Perşembe, Aralık 4, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Korkularıma Teşekkürler

Başlık size biraz ilginç gelebilir. Bir insan nasıl korkularına teşekkür edebilir ki? Korku, teşekkür edilebilecek kadar olumlu bir duygu haline nasıl gelir, diye sorabilirsiniz. Haklısınız. Çünkü bize her zaman olumsuz duyguların içinde korku örnek verildi. Bir şeyden korktuğumuzda hep bunu “aşmamız” gerektiği söylendi. Ama kimse bize korkuyla nasıl yaşanır, bu duyguyu nasıl dönüştürürüz, korkudan nasıl öğreniriz, bunlardan bahsetmedi. Ben bu yazımda tam olarak bundan söz etmek istiyorum.

Her birimizin hayatta korktuğu olaylar, durumlar, yerler, kişiler, hayvanlar ya da düşünceler olabilir. Bir şakaya gülmemiz kadar normaldir bazı şeylerden korkmak. Çünkü korku, aslında doğuştan gelen ve bizi hayatta tutan temel duygulardan biridir. Alışkın olmadığımız hisler, bir anda hayatımızın ortasında beliren gerçekler bizi endişelendirebilir. İşte o zaman bunlarla nasıl başa çıkacağımızın ve en çok da bu korkuyu nasıl yok edeceğimizin yollarını aramaya başlarız. Oysa bazen korkuyu yok etmeye çalışmak yerine, onu anlamaya çalışmak çok daha faydalı olabilir. Çünkü korku, görmezden gelindiğinde büyür; ama onunla konuşulduğunda küçülür.

Tam da böyle süreçlerden geçmiş biri olarak yıllar sonra fark ettim ki bu korkular benim yalnızca “aşmam” gereken hisler değilmiş. Öncelikle anlamam gereken; neden korkuyorum, korktuğumda nasıl tepkiler veriyorum, bu duygu bana hangi mesajı taşımaya çalışıyor gibi soruların cevaplarıyla başlamam gerekiyormuş. Çünkü artık biliyoruz ki anlaşılmayan hiçbir duygu çözümlenemez. O duyguyu karşımıza alıp onunla sohbet etmeliyiz, en derinine inmeye cesaret etmeliyiz. Onu anladıktan sonra çözüm yollarına geçmek her zaman çok daha kalıcı ve sağlıklı olacaktır.

Sonrasında ise bu korkuyla ne yapacağımıza karar veririz. İşte burada karşımıza hiç bilmediğimiz bir kavram çıkar: korkunun elinden tutmak. Onu aşmaya, yok etmeye, hiç olmamış gibi davranmaya çalışmaktan farklı bir yoldur bu. Çünkü hayatta ilerlememizi sağlayan etmenlerden birinin de korku olduğunu fark ederiz. Korku, bazen bizi koruyan, bazen de harekete geçiren bir güçtür. Tehlikeli bir akıntıda köprü, koca bir yangının ortasında su, yükselmemiz gereken yerlerde kanatlarımız olur. Bizi geri çeken değil, aslında ileriye taşıyan bir enerjiye dönüşür.

Ben de kendi hayatımda korkularımdan korkmayı bırakıp onları dinlemeye başladığımda, onların aslında bana zarar vermek için değil, yol göstermek için hatta çoğu zaman beni güçlendirmek için var olduğunu gördüm. Örneğin başarısız olmaktan korkmak, bizi daha çok çalışmaya ve hazırlanmaya itebilir. İnsan kaybetmekten korkmak, sevdiklerimizin kıymetini anlamamıza yardımcı olabilir. Yalnız kalmaktan korkmak, kendi iç dünyamıza dönüp kendimizle dost olmamızı sağlayabilir. Yani korkularımızın hepsi, doğru bakıldığında bize bir şey öğretir ve güçlendirir.

Bugün artık biliyorum ki korkularımız bize düşman değil, aksine küçük bir çocuğun elinden tutup onu karşıdan karşıya güvenle geçiren ebeveynler gibidir. Onları bastırmak yerine kabul etmek, bizi daha olgun, daha bilinçli ve daha güçlü bireyler haline getirir. Evet, korkmak bazen çok zorlayıcıdır; göğsümüzde taş gibi bir ağırlık yapabilir. Ama aynı zamanda büyümenin de kapısını aralar. Çünkü her korkunun ardında yeni bir öğrenme, yeni bir keşif, yeni bir güç vardır.

Bu yazıyı yazmamda bile korkularımın çok büyük bir payı var biliyor musunuz? Gelecek korkularım, başarısızlık korkularım, mesleki endişelerim, başkalarının ne düşüneceğine dair kaygılarım, korktuğum düşüncelerim… Hepsi beni buraya getiren yolda bazen durup dinlendiğim, bazen biraz geriye gidip gücümü topladığım duraklarım oldu. Eğer o korkular olmasaydı belki de bugün yazmaya başlamayacak, içimdeki sesleri duyamayacaktım. Bu yüzden onlar yalnızca zorlayan değil, aynı zamanda harekete geçiren duygular oldular.

İşte bu yüzden ben kendi korkularıma teşekkür ediyorum. Bana gösterdikleri yollar için, beni korudukları için ve beni ben yapan deneyimlerin bir parçası oldukları için… Siz de kendi korkularınıza izin verin. Korkuya kulak verin, ondan öğrenin. Bırakın o yolda korkunuz size eşlik etsin, elinizden tutsun. Bırakın sizi bazen yavaşlatsın, bazen düşündürsün, bazen de gücünüzü fark ettirsin. Çünkü korkular, aslında bize yük değil, doğru taşındığında hayat yolculuğunda eşlik eden en sadık rehberlerimizdir.

Tuba Güler
Tuba Güler
Tuba Güler, ağırlıklı olarak çocuk ve ergenlerle çalışmaya başlamış, yetişkinlerle çalışmak konusunda ise eğitim sürecine devam eden bir psikologdur. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), çocuk merkezli oyun terapisi, filial terapi ve kum terapisi alanlarında eğitim almış; çeşitli psikolojik testler konusunda da uzmanlaşmıştır. Danışanlarıyla eğitimler kapsamında aktif olarak terapi süreci yürütmekte, aynı zamanda İmago Psikoloji dergisinde düzenli yazılar kaleme almaktadır. Psikolojiyi topluma ulaştırmayı amaçlayan Güler, sosyal medyada empatik bir dille psikolojiye dair merak edilen konuları paylaşmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar