Cuma, Temmuz 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bize Bağlanmayı Kim Öğretti? Nasıl Bağlanıyoruz?

Eşinize, sevgilinize, ailenize, arkadaşlarınıza ve aklınıza gelen her türlü canlı varlığa nasıl bağlanıyorsunuz? Bazı insanların ilişkideki korkuları sizin ilişkiniz için neden bir anlam ifade etmiyor olabilir? İlişkinizle alakalı korkularınızın kaynağı nereden geliyor? Tüm soruların cevabı “Bağlanma Teorisi”‘nde gizli.

Bağlanma dediğimiz şey bebekliğimizden itibaren başlar. Dünyaya savunmasız olarak geliriz ve o andan itibaren birinden yakınlık bekleriz ve o kişiyle beraberken güvende hissetmek isteriz. Bu kişi genellikle anne ve babadır. Bazı durumlarda bebeğe bakım veren kişi olarak da ortaya çıkabilir.

Bağlanma sadece temel ihtiyaçların karşılanması değildir. Bebekle kurulan bağın sıcak, sevgi dolu, güven içinde olması bağlanmayı sağlıklı hâle getirir. Sağlıklı bir bağlanma sadece bebeklik döneminde kalmaz, kişiyi yetişkinliğine kadar takip eder ve kişinin kurduğu ilişkilerin niteliğini de belirler.

Bağlanmanın nasıl olduğu; kişinin kendisini ve çevresini nasıl algıladığını, kararlarını, baş etme becerilerini, romantik ve yakın ilişkilerini de belirlemektedir.

4 tane bağlanma stili vardır:

  1. Güvenli Bağlanma: Bu bağlanma türü sağlıklı ve amaçlanan bir bağlanmadır. Çocuk; bakım veren kişinin onun yanında olduğunu, duygularına karşılık bulduğunu ve sevgi dolu bir ortamda bulunduğunu hisseder. Bu durum olumlu benlik algısını geliştirir, ilişkilerinde sınırlar koymasını ve empatik davranmasını sağlar, partnerinin onayına bağlı hissetmez, tek başına kalmaktan ve reddedilmekten korkmaz, anlamlı ve samimi ilişkiler kurar.
  2. Kaygılı Bağlanma: Bu bağlanmada bakım verenler çocuğun ihtiyaçlarını tutarsız ve istikrarsız şekilde karşılar. Bazen yapılır, bazen yapılmaz. Bu durum çocukta kafa karışıklığı yaratır ve güven duygusunu tam olarak geliştiremez. Ebeveyni yanından ayrılınca yoğun kaygı içerisine girer. Ebeveyni geri gelince bile kolayca sakinleşemez ve onlara öfke duyar. Bu durum terk edilme korkusunu artırır, partnerinden onaylanma ve ilgi beklentisini yükseltir, partneri uzaktayken yoğun kıskançlık ve onu yakın tutmak için manipülatif taktikler sergileme eğilimi gösterir, çevresindeki insanlara karşı olumsuz düşünceler içerisindedir.
  3. Kaçıngan Bağlanma: Bakım veren kişi ilgisiz ve mesafelidir. Çocuğun ihtiyacını ya fark etmez ya da görmezden gelip tepkisiz kalmıştır. Bu sebeple çocuk; bakım verenin varlığına ve yokluğuna da tepki göstermez, duygularını gizler ve sadece kendisine güvenmenin en iyi yol olduğunu düşünür. Samimiyet istemez, ilişki kurmaktan kaçınır, destek ve yardım almayı reddeder, duygu ve düşüncelerini paylaşmakta güçlük çeker. Uzun süreli ilişkileri geçici ilişkilere tercih eder.
  4. Dağınık Bağlanma: Bu bağlanmada insanlar ilişki kurmaya isteklidir fakat kendilerini incinmekten korumak için duvar örmeye yatkındırlar. Özellikle bakım verenin psikiyatrik rahatsızlığa sahip olması, çocukluk dönemindeki taciz ve istismar olayları, travmatik anlar bu bağlanma türüne zemin hazırlar. Partnerine karşı gitgelli duygular yaşar. Bazen sevgi dolu hissederken bazen nefret duygusu oluşur. Kendisine kontrolcü davranılması ve güvensiz bir ortam oluşması kişiyi korkutabilir ve bu durum zarar verici davranışlar sergilemesine sebep olabilir. Bu bağlanmada korku ve güvensizlik duyguları hâkimdir.

Sonuç olarak; belki de bugün yaşadığınız birçok duygu, çocukluğunuzda kurduğunuz ilk bağların bir yansımasıdır. Ancak bu, her şeyin böyle devam edeceği anlamına gelmez. Kendimizi tanıdıkça, ilişkilerimizi de daha sağlıklı bir şekilde şekillendirebiliriz.

Kaynakça

  • www.norapsikoloji.com www.psikoterapi.pro.com www.getheltia.com
Simay Poyraz
Simay Poyraz
Seyahat etmeyi ,yeni yerler görmeyi ve yeni yemekler denemeyi seven ; sevdikleriyle ve çocuklarla vakit geçirmeye bayılan meraklı bir biri.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar