Narsizm, özünde derin bir empati yoksunluğu barındıran, kişinin yalnızca kendi yansımasına hayran olduğu ve kendisini her zaman en iyisi, en mükemmeli olarak gördüğü bir kişilik yapılanmasıdır. Bu durum, aslında bir psikolojik rahatsızlık olarak kabul edilmektedir. Eğer hayatınızda böyle biri varsa ve onunla bir ilişki içerisindeyseniz, bir gün değişeceği umuduyla bu ilişkiyi sürdürüyorsanız, bir psikolog olarak üzülerek hatırlatmak isterim ki; bir insanı tek başınıza iyileştiremezsiniz. Özellikle kökleşmiş bir kişilik örüntüsünü asla tamamen çözemezsiniz. Onu iyileştirme umuduyla her gün kendinizden vermek, zamanla içinizdeki neşeyi, özgüveninizi ve hayat enerjinizi tüketmekten başka bir işe yaramayacaktır. Bu nedenle, narsistleri profesyonel desteğe bırakmak, hem kendiniz hem de onlar için alacağınız en doğru karar olacaktır.
Narsist biriyle aşk yaşamak, başlangıçta büyüleyici ve adeta rüya gibidir. Size kendinizi dünyanın en mükemmel, en asil ve en özel insanı gibi hissettirir. Sanki o tutkulu aşk hiç gitmeyecekmiş gibi bir illüzyon yaratır. Hayatınıza pahalı hediyeler, ayaklarınızı yerden kesen vaatler ve göklere çıkaran sözler eşlik eder; o anlarda çok uçlarda sevildiğinizi sanırsınız. Ancak zamanla sahneler değişir ve acı gerçeklerle yüzleşmeye başlarsınız. Fark edersiniz ki, bu ilişkide hep hata yapan, hep yanlış anlayan taraf siz olmuşsunuzdur. Partneriniz her tartışmada haklı çıkar, kendi hatalarını asla kabul etmez ve sorumluluğu yalnızca karşı tarafa yükler.
Zamanla, ister istemez zihninizde “Acaba gerçekten ben mi hatalıyım?” düşüncesi oluşmaya başlar. Zaten narsist kişinin asıl amacı da tam olarak budur; sizi manipüle ederek hatanın sorumlusunun siz olduğuna inandırmak ve kendi algılarınızdan şüphe etmenizi sağlamaktır. Çünkü narsistle kurduğunuz ilişkilerde aslında tek bir kişi sevilir; o da narsistin kendisidir. Sizin yeriniz ise onu seven, onu besleyen ve bu süreçte kendi değerini unutan fedakar bir figür olmaktır. Onunla hayat giderek zorlaşır; bazen hediyelerle göklere çıkarılırken, bazen de yokmuşçasına davranılır. Hatası asla kabul edilmediği için hep onun sesi yükselir ve onun doğrularıyla ilerlenir. Zamanla fark edersiniz ki, siz de buna inanmış ve o karanlık kuyuya düşmüşsünüzdür. Oysa unutmamak gerekir ki, bir ilişki sizin hayat enerjinizi tüketmek için değil, ruhunuzu beslemek için var olmalıdır. O kuyudan çıkıp kendi varlığınıza sahip çıkmak her zaman sizin elinizdedir.
Bu kuyudan çıkışın ilk adımı, narsistin aynasındaki çarpıtılmış görüntüyü değil, kendi gerçekliğinizi görmeyi seçmektir. Onun onayına endeksli her gün, kendi benliğinize haksızlık ettiğiniz bir kayıptır. Unutmayın ki, sizi manipüle ederek küçültmeye çalışan bir sevgi, gerçek bir sevgi değil; yalnızca karşı tarafın egosunu besleyen bir esaret zinciridir. Şimdi derin bir nefes alın ve narsistin gölgesinden sıyrılıp kendi ışığınıza doğru yürüyün. Hak ettiğiniz değer, bir başkasının insafına bağlı değildir; o değer zaten sizin içinizde saklıdır. Kendinizi yeniden inşa etmek, sınırlarınızı korumak ve ruhunuza hak ettiği şefkati göstermek için geç kalmadınız. Kendi hikayenizin başrolünü yeniden devralın.


