Eğitimde Öğretmen Kimliğinin Dönüşümü
Günümüz eğitim sistemleri, bilgi toplumuna geçişle birlikte köklü bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu dönüşümün merkezinde öğretmenin rolü yer almaktadır. Bilginin sabit bir yapı olmaktan çıkıp sürekli üretilen ve yeniden yorumlanan bir sürece dönüşmesi, öğretmenlik mesleğini de yeniden tanımlamıştır. Özellikle yapılandırmacı yaklaşım, öğrenmeyi bilgi aktarımından çok anlam oluşturma süreci olarak ele alarak eğitimde yeni bir paradigma ortaya koymuştur (Şişman, 2010). Türkiye’de 2005 yılından itibaren uygulanan öğretim programları da bu yaklaşımı temel almıştır. Yapılandırmacı anlayışta öğrenme, öğrencinin aktif katılımıyla gerçekleşen bir süreçtir (Marlowe ve Page, 1998; Whitsed, 2004; Yaşar, 2010). Bu değişimle birlikte öğretmen, bilgiyi doğrudan aktaran otorite olmaktan çıkmış; öğrenme sürecini yönlendiren bir rehber konumuna evrilmiştir (Erdamar ve Demirel, 2008; Yaşar, 2010; Yurdakul, 2010).
Geleneksel Öğretmen Modeli: Otorite Merkezli Yapı
Eğitim tarihine bakıldığında, öğretmenin uzun süre bilgi kaynağı ve sınıfın mutlak otoritesi olarak konumlandığı görülmektedir. Bu yaklaşımda öğrencinin rolü daha pasif olup, öğrenme süreci büyük ölçüde öğretmen kontrolünde ilerlemektedir. Ancak toplumsal yapıdaki değişimler, bu modelin yeniden sorgulanmasına neden olmuştur (Gündüz, 2013). Rehberlik kavramının eğitim sistemine dahil edilmesiyle birlikte öğrenci merkezli anlayış güç kazanmıştır. Öğretmen artık yalnızca bilgi aktaran kişi değil, öğrenciyi tanıyan ve gelişimini destekleyen bir yapıya dönüşmüştür (Kuzgun, 2003). Araştırmalar da öğretmenin öğrencinin akademik ve duygusal gelişimi üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermektedir (Cochran-Smith & Fries, 2005; Spilt, Koomen & Thijs, 2011).
Yapılandırmacı Yaklaşımın Öğretmen Rolüne Etkisi
Bilgi çağında eğitim, bireylerin yalnızca bilgiye ulaşmasını değil, bilgiyi yapılandırmasını da hedeflemektedir (MEB, 2009). Bu bağlamda yapılandırmacı yaklaşım, öğreneni merkeze alan bir eğitim felsefesi sunmaktadır. Bu yaklaşımda öğretmen, öğrencilerin ön bilgilerini dikkate alarak öğrenme ortamlarını düzenleyen ve süreci kolaylaştıran bir rehberdir (Koç, 2002). Bilgi artık öğretmen tarafından aktarılan bir içerik değil, öğrencinin deneyim yoluyla oluşturduğu bir yapı haline gelmiştir (Von Glasersfeld, 1995; Şişman, 2010). Türkiye’de 2005 program değişikliği de bu dönüşümün resmi bir yansımasıdır (MEB, 2005; Kıroğlu, 2011). Bu yeni yapıda öğretmen, yalnızca anlatan değil; öğrencinin düşünmesini, sorgulamasını ve keşfetmesini sağlayan bir öğrenme düzenleyicisidir (Demirel, 2010b).
Öğretmen Kimliğinde Sosyal Boyut ve Paradigma Değişimi
Öğretmen kimliği yalnızca bireysel yeterliliklerle değil, aynı zamanda sosyal çevre ve mesleki deneyimlerle şekillenen dinamik bir yapıdır. Sosyal yapılandırmacı yaklaşıma göre bu kimlik, sürekli yeniden inşa edilir. Bu bağlamda öğretmen, sınıf içinde etkileşimi yöneten, işbirliğini destekleyen ve öğrenme sürecini organize eden bir role sahiptir. Ancak bu dönüşüm tüm öğretmenler için aynı hızda gerçekleşmemektedir. Bazı öğretmenlerin yeni role uyum sağlarken, bazılarının zorlanması, mesleki kimliğin çok faktörlü yapısını ortaya koymaktadır.
Rehberlik ve Öğrenci Merkezli Eğitim Anlayışı
Türkiye’de ilköğretim programları 1924’ten 2005’e kadar birçok kez güncellenmiş ve her değişim eğitim anlayışında önemli dönüşümler yaratmıştır. Özellikle 2005 yılı, davranışçı yaklaşımdan yapılandırmacı yaklaşıma geçiş açısından kritik bir eşik olmuştur (Bilir, 2008; Kızılabdullah, 2008; Tertemiz, 2000). Bu süreçte öğrenci, öğrenmenin merkezine yerleşmiş; öğretmen ise rehber konumuna geçmiştir. Öğrenme artık bilgi aktarımı değil, anlam oluşturma süreci olarak görülmektedir (Aydın, 2007; Duffy & Cunningham, 1996; Şimşek, 2004). Öğretmen ise bu süreçte öğrenmeyi kolaylaştıran, yönlendiren ve destekleyen bir rol üstlenmektedir (Chen ve ark., 2000; Ergün & Ayday, 2006). Rehberlik hizmetlerinin eğitim sistemine entegrasyonu da bu dönüşümü güçlendirmiştir. Böylece öğretmen ve rehberlik sistemi birlikte çalışarak öğrencinin çok yönlü gelişimini destekleyen bir yapı oluşturmuştur.
Sonuç
Eğitimde yaşanan paradigma değişimi, öğretmenin rolünü kökten değiştirmiştir. Otorite merkezli öğretmen modeli, rehber, yönlendirici ve öğrenme sürecini tasarlayan öğretmen modeline dönüşmüştür. Bu dönüşüm, yalnızca öğretim yöntemlerini değil, eğitim felsefesinin temelini de yeniden şekillendirmiştir. Sonuç olarak öğretmen, artık bilgiyi aktaran kişi değil; öğrencinin öğrenmesini anlamlandırmasına rehberlik eden bir profesyonel konumundadır.


