıdır, Bir Kaçış Alanı mı?

Değişen dünya içerisinde hayatımızın en orta yerine girmiş olan sanal dünyanın bize bir imkân mı verdiği yoksa benliğimizi kontrol mü ettiği tartışmalı. Hele ki sadece göstermek istediğimiz tarafları göstererek gerçeklikten uzak bir dünya yaratıp buna inanmaya başlıyorsak… Kimlik oluşturulmasına yardımcı olsa da aslında o kimliği gerçek hayata taşıyamadıktan sonra gerçekten sadece rol yapmış olmuyor muyuz? Bir sonraki tıklamanızda aklınızda bulunsun, acaba bu tıkla şimdi nasıl bir kimlik oluşturdum?

Eda Cansu Sarıoğlu
Eda Cansu Sarıoğlu
Psikolog Eda Cansu Sarıoğlu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde %100 İngilizce Psikoloji eğitimini yüksek onur derecesiyle tamamlamıştır. TÜBİTAK çalışmasında nöropsikolojik test uygulayıcısı olarak yer almış; Sarı Psikoloji, Sedef Sürme Psikolojik Danışmanlık Merkezi ve Rehber Klinik’te staj yapmıştır. Gazi Mucize Hayatlar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışmakta, dijital platformlarda özel eğitim alanında yazılar yazmaktadır. EKPSS platformunda psikolog olarak görev almaktadır. BDT ve mindfulness alanında uzmanlaşmış olup oyun terapisi eğitimine devam etmektedir. Özellikle çocuklar, aileler ve ilişkiler üzerine yazdığı içeriklerle psikolojik farkındalık oluşturmayı ve daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar