Salı, Haziran 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ruh Sağlığında Yeni Bir Paradigma: Yapay Zeka Temelli Psikoterapiler ve Tutumlar

Ruh sağlığı alanında bireylerin psikoterapi almasının önünde pek çok engel bulunmaktadır. Bu engeller arasında sosyal damgalanma, yüksek maliyetler ve fiziksel erişilebilirlik gibi konular yer almaktadır. Tam da bu noktada, söz konusu sorunları aşabilmek amacıyla geliştirilen yapay zeka teknolojileri, 7/24 erişilebilir olmaları ve coğrafi sınırları aşarak her yerde hizmet sunabilmeleri gibi avantajlar taşımaktadır (Keung ve So, 2025). Özellikle sosyal damgalanma korkusu yaşayan ve utanç verici deneyimlerini yüz yüze bir uzmanla paylaşmaktan çekinen bireyler için yapay zeka temelli psikoterapilerin sunduğu anonimlik, psikolojik yardım arama davranışını kolaylaştıran bir unsur olarak öne çıkmaktadır (Aktan ve ark., 2022).

Peki, son yıllarda sıkça duyduğumuz yapay zeka temelli psikoterapi tam olarak nedir? Aslında bu tür psikoterapiler, özellikle COVID-19 pandemisi sırasında sıklıkla kullanılmaya başlanmış ve çevrimiçi çalışma ile hizmet sunma eğiliminin artmasıyla gündeme gelmiştir. Bu süreçle birlikte, geleneksel yüz yüze psikoterapiye ek olarak çevrimiçi ortamda daha kolay ulaşılabilir bir psikoterapi anlayışı gelişmiştir. Dolayısıyla, bireylerin psikolojik destek ihtiyaçlarının sohbet robotları, mobil destekli dijital terapi uygulamaları ve fiziksel terapi robotları gibi araçlarla çevrimiçi ortamda karşılanması amaçlanmaktadır. Nitekim bu uygulamalar günümüzde giderek daha fazla kullanılmaktadır (Öztürk, 2025).

Bütün bunlara bağlı olarak, yapay zeka temelli psikoterapilere yönelik tutumların nasıl şekillendiği de merak konusudur. Alan yazın incelendiğinde, bu konuya ilişkin tutumların hem uzman olmayan kişiler hem de uzman kişiler tarafından değerlendirildiği görülmektedir (Öztürk, 2025). Uzman olmayan kişilerin tutumlarına bakıldığında, Aktan ve arkadaşlarının (2022) yaptığı çalışmaya göre katılımcıların %55’i yapay zeka temelli psikoterapilere yönelik olumlu bir tutum sergilemektedir. Cinsiyet ve yaşın da önemli bir rol oynadığı dikkati çekmektedir. Örneğin, bu çalışmada erkek katılımcıların kadın katılımcılara kıyasla terapiye yönelik daha olumsuz tutumlar içinde olduğu bulunmuştur. Benzer şekilde, Alanzi ve arkadaşlarının (2024) yaptığı çalışmada ise 18-30 yaş arasındaki genç yetişkinlerin yapay zeka temelli psikoterapileri diğer yaş gruplarına göre daha güvenilir buldukları belirtilmiştir.

Uzmanların tutumlarına bakıldığında ise, çok daha karmaşık görüşlerin olduğu heterojen bir tabloyla karşılaşılmaktadır. Çoğu uzmanın ilk tepkisi temkinli ve olumsuz olsa da bazıları yapay zekanın psikoterapilerde kullanılmasını faydalı bulmaktadır (Öztürk, 2025). Ancak yapılan çalışmaların ortak paydası, bu teknolojilerin insan terapist kadar empatik olamayacağını ve insan terapistin yerini alamayacağını vurgulamaktadır (Doraiswamy ve ark., 2020; Gültekin ve Şahin, 2024). Bununla birlikte, yapay zeka danışanların tanılanmasına yardımcı olduğunda, belgeleri düzenlediğinde ve tıbbi kayıtları yönettiğinde yani bir “klinik asistan” olarak görev yaptığında daha faydalı olacağı düşünülmektedir (Doraiswamy ve ark., 2020). Sonuç olarak, yapay zekanın psikoterapideki rolü hakkında uzmanlar arasında henüz tam bir fikir birliğine varılamadığı söylenebilir.

Özetle, yapay zeka temelli psikoterapiler ruh sağlığı alanında giderek daha önemli hale gelmektedir. Bir yandan geleneksel psikoterapinin önündeki engellerden olan sosyal damgalanma, yüksek maliyet ve erişilebilirlik, bu teknolojilerin sunduğu anonimlik ve ulaşılabilirlik ile aşılmaktadır. Her ne kadar avantajları bulunsa da dezavantajları da bulunan yapay zeka temelli psikoterapiler, uzman ve uzman olmayan kişiler tarafından farklı şekillerde değerlendirilmiştir. İnsan terapistin sağlayabileceği empati ve terapötik ittifak gibi durumlar henüz bu teknolojiler tarafından tam anlamıyla karşılanamamaktadır. Bu konuda olumlu tutuma sahip olan bireyler olsa da yapay zeka temelli psikoterapiler, tanı koyma sürecini hızlandıran, terapistin yükünü hafifleten ve seans aralarında danışanı destekleyen bir klinik asistan olarak konumlandırılmalıdır. Özellikle gelecekte, yapay zeka temelli psikolojik müdahalelerin etik çerçevesinin net bir şekilde çizilmesi ve veri güvenliğine yönelik önlemler alınması, olumsuz tutumların önüne geçilmesinde önemli bir rol oynayabilir.

Bengü İMİRHOR
Bengü İMİRHOR
Bengü İMİRHOR, Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2024 yılında yüksek şeref öğrencisi olarak mezun olmuştur. Lisans döneminde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Rehber Klinik gibi çeşitli yerlerde stajlarını başarıyla tamamlayarak deneyim elde etmiştir. TÜBİTAK projesine katılarak akademik çalışmalara katkıda bulunmuştur. Şu anda yüksek lisans yapan yazar, eğitimler alarak kendini geliştirmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar