Bireylerin kendilerini doğru bir biçimde ifade edebilmeleri için iletişim büyük önem taşır. İletişim, sosyalleşmenin temelini oluşturur. Dili ve sözü kullanarak anlaşan insan için iletişim vazgeçilmezdir. Ancak etkili ve doğru iletişim, kişinin kendini tanıması ve içsel süreçlerini kontrol edebilmesiyle mümkündür. Bireye iletilen mesajların doğru şekilde anlaşılması ve içselleştirilmesi ise farkındalık düzeyine bağlıdır. Bu noktada, bireyin kendisinin ve yaşadığı anın farkında olmasını vurgulayan Bilinçli Farkındalık (mindfulness) kavramı ön plana çıkmaktadır. (Gamze Bilgiç, 2021)
Budistlere göre mindfulness en basit tanımıyla beraber bilinçli yaşama sanatıdır. Anda olma ve yargılayıcı olmayan bir şekilde kabul edilme yeteneğini geliştirme anlamına da gelir. Bu müdahaleler psikolojik müdahalelerdir. Farkındalık uygulamaları; stresi azaltması, zihni sakinleştirmesi, ağrıyı azaltması, uyku kalitesini artırması, kronik bel ve sırt ağrılarını azaltması nedeniyle psikolojik iyilik hali ile ilişkilidir. (Kabat, 2003) Bilinçli farkındalığın temellerini oluşturan ve klinik müdahalelerle ilgili literatür günümüzde daha da gelişmektedir. Farkında olma durumu en basit haliyle 3 aşamada incelenir: ilk basamak yaşamanın devam edebilmesi veya canlıların kendini dış faktörlerden koruyabilmesi için gerekli olan temel farkındalık seviyesi. İkinci aşama bireyin kendini algılaması için gerekli olan farkındalık, bu hayata bakışı değiştirir. Son ve en üst basamak olan durum, bilinçli farkındalıktır; bu kavram şimdiye kadar an be an tüm önyargılardan arındırır ve dikkat etmeyi öğretir. (Kabat-Zinn, 2005)
Bilinçli Farkındalık Ve Psikopatoloji
Farkındalık temelli müdahaleler klinisyenlerin çoğunlukla kullandığı bir yöntemdir. Stres seviyesinin düşmesine ve olumlu duyguların artmasını sağlar. Bilinçli farkındalığın Psikopatoloji üzerindeki etkisi daha detaylı incelendiğinde; öncelikli olarak depresyon ve kaygı gibi dünya genelinde yaygın olarak görülen psikolojik sorunlar üzerinde önemli etkilere sahip olduğu görülmektedir (Lomas ve arkadaşları 2017, Al-Ghalib ve Salim 2018).
Depresyon
Bilinçli farkındalık temelli uygulamaların bireylerin psikolojik iyilik hâlini güçlendirdiği ve stres yaratan etmenlerin olumsuz etkilerini hafiflettiği bilinmektedir. Bu durum, söz konusu uygulamaların çeşitli psikopatolojik tabloların tedavisinde kullanılabilirliğini gündeme getirmektedir. Bu bağlamda, bilinçli farkındalığın özellikle kronik depresyon üzerindeki etkilerinin ele alınması anlamlı görülmektedir. Kronikleşmiş ve yineleyici seyir gösteren depresyon türleri, bireylerin günlük yaşam işlevselliğini ciddi biçimde sekteye uğratmakta ve tedaviye yanıt verme olasılıkları görece düşük olabilmektedir (Thase ve ark. 1994). Farklı örneklem gruplarıyla yürütülen ve bilinçli farkındalık uygulamalarını içeren deneysel çalışmalar incelendiğinde, depresif belirtilerde azalma yönünde olumlu bulgular elde edildiği dikkat çekmektedir. Bununla birlikte, deneysel çalışmaların yanı sıra betimsel araştırmalarda da bilinçli farkındalık uygulamalarının depresyon belirtilerinin hafiflemesi üzerinde anlamlı ve olumlu etkiler yarattığı önemli bir bulgu olarak ortaya çıkmaktadır.
