Cumartesi, Nisan 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ertelemenin Sessiz Tuzakları: Neden Erteliyorum ve Bundan Nasıl Çıkabilirim?

Erteleme, hayatımın birçok döneminde fark etmeden içine düştüğüm bir döngü oldu. Yapmam gereken işleri sürekli “daha sonra yaparım” diyerek ötelediğimde, aslında kısa vadede rahatlasam da uzun vadede daha fazla stres ve suçluluk yaşadığımı fark ettim. Bu durum yalnızca zaman yönetimiyle ilgili değil; aynı zamanda duygularımı nasıl yönettiğimle de doğrudan ilişkili. Bu yazıda ertelemenin nedenlerini, üzerimdeki etkilerini ve bu döngüden çıkmak için neler yapılabileceğini kendi deneyimlerimle birlikte ele almak istiyorum.

Erteleme davranışı çoğu zaman tembellik olarak algılansa da aslında bundan çok daha derin bir süreçtir. Araştırmalar, ertelemenin genellikle kaygı, başarısızlık korkusu ve mükemmeliyetçilikle ilişkili olduğunu göstermektedir (Steel, 2007). Ben de özellikle önemli bir görevle karşılaştığımda, onu mükemmel yapamayacağım düşüncesine kapıldığımda ertelemeye daha yatkın olduğumu fark ediyorum. Başlamamak, bazen başarısız olmaktan daha güvenli geliyor. Ancak bu durum, işin ortadan kalkmasını sağlamıyor; sadece üzerimdeki baskıyı artırıyor.

Bir diğer önemli neden ise duygusal kaçınma. Tuckman (1991), ertelemenin bireyin olumsuz duygulardan kaçınma stratejisi olduğunu belirtir. Kendi deneyimimde de bunu açıkça görebiliyorum. Zor, sıkıcı ya da beni kaygılandıran bir görevle karşılaştığımda, onun yerine daha keyifli ya da kolay bir şey yapmayı tercih ediyorum. Örneğin ders çalışmam gerekirken sosyal medyada vakit geçirmek, kısa vadede rahatlatıcı olsa da uzun vadede daha fazla stres yaşamama neden oluyor. Bu durum bir kısır döngüye dönüşüyor: erteledikçe kaygım artıyor, kaygım arttıkça daha fazla ertelemek istiyorum.

Ertelemenin akademik ve psikolojik sonuçları da oldukça ciddi. Ferrari ve arkadaşlarına (1995) göre kronik erteleme, düşük akademik başarı, yüksek stres ve düşük benlik saygısı ile ilişkilidir. Ben de ertelediğim dönemlerde kendimi daha yetersiz ve kontrolsüz hissediyorum. Yapmam gereken işleri son ana bırakmak, performansımı da doğrudan etkileyebilir. Oysa zamanında başladığım ve sürece yaydığım işler hem daha kaliteli oluyor hem de beni daha az yoruyor.

Peki bu döngüyü kırmak mümkün mü? Kendi deneyimlerime ve literatüre baktığımda bunun mümkün olduğunu görüyorum, ancak bu süreç farkındalık ve küçük adımlar gerektiriyor. Öncelikle ertelemenin altında yatan nedeni anlamak önemli. Ben “neden erteliyorum?” sorusunu kendime sorduğumda, çoğu zaman korku ya da isteksizlik gibi duygularla karşılaşıyorum. Bu duyguları fark etmek, davranışımı değiştirmek için ilk adım oluyor.

Bir diğer etkili yöntem, işleri küçük parçalara bölmek. Büyük ve göz korkutucu görevler yerine, daha ulaşılabilir hedefler belirlemek benim için daha motive edici oluyor. Örneğin “3 saat ders çalışacağım” demek yerine “10 dakika başlayacağım” demek, başlamayı kolaylaştırıyor. Araştırmalar da küçük adımlarla başlamanın erteleme davranışını azalttığını desteklemektedir (Pychyl & Flett, 2012).

Zaman yönetimi teknikleri de oldukça işe yarıyor. Özellikle Pomodoro tekniği gibi belirli sürelerle çalışıp kısa molalar vermek, dikkatimi toplamamı kolaylaştırıyor. Ayrıca dikkat dağıtıcı unsurları azaltmak da önemli. Çalışma sırasında telefonumu uzaklaştırmak ya da sessize almak, erteleme davranışımı ciddi şekilde azaltıyor.

Bunun yanında kendime karşı daha şefkatli olmayı öğrenmek de önemli bir fark yarattı. Ertelediğimde kendimi sert bir şekilde eleştirmek yerine, bunun insani bir davranış olduğunu kabul etmek ve yeniden başlamak daha işlevsel oluyor. Çünkü aşırı öz eleştiri, motivasyonumu artırmak yerine daha da düşürüyor.

Sonuç olarak erteleme, basit bir zaman yönetimi sorunu değil; duygusal, bilişsel ve davranışsal boyutları olan karmaşık bir süreçtir. Kendi deneyimlerim bana, ertelemenin farkına varmanın ve küçük ama kararlı adımlar atmanın bu döngüyü kırmada etkili olduğunu gösterdi. Tamamen ortadan kaldırmak belki mümkün değil, ancak onunla daha sağlıklı bir ilişki kurmak mümkün. Bu da hem akademik hem de kişisel hayatımda daha dengeli ve üretken olmamı sağlıyor.

Kaynakça

  • Ferrari, J. R., Johnson, J. L., & McCown, W. G. (1995). Procrastination and task avoidance: Theory, research, and treatment. Springer.

  • Pychyl, T. A., & Flett, G. L. (2012). Procrastination and self-regulatory failure: An introduction to the special issue. Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy, 30(4), 203–212.

  • Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review. Psychological Bulletin, 133(1), 65–94.

  • Tuckman, B. W. (1991). The development and concurrent validity of the procrastination scale. Educational and Psychological Measurement, 51(2), 473–480.

Ece Çelik
Ece Çelik
Ece Çelik, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans eğitiminin yanında Bilişsel Davranışçı Terapi, sanat terapisi ve mindfulness alanlarında çeşitli eğitimler alarak kendini geliştirmiştir. Bireylerin duygularını tanıması, düşünce kalıplarını fark etmesi ve yaşamlarında daha sağlıklı adımlar atabilmeleri için destek sunmayı amaçlamaktadır. Danışanlarının iç dünyalarını daha iyi anlamalarına ve kendilerine karşı daha şefkatli bir bakış geliştirmelerine yardımcı olmayı hedefleyen Ece, sürecin her birey için özel ve farklı olduğuna inanır. Gözlem, farkındalık ve yaratıcı yaklaşımları bir araya getirerek güvenli bir alan sunmayı önemser.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar