Şüphenin Karanlık Yüzü Gaslighting
Sen olayı yanlış hatırlıyorsun, gerçek öyle değil. Çok abartıyorsun, çok hassaslaştın. Tamamen kafanda kuruyorsun vb. cümlelere hayatının bir noktasında yoğun bir şekilde maruz kalıyorsan ve bu söylenenlerden sonra kendi zihninde karmaşalar yaşamaya başlayarak hafızana, duygularına ve algılayış biçimine güvenemez hale geldiysen, yaşananları ve söylenenleri kendi iç dünyanda derin bir sorgulama süzgecinden geçirmen için kendinle başbaşa kalman ve doğruluğu test etmen gerekebilir.
Gaslighting, kişinin kendi çıkarı için başkasını yanıltması; kişinin kendi algısını, hafızasını ve duygularını sorgulamasına neden olan manipülatif bir iletişim biçimidir. İstismarcı, zorba kişilik yapısındaki kişilerin planlı ve bilinçli bir şekilde kurbanın kafasını karıştırarak, zihnini bulandırarak kendisine olan güvenini ve öz saygısını yitirmesini sağlama sonrasında karşısındakini bağımlı kılma ve kontrolü ele geçirme amacıyla uyguladığı duygusal tacizi ifade eder. Kişinin kendi algı, hafıza veya akıl sağlığından şüphe etmesine sebebiyet veren sinsi bir psikolojik manipülasyon ve duygusal istismar türüdür. Kişi romantik ilişkilerinde, akademik kariyerinde, iş ve aile hayatında bu sinsi manipülasyonların etkisi altında kalabilir. Maruz kaldığı bu manipülasyonlar sonrası kişide bazı olumsuz duygu, düşünce ve davranış örüntüleri ortaya çıkabilir. Örneğin, yoğun bir biçimde bu manipülasyon türüne maruz kalan kişi, özgüvenini kaybederek kendisini manipülasyona maruz bırakan kişiye karşı bağımlı hissedebilir. Manipülatör, yaşanmış olayların inkarını ve yalanlamasını ustaca yaparak kişiyi hafızasıyla ilgili sorgulamalarla başbaşa bırakır. Bu sorgulamalar, kişinin özgüven temelini derinden sarsabilir. Ayrıca, kişiye karşı yaptığı imalar ve dolaylı suçlamalarla kişi kendini değersiz ve yetersiz hissederek “bende bir sorun var” algısına kapılabilir. Yaşanan özgüven kaybı, utanç, suçluluk ve kaygı gibi duygular karmaşık düşünce ve inançların kişinin zihnini kuşatmasına zemin hazırlar. Bu zihinsel karmaşa sonucunda kişi kendini suçlu, çaresiz, değersiz, gergin ve güvensiz bir halde bulur. Kendi benlik algısını, gerçekliğini kaybeder, kendi sezgilerine bile güvenmekte zorlanır hale gelir. Yaşanan olumsuz duygular ve özgüven kaybının sonucu olarak da kişinin daha bağımlı bir birey haline gelmesi, kendi başına hareket etme olanağının kısıtlanması, birey olma özgürlüğünün elinden kayıp gitme ihtimalini yaşaması kaçınılmaz olacaktır. Kişinin yaşadığı bu sarsıcı sorgulamalar, zihnini kuşatan şüpheler, yaşanan özgüven kaybı, hissedilen olumsuz duygular sonrası günlük hayatın akış seyrinde olumsuz etkilenebilir. Kişi gündelik yaşantısında daha aktif ve etkin bir birey olmaktan uzaklaşarak kendi hayatının kontrolünü de kaybetme ihtimali ile başbaşa kalabilir. Hissettiği yoğun depresif duygular ve kaygı, kişinin harekete geçme motivasyonunu düşürebilir ve gündelik yaşamındaki rutinlerine odaklanmasını güçleştirebilir. Ayrıca, bu manipülasyon türüne yoğun ve sürekli maruz kalan kişilerde depresyon, kaygı bozuklukları, sosyal izolasyon gibi psikolojik rahatsızlıkların da görülmesi muhtemeldir. Dolayısıyla bununla baş etmek isteyen kişilerin öncelikle kendi benliğinde ve günlük hayatında yaşadığı değişimleri fark etmesi önem arz etmektedir. Ayrıca, ilişkinin sınırları mutlaka yeniden şekillendirilmeli, yaşanan yoğun manipülasyonlara karşı kendi anı ve duygularını not ederek gerçekliği test edecek kanıtlar oluşturulmalıdır. Bu süreçte güvenilen kişilerin desteği ve mutlaka bir uzmanın desteği, süreçle baş etme konusunda manipülasyonlara maruz kalan kişi için faydalı olacaktır. Baş etme sürecinde en önemli nokta ise kişinin kendi duygularına güvenmesi ve inanmasıdır. Bu süreçte duygularını küçümsememeli ve duygularının farkında olmalıdır. Ayrıca, kendi iç sesini yeniden güçlendirmek; ne hissettiğini, ne düşündüğünü fark etmeye çalışmak, kişinin sezgileriyle yeniden bağ kurmasına yardımcı olabilir. Brené Brown’un da ifade ettiği gibi, “İnsanların sana kim olduğunu söylemesine uzun süre izin verirsen, bir noktadan sonra kendini onların gözünden görmeye başlarsın.” Hayatımızdaki insanlarla aramızdaki sınırların sağlıklı ve kendi benlik algımızın güçlü olması, manipülasyonlara karşı daha dayanıklı olmamızı sağlayabilir.


