Günümüzde teknoloji hızla gelişmekte ve hayatın pek çok alanını etkilemektedir. Bu alanların başında eğitim gelmektedir. Eğitim sistemleri, teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için sürekli yenilenmekte ve bu gelişmeleri süreçlerine entegre etmeye çalışmaktadır.
Yapay zekâ kavramını anlamak bu noktada önemlidir. Telli (2019)’ye göre yapay zekâ, insanın kendi yapacağı işleri başkasına yaptırma isteğinin bir ürünüdür. Kavram ilk olarak 1956 yılında Dortmund Konferansı’nda John McCarthy, Marvin L. Minsky, Nathaniel Rochester ve Claude E. Shannon tarafından dile getirilmiş; ancak mucidi olarak John McCarthy kabul edilmiştir (Alpaydın, 2013).
Teknolojinin eğitimle bütünleşmesi, bilgiye erişimi köklü biçimde değiştirmiştir. Geçmişte öğrenme daha fazla zaman ve zihinsel çaba gerektirirken, günümüzde bilgiye hızlı ve kolay ulaşılabilmektedir. Ancak eğitim psikolojisine göre öğrenme yalnızca bilgiye erişim değil; dikkat, aktif katılım ve bilişsel çaba gerektiren bir süreçtir.
Bu durum, öğrenmenin kalıcılığı açısından bazı soru işaretleri doğurmaktadır. Dolayısıyla “bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça öğrenmek zorlaşıyor mu?” sorusu önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yapay Zekâ ve Öğrenme Sürecinin Dönüşümü
Teknolojik gelişmeler hayatın her alanını etkilemektedir. Yapay zekâ da bu gelişmelerin en dikkat çekici örneklerinden biridir. Yapay zekâ; algılama, çıkarım yapma ve öğrenme gibi özelliklere sahip bir bilişim teknolojisidir. İnsan zekâsının üstün olduğu kabul edilse de yapay zekâ daha hızlı işlem yapabilmektedir (Çetin ve Aktaş, 2021).
Bu özellikleri sayesinde yapay zekâ, karmaşık problemlere çözüm sunmakta ve günlük yaşamı kolaylaştırmaktadır. Ayrıca üst düzey düşünme becerilerini destekleyebileceği düşünülmektedir. Ancak bu durum tartışmalıdır. Coşkun ve Deniz Gülleroğlu (2021), yapay zekânın gerçekten “zekâ” olarak kabul edilip edilemeyeceğinin sorgulanması gerektiğini belirtmiştir.
Yapay zekâ, insan zekâsından yararlanılarak geliştirilmiş bir teknolojidir ve bilgisayarların problem çözme ve düşünme becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Bu sayede insanlar gibi düşünebilen ve görevleri yerine getirebilen sistemler oluşturulmaktadır (Khalil, 2024).
Hızlı Bilgi, Yüzeysel Öğrenme mi?
Dijital dönüşüm süreci bireyleri ve kurumları önemli ölçüde değiştirmektedir. Bu dönüşüm bazıları tarafından olumlu görülürken, bazıları tarafından eleştirilmektedir (Şen, 2024).
Yapay zekâ ve bilgi teknolojileri, birçok görevin makineler aracılığıyla daha hızlı ve doğru yapılmasını sağlamaktadır (Aksu, 2024). Eğitimde ise bireyselleştirilmiş öğrenme, öğrenme güçlüklerinin tespiti ve farklı öğrenme stillerine uygun içerik sunma gibi katkılar sağlamaktadır (Saçan, Yaralı ve Kavruk, 2022). Ayrıca dijital materyaller öğrenmeyi daha erişilebilir hale getirmiştir (Tekin, 2023).
Buna rağmen, yapay zekânın öğrenmeyi yüzeyselleştirebileceği yönünde endişeler vardır. Öğretmenler, bu teknolojilerin derin öğrenme ve yaratıcı düşünmeyi olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir (Sarıkaya ve Kavan, 2024). Bilgiye hızlı erişim, öğrencilerin çaba düzeyini azaltarak hazır bilgiye yönelmesine neden olabilir. Bu da öğrenmenin derinliği yerine yüzeysel bilgi edinimini artırabilir. Bu nedenle hız her zaman daha etkili öğrenme anlamına gelmemektedir.
Öğrenci Psikolojisinde Değişim: Çaba Azalıyor mu?
