Gri betonların arasına sıkışıp kalmış hayatlarımıza bir pencere aralayalım. Düşünmeden sadece dışarıyı izleyelim mesela; yarın yetiştirmemiz gereken işlerimiz veya geçmişte yaptığımız işleri düşünmeden. Sadece kendi varlığımızla var olalım. Mesele sadece dışarıya bakmak da değil aslında, durabilmek. Kovalanmadığımızın farkına varabilmek. Bir kere yaşamaya fırsat bulduğumuz dünyada, beş dakika bile olsa yaşadığımızı hissedebilmek için durabilmek.
Modern çağın bizlere sunduğu kolaylıklar yadsınamaz, fakat bu kolaylıklar bizleri daha fazla üretmeye itmiş durumda. Ürettiklerimiz arasında kayboluyoruz ve zihinlerimize işlenen komutlar sayesinde düşünmeden üretmeye çalışıyoruz; bir sistemin içinde var olabilmek adına. Çağımızda durmak durumu yasak, öyle bir imkânın varlığı bizlere öğretilmemiş çünkü.
Küçüklüğümüzden beri kulağımıza fısıldanan öğütleri anımsayalım: “Durursan düşersin” veya “İşleyen demir pas tutmaz…” Üretkenliğe karşı değilim, aksine üretkenlik içinde var olmayı savunuyorum. İşleyen demir pas tutmaz; evet ama ya aşınıp yok olursa, ya elimizde bir gün işlenebilecek bir demir kalmazsa?
Hayatımızın bir anında duralım ve o araladığımız pencereden “hiçbir şey yapmadan” sessizliğe eşlik ederek, masmavi gökyüzünü izleyelim. Hiçbir amaç gütmeden var olmayı deneyelim bu sefer. Belki de hayat, biz koşmasak bile akmaya devam ediyordur. Belki de tek yapmamız gereken şey, bir süreliğine hiçbir şey yapmamaktır.
Niksen Nedir: Ruhun Mola Durağı
Sahil kenarında durgun denizin karşısındaki bir banka oturup, dalgaların kayalıklara bir hışımla çarparak geri denizin derinliklerine döndüklerini hayal edin. Hiçbir şey yapmadan sadece dalgaların ve onlara eşlik eden rüzgârın sesine kendinizi bırakmışsınız. Hayatın koşuşturmasından kendinizi soyutlayarak, kendiniz için ayırdığınız “hiçbir şey yapmama” saatindesiniz. Hiçbir şey yapmama sanatı, boş durmanın yasak olduğu bu dönemde ismi kulağa biraz garip gelebilir. Ama bu dinginlik hali, Hollanda’da ortaya çıkan Niksen akımının ta kendisidir.
Niksen akımının öğütlediği tek bir şey var: Hiçbir şey yapma, sadece dur ve nefes al. Bu akım, bizlere hayatın bunaltıcı sis bulutlarından sıyrılıp zihnimizde bir pencere açmayı ve içeriyi havalandırmayı öğütlüyor aslında. Üretkenliğin temiz bir zihinde daha verimli olabileceğini savunuyor.
Çağın Gürültüsünden Sıyrılıp Kendine Kulak Vermek
Günümüzde insanlar durmaksızın çalışıyor ve eve döndüklerinde kendilerine ayırabilecek zamanları değerlendirmeye bile halleri kalamayabiliyor. Üstelik bu döngü her gün kendini tekrarlıyor; dünün yorgunluğunu atamadan bugüne başlamak, gün boyu yarının stresi ile daha fazla yorulmak. Niksen, tam da bu karanlık döngüden bizlere el uzatıp bizi çekip kurtarıyor. Kulağımıza “Dur ve sadece nefes al.” diyerek fısıldıyor. Fısıldıyor, çünkü ruhun en temel ihtiyaçları varlığını belli etmek için gürültüye gereksinim duymaz. Ancak zihnimiz, aynı anda o kadar çok gürültüye maruz kalıyor ki, hayatın gürültüsünden kendimize kulak veremeyebiliyoruz.
Günlük işlere bile zamanın yetmediği durumlarda, kendi varlığımız için ayırdığımız zamanlar çok gereksiz ve anlamsız gelse de aslında su kadar elzem bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç yokluğunda birey kendini tükenmiş hissedebilir. Bu tükenmişlik halinden bizleri kurtarabilecek tek bir kişi varsa, o da insanın kendisinden başkası değildir.
Çağın gereksinimlerine uymadan yaşarsak, çağ bizi kendi çarkları arasında yok eder; aynı şekilde çağa boyun eğersek, bu sefer ruhumuz çağa baş kaldırarak kendi içinde kendini yok eder. Bu sebepledir ki insan en çok kendine ve dengeye ihtiyaç duyar. Günümüzde herkes koşuştururken, çalışmayın sadece durun diyemem belki ama kendinize gün içinde beş dakika ile başlayan zaman dilimleri hediye edebiliriz.
Varlığımıza Armağan Edilen Dakikalar
Tüm gün çalışmaktan evlere dönerken yol kenarında biraz oturup etrafın akışına kendini bırakmak da Niksen’e dahildir; evde koltuğa uzanıp rüzgarla dans eden perdeleri izlemek de. Hiçbir şey yapmama sanatı, zaman kaybetmek gibi gözükse de aslında verimsiz geçen çalışma saatlerinden çok daha verimlidir. Varlığınıza armağan ettiğiniz her bir dakika, ruh sağlığınız için en büyük nimettir belki de.
Stres dolu yaşamlarda, sakinliğin araladığı pencereden dışarıya bakmak belki tahmin ettiğimizden daha az korkunçtur. Asıl korkunç olan, dünyada yaşadığımız hayat boyunca bu hayatın hiçbir anını kendimizle geçirmemiş olmaktır. Şimdi o gri hayatlardan aralanan pencerelerden dışarıya bakıp, zihnin akışına kendimizi özgürce teslim etme zamanı. Hiçbir şey yapmamak, belki de tahmin ettiğimizden daha çok şey yapmaktır.


