Perşembe, Aralık 4, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Patolojik Tanılı Ebeveynlerin Çocuklarına Mirası ve Çocukların Gelişimsel Dayanıklıkları

Geçmişten günümüze ebeveynlerin, çocukların psikolojik, karakteristik ve duygusal özellikleri üzerinde ve hayatında önemli bir role sahip olduğunu görmekteyiz. Hem ebeveynlerin birbirleriyle olan ilişkileri hem de ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişki çocuk bireylerin hayatlarının ilerleyen dönemlerini oldukça etkiler. Ebeveynler, çocuklarına miraslarını ilk önce psikopatolojik olarak verirler. Genetik miras reddedilemez bir gerçeklikken, çocuğun büyüdüğü ev ortamı, anne – baba rollerinin olması gerekenden farklı oluşu, bakım verenin yeterli görevi alıp almadığı ve en basit ama önemlisi çocuğa sevgiden çok karanlık duygular ve kuralların hissettirilmesi çocuğun ruh sağlığının engelsiz yada sorunsuz devam etmesini mümkün kılmaz. Ebeveyndeki patolojinin ne olduğu, ebeveyn yaşı, cinsiyeti, yaşanılan yerdeki sosyo-kültürel özellikler, ebeveynlerin eğitim düzeyi, ekonomik durum ve ebeveynin psikiyatrik tanısına karşın süregelen zamanda ilaç kullanıp tedavisini kabul edip etmediği çocuğun patolojisinin yönünü yada varlığını belirler.

Ebeveyn Patolojisinin Çocuğa Etkisi

Ruh sağlığı bozuk olan ebeveynlerin evlerinde ebeveynlerin patolojisine göre değişmekte olan anksiyete ise endişe, majör depresyonsa umutsuzluk, okb ise çocuğun uyum sağlamakta zorlanacağı keskin kurallar gibi bir çok olumsuz durum çocuğun maruz kaldığı yaştan beri çocuğu etkiler. 2006 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesin Psikiyatri Polikinliğinde yapılan bir çalışmada hayatı boyunca hiç psikiyatri başvurusu olmamış ebeveynlerin 8-14 yaş arası çocuklarına depresyon ölçeği (ÇDÖ), çocuklar için durumluk- sürekli kaygı envanteri (ÇDSKE), ve Coopersmith benlik saygısı ölçeği (BSÖ) doldurulmuştur. Çocuklarda tanımlanan ruhsal bozukluk tanıları ile ebeveynlerle yapılan sonradan kontrol testleri ebeveynler ve çocuklara DSM-IV’e dayalı klinik görüşmeler sırasında yapılmıştır. Ruhsal bozukluğa sahip anne-babaların çocukları en yaygın Yıkıcı Davranış Bozukluğu olmak üzere ruhsal bozukluk tanıları almışlardır. Ya da 2004 yılında Oya Güçlü ve Murat Erkıran’ın yaptığı bir çalışma DEHB tanılı çocukların ebeveynlerinin ruhsal bozukluğu olup olmadığı hakkında bir çalışma yürütmüş ve bu çalışmanın sonucunda DEHB tanılı çocukların ebeyevnlerinin %12.3’ü duygu-durum bozukluğuna %8.1’i anksiyete bozukluğuna %6.8’i erişkin DEHB bozukluğuna sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Yalızca Türk araştırmacıların çalışmalarını baz alarak gördüğümüz bu sonuç için sadece Türkiye hakkında konuşmak istiyorum. Ruhsal bozukluk tanısı almış ebeveynlerin çocuklarının tanı alma olasılığı doğru orantıda devam etmektedir.

Tanı Almamış Çocuklar Üzerine

Peki ruhsal bozukluk tanısı olan ebeveynlerin herhangi bir tanı almamış çocukları için neler diyebiliriz, hayattaki bakış açısı nasıl olmalıdır? Toplumun en küçük birimi olan ailenin, insan hayatında önemli bir yeri vardır. Bireylerin beden ve ruh sağlığı için gerekli sevgi, yakın ilgi ve bakım aile ortamında sağlanır. Fakat aile ortamında ruhsal sağlığı bozuk olan birey ya da bireyler varsa bu durum çocuk için psikolojik destek ve güçlülük gerektirir.