Yeme Bozuklukları
Bir diğer önemli psikolojik problem alanı olan yeme bozuklukları, genel olarak bireyin günlük gereksiniminin çok üzerinde besin tüketmesi ya da yemek yemekten aşırı ölçüde kaçınmasıyla tanımlanmaktadır (Godsey 2013). Farkındalık temelli yaklaşımların, hem bulimia nervoza ve anoreksiya nervoza tedavisinde uzun vadeli ve etkili sonuçlar sağladığı hem de bireylerin sağlıklı besin tercihi yapmaları ve dengeli bir beslenme düzeni geliştirmeleri üzerinde olumlu etkiler oluşturduğu ortaya konmuştur (Hepworth 2010). Bunun yanı sıra, yeme davranışına ilişkin bilişsel çarpıtmaların psikolojik açıdan olumsuz sonuçlara yol açabildiği ve bireylerin farkındalık düzeylerinin azalmasıyla ilişkili olduğu belirtilmektedir (Masuda ve Wendeell 2010). Kristeller ve Wolever (2011) tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada, tıkınırcasına yeme bozukluğu tanısı almış bireylerde bilinçli farkındalık temelli yeme eğitiminin etkileri incelenmiştir. Bulgular, bu eğitimin tıkınırcasına yeme bozukluğu ile ilişkili kompulsif yeme davranışlarının denetlenmesi, yiyecek seçiminde farkındalığın artırılması, yeme davranışına başlama ve sonlandırma süreçlerinin düzenlenmesi ile tokluk sinyallerinin daha sağlıklı algılanması konularında anlamlı katkılar sağladığını göstermiştir. Bu bulguları destekleyen betimsel bir çalışmada ise bilinçli farkındalık, yeme davranışı, tıkınırcasına yeme ve duygudurum arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. Araştırma sonucunda, bilinçli farkındalık düzeyinin azalmasıyla birlikte tıkınırcasına yeme örüntülerinin ve duygudurumdaki dengesizliklerin arttığı belirlenmiştir (Giannopoulou ve ark. 2020).
Sosyal Anksiyete Bozukluğu
Üçüncü dalga bilişsel terapilerin temel bileşenlerinden biri olan bilinçli farkındalık temelli müdahalelerin, ulusal ve uluslararası alan yazında yürütülen araştırmalarda giderek daha fazla öne çıktığı görülmektedir. Bu çalışmalar, söz konusu müdahalelerin ruhsal bozuklukların tedavisinde önemli bir yere sahip olduğunu, sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisinde etkili sonuçlar sunduğunu ve bireylerin yaşam kalitesini artırabildiğini ortaya koymaktadır (Koszycki, Benger, Shlik ve Bradwejn, 2007; Morrison ve ark., 2019). Söz konusu bilinçli farkındalık temelli müdahalelere ek olarak, alan yazında araştırmalarda kullanılan farklı müdahale programlarının da yer aldığı görülmektedir. Kabul Temelli Maruz Bırakma Terapisi (KTMBT; Acceptance Based Exposure Therapy), Farkındalık ve Kabul Temelli Grup Terapisi (FKTGT; Mindfulness and Acceptance-Based Group Therapy) ve Farkındalık Temelli Müdahale (FTM; Mindfulness Based Intervention) bu yaklaşımlar arasında örnek olarak gösterilmektedir.
Kabul ve Kararlılık Terapisi’nde (Hayes ve Wilson, 1994) yer alan temel kavramlardan yararlanılarak geliştirilen KTMBT’de, bireyin başkaları önünde konuşma gibi kaygı uyandıran durumlarda ortaya çıkan rahatsız edici düşünce, duygu ve bedensel duyumları kabul etmesi ve bu içsel yaşantıların etkisini azaltmaya odaklanması amaçlanmaktadır. Bu müdahale programı, “şimdiki an ile tam temas kurabilme ve bireyin değerleri doğrultusunda davranış değişikliği ya da davranışta süreklilik sağlayabilme” olarak tanımlanan Psikolojik Esneklik becerisinin geliştirilmesini hedefleyecek şekilde yapılandırılmıştır.
Sonuç
Bilinçli farkındalık temelli müdahalelerin bireylerin psikolojik iyilik hâlini güçlendirdiği, stresle başa çıkma becerilerini artırdığı ve çeşitli psikopatolojilerin tedavisinde etkili bir yaklaşım sunduğu görülmektedir. Depresyon, yeme bozuklukları ve sosyal anksiyete bozukluğu gibi yaygın ruhsal sorunlar üzerinde olumlu etkilerinin ortaya konması, bu müdahalelerin klinik uygulamalardaki önemini artırmaktadır. Alan yazındaki bulgular doğrultusunda, bilinçli farkındalık temelli yaklaşımların farklı psikolojik sorun alanlarında destekleyici ve tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir.
Kaynakça
-
Aktepe, İ., & Tolan, Ö. (2020). Bilinçli farkındalık: güncel bir gözden geçirme. Psikiyatride güncel yaklaşımlar, 12(4), 534-561.
-
Muhtar, G., & Tolan, Ö. Ç. (2021). Sosyal anksiyete bozukluğu olan yetişkinlerde bilinçli farkındalık temelli müdahalelerin etkililiği: sistematik bir gözden geçirme. Psikoloji Çalışmaları, 41(2), 427-458.
-
Bilinçli Farkındalık (Mindfulness) Nedir, Kimler Bilinçli Farkındalık Eğitimi Yapabilir.
-
AKÇAKANAT, Ö. Ü. T., & KÖSE, A. G. S. BİLİNÇLİ FARKINDALIK (MINDFULNESS): KAVRAMSAL BİR ARAŞTIRMA.


