Perşembe, Mayıs 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Mizofonide Nevrotizm ve Duygu Düzenleme Güçlüğü

Mizofoninin Yunanca kökenine baktığımızda, “misos” (nefret) ve “phonia” (ses) kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu görürüz. Bu durum, sese karşı toleransın azalması olarak tanımlanır. Ancak burada her sese karşı duyarlılıktan değil, belirli seslere karşı olan seçicilikten söz edilmektedir (Siepsiak ve Dragan, 2019). Bu sesler arasında şapırdatarak yemek yeme, nefes alma, burun çekme, klavye ve kalem tıklatma ile horlama gibi sesler yer alır. Kişiler bu tür belirli seslere maruz kaldıklarında yalnızca rahatsızlık hissetmekle kalmaz; aynı zamanda ani, kontrol edilemeyen ve yoğun semptomlarla karşılaşırlar. Öfke, sinirlilik ve kaygı gibi güçlü duygular ortaya çıkar; çoğu zaman en baskın duygu öfkedir. Bunun yanı sıra, bazı somatik belirtiler de gelişebilir. Kişi, vücudunda gerginlik ve baskı, kalp hızında artış, fiziksel ağrı ve nefes almada zorluk yaşayabilir. Yani durum yalnızca psikolojik bir rahatsızlık değildir; vücut da alarma geçer.

Bu tür belirtilere ek olarak, sesin kaynağını yok etme arzusu veya sesi çıkaran kişiye karşı yoğun bir nefret duygusu da eşlik edebilir. Kişi, mizofonik durumdan kaçınma eğilimindedir; bu durum korkuyla değil, kişinin kendisini koruma isteğiyle açıklanır. Yani mizofoni bir fobi olarak tanımlanmaz. Kişi sesten kaçınamadığı durumlarda ise sese karşı yoğun bir öfke ve tiksinti hissederek katlanmak zorunda kalır. Bu durum, bireyin günlük yaşamında önemli aksaklıklara yol açabilir. Nadir de olsa, kişi bazen duygularını kontrol edemez ve sesin kaynağına karşı sözlü veya fiziksel saldırganlık dürtüleri geliştirebilir. Hastalar genellikle kendi tepkilerini aşırı bulsalar da, kontrol edemediklerini ifade ederler. Bu nedenle mizofoni, psikoz, gerçeklikten kopma veya bilişsel bozukluklarla açıklanabilecek bir olgu değildir (Siepsiak ve Dragan, 2019).

Seslere karşı duyarlılık genellikle kişinin öznel deneyimi, geçmişi ve içinde bulunduğu durumun bağlamıyla ilişkilidir. Kişiler, yakınlarının çıkardığı seslere karşı daha fazla duyarlıyken, yabancı birinin çıkardığı aynı sesten daha az rahatsız olabilirler. Sesin bir bebek veya bir hayvan tarafından çıkarılması durumunda mizofonik tepkiler yaşamadıklarını belirten kişilerin semptomları genellikle yakın çevreyle sınırlıdır. Tetikleyicilerin akustik özellikleri değişse de, genellikle nefes ve çiğneme sesi gibi yumuşak ve düşük yoğunluklu seslere karşı tetiklenme oranı daha fazladır. Bu durum, yüksek seslere karşı hassasiyet olarak tanımlanan hiperakuzi ile karıştırılmamalıdır (Siepsiak ve Dragan, 2019).

Mizofoni, diğer bozukluklarla komorbid olabilir. Eski araştırmalar, mizofoniyi OKB spektrumuna yerleştirmeye çalışmıştır; çünkü OKB ile benzer semptomlar (takıntılı düşünceler, kaçınma davranışı, öfke sorunları) görülebilmektedir. Ancak günümüzde OKB ile bağlantısının zayıf olduğu ve mizofoninin OKB’nin bir türü olarak görülmeyeceği düşüncesi netlik kazanmıştır. Her mizofonili bireyde görülmese de, mizofoninin anksiyete, depresyon ve travma belirtileriyle birlikte görülme olasılığı toplum ortalamasına göre daha yüksektir (Siepsiak ve Dragan, 2019).

Son çalışmalar, nevrotizm ve duygu düzenleme güçlüğünün mizofoniyi açıklamada güçlü belirleyiciler olduğunu ortaya koymaktadır. Nevrotizm, bir kişilik özelliği olup, kişinin tehditlere, belirsizliğe ve stresli olaylara karşı ne kadar hassas tepki verdiğini gösterir. Nevrotik bireylerin olumsuz olaylara karşı eşikleri daha düşüktür; daha kolay kaygılanır ve öfkelenirler, stresten daha fazla etkilenir ve olumsuz duyguları daha sık yaşarlar. Yapılan araştırmalar, bu kişilerin mizofoni belirtileri geliştirmeye daha yatkın olduğunu göstermektedir (Cassiello-Robbins ve ark., 2020). Ancak her nevrotik birey mizofoni yaşamaz. İşte burada duygu düzenleme devreye girer. Duygu düzenleme, hissettiğimiz duyguları yönetebilme becerisidir. Duyguyu bastırmak değil; onu tanımak, anlamlandırmak, kabul etmek ve işlevsel biçimde ifade edebilmektir.

Mizofonik birey açısından bakıldığında, ses tek başına problem değildir. O sesin tetiklediği yoğun öfke, tiksinti veya gerginliğin kişinin nasıl yönettiği de önemlidir. Yapılan araştırmalara göre nevrotizm, mizofoniyi doğrudan artıran bir özellik değildir. Kişi yoğun negatif duygulara ek olarak duygu düzenleme güçlüğü yaşadığında mizofoni belirtileri artmaktadır. Yani iki nevrotik bireyden biri aynı sese karşı rahatsızlık hissedip yine de idare edebilirken, duygu düzenleme güçlüğü yaşayan diğer birey aşırı öfke duyup tamamen sese odaklanabilir ve kendini sakinleştirmekte zorlanabilir (Cassiello-Robbins ve ark., 2020).

Kısacası, mizofonisi olan bireyler yalnızca belirli sesleri sevmeyen kişiler değildir. Bu kişiler genellikle olumsuz duyguları daha yoğun yaşar ve duygular ortaya çıktığında onları düzenlemekte daha fazla zorlanır. Bu sebeple tetikleyici sesler, daha güçlü öfke, gerginlik ve sıkıntı yaratır.

Beyza Nur Sürer
Beyza Nur Sürer
Beyza Nur Sürer, Psikoloji lisans eğitimini Bursa Uludağ Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Yeni mezun bir psikolog olarak deneyim kazanmaya ve yeni şeyler öğrenmeye açıktır. Akademik hayatının son zamanlarında psikodrama, kişilik kuramları ve yaratıcı düşünme süreçlerinin psikolojik boyutlarına odaklanmıştır. Üniversitenin tiyatro topluluğunda üç sene boyunca oyunculuk ve sahne çalışmaları yürütmüş, bu deneyimiyle beraber insan davranışlarına dair gözlemlerini derinleştirmiştir. Sanata dair olan eğilimini psikoloji ile pekiştirmiş ve ikisinin kesişim noktasında ürünler vermeye devam etmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar