Bir ilkokulda yapılan araştırmada, henüz matematik problemlerini çözemeyen bir grup çocuğa sonucu nasıl bulduğunu anlatırken ellerini kullanmaları istendi. Çocuklar, sonuçta hata yapsalar bile, elleriyle doğru çözüm stratejilerini işaret etmeye başladılar. Peki, bu el hareketleri öğrenmenin erken bir habercisi miydi? Ellerimiz beynimizden daha mı hızlı öğreniyor?
Örtük Bilgi: Öğrenmenin Gizli Adımı
Örtük bilgi, bir bireyin bir görevi başarıyla yerine getirebilmesine rağmen, bunu nasıl yaptığını kelimelerle ifade edememesidir. Örtük bilgi, bilginin bilinçli erişime kapalı olması durumundan, eylemde mevcut olduğu duruma bir geçiş aşaması olarak görülür. İnsanlar konuşurken ellerini kullandıklarında, jestleri bize konuşmalarında bulunmayan bilgileri iletebilir. Detaylar, yöntemler ve hatta bazı küçük yalanlar jestler aracılığıyla çözümlenebilir. Bu jest-konuşma uyumsuzluğu, örtük bilginin en net dışavurumudur (S. Goldin-Meadow, 2003). Örneğin, bir çocuk “6+4+5 = -_+5” sorusuna, tüm sayıları toplama yöntemini kullanarak “20” cevabını verebilir. Ancak konuşurken parmaklarıyla sadece 6 ve 4’ü işaret ediyorsa, doğru gruplandırma stratejisini örtük olarak biliyordur. Bir çocuğun elleriyle doğru yöntemi gösterirken diliyle yanlışı söylemesi, onun o kavramı öğrenmeye hazır olduğunun en güçlü erken işaretidir. Yani bu jestler, çocuğun örtük bilgisini eyleme geçirmeye hazır olduğunu gösterir.
Başka bir açıklamaya göre ise, jest yapmak, çalışma belleğindeki yükü azaltır; bu da zihinsel kaynakların problem çözümüne daha verimli bir şekilde aktarılmasını sağlar. Bu sayede jestler, beynin işini kolaylaştırarak öğrenmeye katkı sağlar. Peki, çocuk matematik problem çözerken ellerini kendi isteğiyle kullanmasa bile, kullanmasını istesek?
Broaders ve arkadaşları yaptıkları araştırmada, çocukları matematik problemlerini açıklarken jest yapmaya zorlamanın, daha önce hiç sergilemedikleri yeni ve doğru stratejileri örtük olarak ortaya çıkarmalarını sağladığını göstermiştir (2007). Bu sonuçlar, bedenimizin öğrenme sürecine aktif olarak katkı sağlayabildiğinin bir kanıtı değil midir?
Somutlaşmış Biliş: Matematik ve Mekansal Haritalar
Somutlaşmış biliş, zihinsel süreçlerimizin sadece beyin içinde olmadığını; aksine bedenimizin yapısı, hareketleri ve duyusal sistemleriyle şekillendiğini savunan bir yaklaşımdır. Bu kurama göre düşünmek, soyut ve bedenimizden bağımsız değil, aksine bedenin dünyayla kurduğu fiziksel etkileşimin bir yansımasıdır. Somutlaşmış bilişin matematik becerileri alanında en çarpıcı kanıtlarından biri, beynimizin sayıları soyut semboller olarak değil, fiziksel bir mekan olarak kodlamasıdır. fMRI çalışmaları ise bu tezi destekleyici nitelikte sonuçlar göstermektedir. Sayısal büyüklükleri işleyen beyin bölgesi (IPS) ile mekansal dikkati yöneten beyin bölgelerinin (PSPL) çıkarma ve toplama gibi basit matematik işlemlerinde birlikte çalıştığı görülmüştür (Berteletti et al., 2014).
Somutlaşmış biliş, fiziksel eylemin bilişsel kapasiteyi nasıl inşa ettiğini açıklar. Mekansal becerilerin eğitilmesi, soyut matematiksel yetenekleri doğrudan tetikleyebilir. Cheng ve Mix (2012), sadece tek seanslık bir şekil döndürme çalışmasının bile, çocukların özellikle eksik terimli denklem çözme becerisini (4 + _= 11 gibi) anlamlı düzeyde arttırdığını gözlemlemiştir. Sonuçlara göre, şekli zihinde döndürme gibi mekansal antrenmanlar, sayıları manipüle etme kapasitesinin hazırlanarak bilişsel süreçlerin hızlanmasını sağlar.
Eğitimde Uygulamalar ve Sonuç
Tüm bu bulgular, eğitimin zihin ve beden bütünlüğünü koruyan, hareketi ve mekansal algıyı merkeze alan yaklaşımlarla tasarlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Hatta ortam bu şartlara uymasa bile, beynimiz bir şekilde sayıları mekansal becerileri kullanarak algılıyor. Bu yüzden, örtük bilgi ve somutlaşmış biliş perspektifleri, bir yandan sayısal öğrenmenin daha etkili yönlerini sunarken, bir yandan da eğitimcilerin erken öğrenme işaretlerini takip edebilmesine olanak sağlıyor.