YZ araçları öğrenme süreçlerini zenginleştirebilmektedir. Örneğin Dall·e gibi araçlar soyut kavramları somutlaştırarak öğrenmeyi kolaylaştırır (Aktay, 2022). Ayrıca öğretmenlerin dersleri daha etkileşimli hale getirmesine katkı sağlar. IBM Watson Education gibi sistemler de veri analiziyle içerikleri geliştirmektedir (Brown, 2018).
YZ’nin bir diğer katkısı, öğrenci performansını analiz ederek bireysel geri bildirim sunabilmesidir (Luckin et al., 2016). Bu sayede öğrenme güçlükleri daha kolay tespit edilebilir. Ancak bu kolaylıklar, zihinsel çabanın azalmasına neden olabilir. Öğrenciler bilgiyi hızlı tüketmeye yönelerek derin öğrenmeden uzaklaşabilir.
Ayrıca YZ, öğretmenin rolünün azalacağı, yaratıcılık ve eleştirel düşünmenin zayıflayacağı ve eşitsizliklerin artacağı gibi endişeleri de beraberinde getirmektedir (Luckin et al., 2016). Bu nedenle YZ, öğrenmeyi destekleyen bir araç olarak kullanılmalı; aksi halde yüzeysel öğrenmeye yol açabilir.
Öğretmenin Değişen Rolü: Öğrenmeyi Kolaylaştırmak mı, Derinleştirmek mi?
Eğitim süreci birçok bileşenden oluşan karmaşık bir yapıdır (Latif vd., 2023; Mahler, 2022). Bu süreci yönetmek öğretmen için zorludur. Yapay genel zekâ (YGZ), büyük veriyi işleme kapasitesi sayesinde öğretmene destek olabilir (Lin vd., 2023; Zhao vd., 2023).
YGZ, öğrenmeyi bireyselleştirme, anlık geri bildirim sağlama ve dinamik ortamlar oluşturma gibi avantajlar sunabilir (Chounta vd., 2022). Bu da eğitimde başarıyı artırabilir. Ancak bu gelişmeler öğretmenin rolünü ortadan kaldırmaz; aksine dönüştürür. Öğretmenler bilgi aktarıcı olmaktan çok rehber ve mentor rolüne yönelir.
Öğretmenin temel görevi, öğrencinin öğrenmesini derinleştirmek ve düşünme becerilerini geliştirmektir. Çünkü bilgiye erişim kolaylaşsa da, bilgiyi anlamlandırmak hâlâ insan rehberliği gerektirir. Bu nedenle öğretmen eğitiminin bu dönüşüme uyum sağlaması gerekmektedir. Yapay zekâ çağında öğretmen, öğrenmeyi yönlendiren ve derinleştiren bir rehber konumundadır.
Sonuç
Yapay zekâ, eğitim süreçlerini dönüştürmektedir. Öğrenciler için öğrenmeyi kolaylaştırsa da, zihinsel çaba ve derinliği azaltma riski taşımaktadır (Sevil & Gökoğlu, 2024; Luckin et al., 2016). Bu durum, öğrenmenin yüzeyselleşmesine neden olabilir.
Öğretmenler için ise yapay zekâ, destekleyici bir araçtır ve rehberlik rolünü güçlendirir (Latif vd., 2023; Chounta vd., 2022). Sonuç olarak, yapay zekâ doğru kullanıldığında öğrenmeyi zenginleştirebilir. Ancak bu süreç, pedagojik yaklaşımlarla desteklenmeli ve öğrenmenin derinliği korunmalıdır. Eğitimde yapay zekâ, bilinçli kullanıldığında güçlü bir araç olabilir.
Kaynakça
Akkaya, N. & Çıvğın, H. (2021). Artificial intelligence in Turkish education. The Journal of International Education Science, 8 (29), 308-322.
Sarikaya, B. & Kavan, N. (2024). An investigation of Turkish teacher candidates’ attitudes towards artificial intelligence [Türkçe öğretmeni adaylarının yapay zekâya yönelik tutumlarının incelenmesi] Electronic Journal of Education Sciences, [Elektronik Eğitim Bilimleri Dergisi], 13(26), 191-203. DOI: 10.55605/ejedus.1550010
Sarıkaya, B., & Yıldız Şakiroğlu, H. (2025). Türkçe öğretmeni adaylarının yapay zekâ kaygıları üzerine bir inceleme. Asya Studies, 9(33), 23-38.
Sevil, Ş., & Gökoğlu, S. (2024). Yapay zekâ uygulamalarının eğitimdeki rolü ve etkileri. 17. Uluslararası Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Sempozyumu (ICITS 2024).