Burada ebeveynin çocuğa verdiği yetersizlikler gözlemlenmeli, şizofreni gibi tanılı hastaların çocuklarında dikkat, bellek ve yürütücü işlevlerin değerlendirilmeside dahil olmak üzere ciddi bozukluklar çocuğa geçmişse çocukluktan itibaren ergoterapi ile çocuğun günlük hayattaki (varsa) eksikliği yok edilene kadar ergoterapi uygulanabilir. Çocuk ergenlik ve yetişkinlik zamanında hala ailesi ile birlikte yaşıyorsa ruh sağlığını dengede tutma amaçlı psikoloğa başvurabilir tabii öncesinde psikiyatriden almış olduğu bir tanı yoksa, eğer varsa hem psikiyatrist hem psikologlarla beraber çalışmak mümkün.

Çocuk herhangi bir tanı almamış ya da örüntüler dahi saptanmamışsa bu çocuğun hayata tutunuşunu gözlemleyebiliriz. Çünkü bir çocuğun hayata nasıl bağlandığı, ebeveyninin iç dünyasından aldığı yansımalarla şekillenir. Patolojik bir ebeveyn genellikle çocuğa dengesizlik aşılar. Sevgiyle öfke iç içe geçer bu durumda çocuk için sınırlar bulanıklaşır. Bu durum çocukta sürekli tetikte olma, kendini bastırma ve kimlik problemlerine ve öz değersizliğe yol açabilir.

Çocuğun Hayata Tutunma Şekli

Burada asıl belirleyici olan çocuğun hayata tutunma şeklidir. Kimi çocuk dediğimiz gibi psikolojik destek alarak, kimi sanatla, yazı ve müzikle, kimi kendi gibi yaşadıklarını anlamlandırmak için durumu araştırarak hayata tutunur. Büyüdüklerinde de bu yüzden psikoloji, danışmanlık, hemşirelik gibi şifalanma mesleklerine yönelebilirler.

Peki ruhsal bozukluğa sahip bir ebeveynle geçirilen çocukluğa rağmen tamamen şifalanmak mümkün müdür? Evet, çünkü insanın geçmişi eğer çocukta da bir tanı yoksa geleceğini şekillendirmez, yön verme eğilimindedir. Doğru bir destekle ve farkındalıkla, öz şefkat ile bu geçmişi yük olmaktan çıkarıp bir güce dönüştürebiliriz.

⚠️ Uyarı

Uyarı yapmak isterim ki bunlar bir doktor tavsiyesi olarak kesinlikle alınmamalı. Kendi çocuğunuz ya da bir yakınınızın tedavi yöntemini düşünüyorsanız mutlaka bir psikiyatrist ya da psikoloğa, bir doktora sorarak hareket ediniz. Ben yapılabilecekler üzerinden varsayımlarda bulunuyorum.

Pelin Yağmur Mandıralı
Pelin Yağmur Mandıralı
Ben, Pelin Yağmur Mandıralı, 27 Nisan 2004’te İstanbul’da doğdum. Lise eğitimimi Beşir Balcıoğlu Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra, Nişantaşı Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) Bölümü’nde öğrenimime başladım ve şu anda son sınıf öğrencisiyim. Kendimi bildim bileli insanların iç dünyaları ilgimi çekti. Sokakta karşılaştığım insanların davranışlarını gözlemlemek, onları anlamaya çalışmak bu alana yönelmemde en büyük etken oldu. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum mesleği okumak, bu yolculukta bana hem motivasyon hem de derin bir tatmin sağlıyor. Akademik ilgim özellikle klinik psikoloji alanında yoğunlaşıyor. Mezuniyetim sonrasında klinik yüksek lisans yaparak kendimi daha da geliştirmeyi ve uzmanlaşmayı hedefliyorum. Gelecekte özellikle çocuklarla çalışmak; yetişkinlerde ise şema terapi yaklaşımı üzerinden ilerleyerek onların yaşamlarına dokunmak en büyük isteğim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar